- Kategori
- Kitap
İSTANBUL HATIRASI

İlk olarak "Aşk Köpekliktir" adlı hikaye kitabıyla tanımıştım O'nu...Sürükleyici anlatımıyla kaleme aldığı 10 ilginç hikayede, aşkın çılgınlık, aşkın imkansızlık, aşkın onursuzluk ve aşkın kederli hallerini, aşkın aklımızı teslim alan tutkulu ve en son O'nun deyimiyle, aşkın köpeklik(!) hallerini okumuştum. Adeta gerçek birileriyle sohbet eder gibi, adeta karşımdaki birilerinin başından geçen aşkın gerçek perişanlık hallerini dinler gibi...
Daha sonra, mesleği herşeyin önünde gelen istihbarat elemanı Sedat'ın, teşkilat içindeki pasifize edilişini, düştüğü boşluk duygusuyla mücadelesini ve hayatının mihenk noktasına koyduğu genç sevgilisi Mine'yle yaşadığı tutkulu, gizemli ve tehlikeli aşk ilişkisini anlattığı polisiye romanı "Sis ve Gece"yi hatim etmiştim.
Son olarak geçen sonbaharda yine "Bab-ı Esrar"la, yaşam, ölüm, tasavvuf, din, inanç, aşk gibi kavramlar üzerinde bir kez daha düşünmüş, Şems-i Tebrizi ve Mevlana ilişkisini bu defa O'nun yorumuyla okurken, dilindeki açıklık, sadelik ve kurgularındaki akıcılığa hayran kalmıştım.
***
O, Ahmet Ümit ve işte son romanı "İstanbul Hatırası"
İstanbul'un Bzyation adıyla ilk kurulduğu yıllarda bir kutsanma töreni ile başlayan ve ardı ardına işlenen tüyler ürpertici cinayetlerle devam eden bir hikaye...
Binlerce yıllık geçmişiyle, yağmalanmış tarihi zenginliğiyle, talancıların hadım ettiği doğal güzellikleri ile kaybolan umutların 7 tepeli şehri; İstanbul...
Geçmişine, dostlarına ve sevdiklerine sıkı sıkıya bağlı bir duygusal ama geçmişteki acılarla başedebilmek adına duygularını mesleki kimliğinin ardına saklamaya çalışan bir adam; Başkomiser Nevzat ve bir anlamda onun hayata yeniden başlamasına, hâtta tutunmasına sebep olan, aşık olduğu kadın; Evgenia...
Birbirlerine olan ilgilerini bir türlü açıkça ifade edemeyen yardımcıları; Bıçkın, gözükara komiser Ali, akıllı ve güzel kriminalist Zeynep...
Nevzat'ın can dostları, çocukluk arkadaşları;Yekta ile Demir...
Kitabın başından itibaren cinayet zanlıları oldukları düşündürülen; Topkapı Müzesi Müdiresi Leyla, onun sevgilisi Namık, ve işadamı Âdem Zeydan ise romanın belli başlı ana karakterleri.
Ahmet Ümit, sadece bir cinayetler dizisi kurgulamamış, bir araştırmacı, bir tarihçi kimliğiyle İstanbul'u ve İstanbul'un tarihini anlatmış. Yetmemiş, kaybedilen sevgilileri, kederle kaybedilen ümitleri, yaşanan kentlere ve geleceğe adanan ömürleri de anlatmış...
Ve araya Mimar Sinan'ın Mihrimah Sultan'a olan aşkı gibi hüzünlü ama Ali ile Zeynep'inki gibi şirin aşk hikayeleri serpiştirmiş.
...
Neredeyse 8 günden beri el ayak uyanmadan, sabah saatlerinde okuyordum "İstanbul Hatırası"nı...Nihayet bitirdim...Gerçi geç oldu ama sindire sindire oldu...
Bu gece, heyecan ve merakla ulaştım kitabın sürpriz sonuna... Ne mi düşündüm? Son sözüm mü?
"Vay canına! "
Bilmem anlatabildim mi?


