- Kategori
- TV Programları
İstanbullu Gelin Dizisinde Kelebek Etkisi

İstanbullu Gelin dizisi ilk yayın gününden beri reytinglerin efendisi oldu. Herkes dizide anlatılan gelini merak etti, “kim bu İstanbullu Gelin” diye araştırmaya başladı. Evet, bu öykü gerçek bir öyküden evrilmiş bir dizidir. Dr. Gülseren Buğdaycıoğlu’nun danışanlarının hikayelerini bir kitapta yazıp, yayımlaması ile başlayan öykü buralara geldi. Ama asıl bu hikayenin içinde çok önemli bir gurup vardır ki herkes o kısmı es geçiyor.
Herkes Avukat Can’ın gerçek olup olmadığını düşünüyor, yollar nasıl birleşiyor, aykırı karakterli bir avukatın orada ne işi var? İşte bu soruların cevabı Beyaz Kelebekler adlı müzik gurubunun Türk Müzik Tarihine vurduğu oradan diziye sıçrayan bir kelebek etkisidir. Bu arada Murat Aygen avukat karakterini gerçekten çok iyi oynuyor. Felsefik öngörüleri ile öngörülü, müzik hayatı ve giyim tarzı ile özgün Can tiplemesini çok beğendim.
Beyaz Kelebekler bir pop gurubudur!
O zamanların Türk popunun zirveye yerleşmesi ile öne çıkan uzun yıllar şarkıları dillerde dolaşan bir gurup. Ben son zamanlarına yetiştim ama dilimde hala “Sen gidince bak neler oldu? Kalbimin ucu yandı tutuştu!” şarkı vardır. Mutlaka sizde duymuş ve mırıldanıyorsunuzdur. Albüm değil plakları vardı. Plaklar 45 lik ve Long Play diye ikiye ayrılırdı. 45lik de 2 şarkı, Long Playde ise şimdilerinin albüm çalışması yer alırdı. Pikaplarda plaklar çalınır, önlü arkalı dinlenir, insanlar kibar, tatlı, neşeli tavırlarla dans ederdi.
1963 yılında Kabataş Erkek Lisesinde okuyan 5 genç adam tarafından kurulmuştur.
O yıllarda (buna ben de yetiştim) liseler arası müzik yarışmaları vardı ve bu yarışmayı kazanmak çok önemliydi. Öğrencilerin ve öğretmenlerin okullarının ismini bütün Türkiye’ye duyurmak için bu müzik yarışmasına destek verir, prestij sahibi olmaya sanatça yaklaşılırdı. Yarışma prestijini uzun yıllar korudu. Bitmesi 12 Eylül tarihidir, tabi şimdilerde böyle yarışmalar yok! Kim oturup gurup çalışması yapacak, kim bireysel değil de topluluk olmayı becerecek, kim sanatla ilgilenecek, müzik aleti çalmak gibi zorlu bir yola kim girecek? Günümüz için çok zor, işimiz var bizim sosyal medya bizi bekler!
İşte ben değil bizin önemli olduğu o yıllarda kurulan gurup, bu yarışmanın etkisiyle kurulmuştur. Sadece solist değil orkestra üyeleri de liseli olmak zorundaydı, yarışmanın değişmez kuralı buydu. Büyük olasılık ile Kabataş Erkek Lisesinde yatılı olarak kalıyorlardı. O zaman şehir içinde otursanız bile çocuğunuzu disiplin yuvalarında yatılı olarak okutabilirdiniz. Çocuklar okullarını orta ve lise beraber okurdu yani 6 sene başarı ve disiplin sahibi bu okularda okurdu. Sonra da milyonlarca öğrencinin girdiği, özel üniversitelerin olmadığı zamanlarda en iyi üniversiteleri kazanırdı. Çocuklarınızı devlet okuturdu! Ben de Nişantaşı Kız Lisesinde bu şekilde 6 sene okudum, ne günlerdi! Hem öğrendik, hem eğlendik ve kocaman bir aile olduk, hala görüşüyoruz.
Beyaz Kelebekler nasıl ünlü oldu?
Beyaz Kelebekler’in 5 üyesi aralarına 7 yaşında (yanlış okumadınız) olan gitarist Ercüment Ateş’i de alıp, bir de yanlarına ilk bayan vokalistleri olan Ayşe Sütçü ile büyük konserler vermeye başladılar. Onların profesyonel yaşamları ise Turgut Akyüz ile başladı. 1968 yılında İran Şahı'nın misafiri olarak sarayda 14 gün kalıp tam 6 tane konser vermişlerdir.
1970 Adapazarı konseri onları birbirinden ayırdı!
Konsere giderken geçirdikleri kaza sonucu 3 Kelebek ebediyete uçtu (Rıfat Eke, Altan Eke, Behzat Kutlubağ). Beyaz Kelebekler bir araya gelmek istemeseler de çevre baskısı yüzünden 4 yeni ekip arkadaşı edinerek tüm Avrupa ülkelerinde konserler vermiştir.
Beyaz Kelebekler 1975 yılında Ercüment Ateşin bestesi “Sen Gidince” ile Hollanda plak listelerinde bir numara olmuştur. 1980 yılında Türkiye değişti ve biz onların müziğe vedasını gördük. Bu veda aslında dönemin siyasetine “ 12 Eylül 1980 Darbesi” olarak geçen cunta yönetimi nedeni iledir. İzmir Fuar’ı Ağustos ayında 1 ay etkinlik veren uluslararası ticaretinde yer aldığı bir üretici fuarıydı. Katılan ülkelerin bazıları şu anda bölünmüş ve içlerinde bir sürü yeni ülke çıkmıştır. İçinde çeşitli eğlencelerin, bedava ürün tanıtımları, tiyatro oyunları, gazinolarında yer aldığı inanılmaz bir şenlik alanıydı. 1980 yılında İzmir Fuarın için giden ailem beni de İzmir’e götürmüştü ve ben de 1 ay onlarla beraber otelde kalıp, fuarın altını üstüne getirmiştim. Sonra fuardan döndük ve 12 Eylül oldu!
Beyaz Kelebeklerin müziği bırakma tarihini yazarken sakince “İzmir Fuar dönüşü” diye yumuşatılarak müziğe vedalarının altı çizilirken asıl fuar sonrası ülkeye vurulan darbe etkisi olduğunu kimse yazamaz, yazmaz ya da bilmez.
Kurucu üyeleri: Rıfat Eke, Altan Eke, Ender Akacan, Behzat Kutlubağ, Bülenç Ortaç
Sonradan Katılan Üyeler: Gürhan Nafiz Tarako, Ercüment Ateş, Ahmet Erbay, Turgut Akyüz, Rıdvan Sinanoğlu, Özkan Altıntaş
Vokaller: Ayşe Sütçü, Azize Gencebay, Ülkü Üst, Ahmet Erbay, Sevil Özyurt, Semra İleten, İpek Bilgin
Beyaz Kelebeklerin müziği bırakma nedeni bu!
Ülkeye vurulan darbe, o devrin müzik devi Beyaz Kelebekler’in üzerinden de tank paletleri ile geçmiştir. Bu yazıyı aslında bir saygı duruşu olarak yazıyorum. İstanbullu Gelin’in gerçek öyküsünü kitaptan okuyup, Beyaz Kelebekler’i de benden dinleyin istedim. Sahneleri çok kuvvetliydi onları İzmir Fuar’ında tam da müziği bırakmadan az önce dinledim. Çok enerjik sahne performansları vardı. Hep aklımda, yüreğimde öyle kaldılar. Umarım yazının sonunu okuma fırsatı bulmuş, sıkılmadan okumuşsunuzdur. Sansasyonel değil, öğretici bir şeyler yazmak istedim.
Hayatta öğretmeniz ve öğrenmeniz dileği ile…
http://blog.milliyet.com.tr/eceer
https://www.facebook.com/eceeryazilari
https://www.facebook.com/dizisin
https://www.facebook.com/EceERFanClub