​ İstanbul'un gözleri gülüyor / İstanbul / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

29 Eylül '06

 
Kategori
İstanbul
 

İstanbul'un gözleri gülüyor

İstanbul'un gözleri gülüyor
 

Akşam ile gecenin kucaklaştığı vakitlerdeydik. İş çıkışı olduğundan biraz yorgun, biraz uykulu, servis aracında müzik dinleyip ilerliyorduk. Pek çok anda halimizden şikayet ederiz. Böyle bir şikayete çok uygun bir ruh hali içindeydim. Yağan yağmurdan, trafiğin kimi zaman sıkışmasından, yoldaki bir çukurun arabayı sarsmasından, hayattan v.s. den şikayet edebilirdim.

Kafamdan bunlar geçerken, gözlerimde yol üzerindeki şerit çizgilerine dalmış, onları takip etmeye çalışıyordu. Beni hipnoz etmek isterlercesine hızla akıyorlardı. Uzun bir süre yola bakmışım. Müziğin susması ile kendime geldim ve gözlerimi yoldan kaldırıp penceren dışarı baktım. Islak ve hafif buğulu pencereden hem kendi yansımamı hem de dışarıyı görebiliyordum. Kimi zaman yanımdan geçen araçtakilere kimi zamanda dışarda dolaşan insanlara bakıyordum. Aynı şehri paylaşan yüzlerce kişiden sadece birkaçıydık. Birbirimizden haberimiz bile yoktu belki, ama ortak bir noktada İstanbul'da buluşmuştuk.

Kimi işinden evine gidiyor, kimi eğlenceden dönüyor, kimi bu şehri terkediyor, kimi de öylesine geziniyordu. Merak etmiştim o anda insanların neler yapıp neler düşündüğünü. Aklıma olur olmaz bir çok kişi gelmişti. Düşündüğüm herkesi görmek istemiştim o anda, ama buna imkan yoktu.

Sonra ıslak pencereye tekrar baktım. Ben ne yapıyorum dedim kendi kendime. Milyarlarca insandan biri olarak, gecenin bu saatinde hafif soğuk ve sessiz bir aracın içinde evime doğru gidiyordum. Bulunduğum ortam sanki biraz kasvetli gibiydi. Ama ne olduğunu bilmediğim bir his bana sürekli umut aşılıyordu.

O sırada dışarda aydınlığın birden çoğaldığını gördüm. Işıklar boğazdan yansıyordu. Daha bir dikkatli baktım dışarı. Elimle camın buharını temizledim. Soğuk pencere elime temas edince, içimdeki umudun nereden geldiğini anladım sanki. Birbirine bakan iki kara parçası ve aralarında akan bir deniz. Üzerindeki tarihe tanıklık etmiş binaları ve mistik bir hava yaşatan manzarasıyla, boğazdan geçmek bir şölen yaşatmıştı bana.

Az önce düşündüğüm herkesten daha şanslı gördüm kendimi. O anda boğazın tadını çıkarabiliyordum çünkü. Bunu nasıl yaptığımız değildi önemli olan. Hayatın bize sunduklarını yakalayabilmekti. Köprünün kulelerinde yanan fenerler bir flaş gibi gözümde patlayıp geride kaldı. Şimdi tam da denizin ortasında bir yerlerdeydik. Gideceğimiz altı üstü bir km.'lik bir yoldu ama bu bizi kıtalar arası bir yolculuğa çıkarıyordu.

Çok sevdiğim İstanbul'a bir kez daha şükranlarımı ilettim. Herkesin sahip olamadığı miraslar bırakıyordu bize. Biz almasını, yaşamasını bildikçe çok şeyler sunuyordu aslında. O an farketmesem de gözlerim gülüyordu. Çünkü ardımda kalan boğazda İstanbul'un da gözleri gülüyordu bana.

 
Toplam blog
: 12
: 2017
Kayıt tarihi
: 29.09.06
 
 

Merhaba, İ.Ü. İşletme Fakültesi öğrencisiyim. Aynı zamanda da özel bir bankada çalışmaktayım. İstanb..