​ İşte özlenen Fenerbahçe bu... / Futbol / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

17 Şubat '16

 
Kategori
Futbol
 

İşte özlenen Fenerbahçe bu...

İşte özlenen Fenerbahçe bu...
 

O anki skor yazılı olmasa, oyuna bakanın düşüneceği belli:

Fenerbahçe geride, Lokomotiv Moskova önde...

Geride olan takım, nasıl can havliyle oynar; önde olan, istediği skorun son düdükle noktalanmasını bekleyen bir oyun tutturursa öyle... O oyun, geriye çekilme, kapanma, gol yememeye dönüktür.

Oysa durum bambaşka...

Fenerbahçe 1-0 öndeyken de, 2-0’ı bulduktan sonra da gol aradı, gol...

Saldıran, baskı yapan, gol arayan, bulduğu pozisyonlarda ikisi dışında gol bulamayan, ama son ana kadar rakip kaleyi abluka altına alan, rakibi, etkili oyun anlamında, oynatmayan, kendisi oynayan bir Fenerbahçe...

Taraftarın özlediği Fenerbahçe!..

*****

Lokomotiv Moskova karşısında özlenen futbolu oynayan Fenerbahçe’yi anlatmak...

Eleştirilecek bir yan olmadığı için, yazılmak için sıraya giren sözcüklerin oluşturacağı övücü cümleleri kurmak, sanıldığı gibi kolay değil. Översin, anlatırsın, ama önemli olan nasıl anlattığındır.

Fenerbahçe, hiç bu kadar etkili oynamamıştı. “Kötü” oynayan yoktu. Bugüne kadar eleştirilen, gerçek gücünü gösteremediği düşünülen futbolcular, bu maçta bir başkaydı.

Rakip, Süper Lig’de alışık olduğumuz kimi takımlara hiç mi hiç benzemiyordu.

(Sahada, hakemle iletişimi öyle “laubali” olan, “çirkeflik” yapan, hakemi çembere alarak etkilemek isteyen, sertlikte kuralların dışına çıkan... futbolcular yoktu.)

Ya hakemler?

Futbolcularla iletişimi el kol hareketleriyle, öyle, uçaklarda, tehlike anında neler yapılması gerektiğini ses eşliğinde canlı hareketlerle anlatan hostesler misali hakemler... yoktu.

Ağzında düdük olanı da, elinde bayrak olanı da, bizimkilere hiç mi benzemiyordu. Çünkü bizdekiler, ”zırt pırt” düdük çalmak, bayrak kaldırmak için sahada oluyorlar, ne yazık ki... Oysa o yabancı hakemler, seyir zevki versin diye yönetiyorlardı maçı.

Bu hakemleri gördükten sonra, başta karar sahiplerinin ve onlar gibi düşünenlerin niye yabancı hakem için “İstemezük” demelerinin bir hükmü kalmıyor.

*****

Pereira, maçtan bir gün önce, ne güzel saptamalar yapmıştı:

 “Bazı insanlar, uzun vadeli hedefler koyarlar, ama bana hayatın öğrettiği çok önemli bir şey var: Küçük hedefler, sizi büyük hedeflere götürür ve adım adım devam etmek gerekir.”

Bir teknik direktör bakışı...

Bu bakışı, yaşamın her alanında uygulamak mümkün mü?

Genelden özele dönelim, Pereira’nın alanına girelim:

Pereira’nın, maç öncesi ve sonrası konuşmalarında, öne çıkan, ana düşünce içinde anahtar bir deyiş var:

Adım adım... (gitmek, ilerlemek...)

Son söz:

Aynı futbolcuların, zaman zaman “kötü”, zaman zaman “iyi” oynayacaklarını düşünerek, özellikle bir maça bakarak, ilerisi için kesin yargılara gitmek yerine, ölçülü davranmak daha yerinde değil mi?

 

https://www.facebook.com/turgutcelik

https://twitter.com/#!/turgutcelik

turgutce@yandex.com

 
Toplam blog
: 2458
: 2418
Kayıt tarihi
: 10.11.08
 
 

24 Kasım 1944'te İspir'de doğdum. Ankara Kurtuluş Lisesi'ni, Dil ve Tarih - Coğrafya Fakültesi Tü..