- Kategori
- İstanbul
İstanbul trafiği nasıl çözülür?

İstanbulİ; on beş milyon nüfüslu koca metropol dolayısıyla her yerde bir yığınla karşılaşma sözkonusu. Halkekmek sırası akbil sırası hastane koridorlarında yığınlar igdaş, iski merkezlerinde fatura ödeme kuyrukları ve en önemlisi yollardaki araç kalabalığı mealinde kullandığımız trafik..
Trafik; İstanbul’un en önemli meselelerinden biri hatta meselesi diyebiliriz.
Nasıl mı çözülür? Bunun üzerine kafa yorması gereken İBB veya ilgili birimidir. Vatandaş olarak biz sadece öneri ve dileklerimizi iletebiliriz.
Trafik nasıl meydana gelir? Öcelikle bunu tanımlamak gerekir.Tesadüfen mi bu kadar araç bir araya geldi Darwin veya evrimciyseniz evet diyebilir ya da suçu tabiat anaya atabilirsiniz.
Trafik dediğimiz bazı hedef noktalarına varmak üzere şuurlu ve düşünebilen insan tarafından yönetilen araçların ortak noktalarda oluşturdukları yığılmadır. Herşeyin bir sınırı ve kapasitesi var yolların da öyle aşıldığı zaman tıkanma meydana gelir.
İnsanlar yürüyerek mi işe gitsinler yada gitmesinler mi diyen yok aksine bencilce veya vurdumduymaz davranarak hem kendi işimizi hemde başkalrının işini aksatmış olunur.
Ben İETT ye binecek adamıyım gibi gurur kokan söylemlerle koskoca araca kurulup yandan geçip camdan bakan iett yocularına nispet yaparcasına müziği de son seviye açmak bencillik emaresidir. Aynı zamanda toplumsal nefreti körükleyen sebebtir. Komünist söylem de değil özel mülkiyete de karşı da bir düşüncem yok. Hiç olmazsa koca araba boş gitmesin bir eş başka arabada diğeri başka arabada işe gidip te trafik felç edilmesin. Hatta toplumsal sevgiyi oluşturabilmek için komşular birbirini işine bırakabilir.
Artık toplu taşıma araçlarına ayrı yol veya şerit mi tahsis edilir,
Koca araçlarla trafiğe tek başına çıkanlara tedbir mi konulur, yol başlarına onlara israf veya kul hakkı olduğunu anlatacak polis ve zabıta mı dikilir?
Özel araç vergisi mi yükseltilir?
Sadece düşüncelerim bunu yapacak İbb’nin ulaşım koordinasyonu mu yoksa emniyetin trafik birimi mi devlet erkanına bırakıyoruz.