- Kategori
- İstanbul
İstanbul
İstanbul'u dinliyorum gözlerim kapalı" demiş Orhan Veli. Ben İstanbul'a geleli, yirmiş yıl olalı.
Neden geldim İstanbul'a. Gel dediler geldim. Sevmesine sevdim. Tanıdım bir dolu insan. Sevdim kimilerini. Göresim yok kötülerini. Yakınlarımı kaybettiğim ve yalnızlıklarımın başladığı şehir. Onda, onunla buluşmadan kaybolduğum şehir. Hem çekici hem ürkütücü. Hem-hem kuantum gibisin şehir. Sonsuz gibi. Sonlayan şehir. Çok bunalmıştım bir gün ya, çıktım Rumeli hisarına. Seyreyledim bir nişten, onu. Görünen o taş pencereden güzeldi doğrusu. Çıkınca hisardan dışarısı deli dolu.
Değil tam Anadolu, biraz batıca, iç güveysinden hallice. İndim birde Haliç'e, görmedim altın boynuzu, çıkarsan yokuşu, güzeldir Pier Loti de kehvenin kokusu.
Yedi tepe İstanbul, zerafetin sembolü camilerin ne güzeldi silueti bozmasaydı gökdelenler.
Kaleler, kuleler bir dolu hikayeler. Tepesinde Yuşa'nın bitmez dilekler.
Bebek, arnavut kaldırımlımıdır Arnavutköy. Kasırlar, hanlar, Kapanmış Markiz, Baylan Beyoğlu olmuş sıradan zarif mimarisi görünmeyen Beyoğlu. Çiçekli pasaj, anılarını zor saklar. Eski yeni karışmış. Yok bir ahenk. Sıvaları dökük, demir filizli kaçak evler. Aynı kibrit kutusu. Bir huzur aranılan Kalamış yok. Eski anlatılanlar albümlerde kalmış.
Bir semti varmış şişli, bir semti Güneşli. Çok uzaklar alamazlar beni.Unkapanında kapanlar, rantlardan köşe kapanlar. Fıstıkağacında fıstıksız çamlar, Çamlıca da külhanlar.
Çok karışıksın İstanbul hem de şaşkın Yorgunsun belli ki Sana çok dokunmuş eller.
Ey şehr-i İstanbul Sana gelmeyen bir, gelen bin pişman.
Yine de güzelsin hani cami yıkılmış mihrap yerinde denen güzellerdensin.
Kolay gelsin. Sane ve sende yaşayanlara...
Cahideden /Ankaralı/ 23.3.2015 miş.