- Kategori
- Güncel
İşte şovun belgesi…

Şovun belgesi olur mu..?
İnsan hafızası ne kadar da kusurlu. Çok kısa bir zaman önce yaşanan onca önemli şeyleri nasıl da unutuveriyor.
Ben bu özeleştiriyi kendi adıma yapıyorum ama, benimle aynı özeleştiriyi yapması gereken bir çok kişi var. Toplumun büyük bir çoğunluğunu yanlış yönlere sevk eden oyunlar, insan hafızasının sakatlığından faydalanılarak tekrar tekrar sahneye konuyor da, ne yazık ki büyük çoğunluğumuz farkına bile varamıyor.
Bir süredir Türkiye gündemi, yeni bir İsrail şovu ile oyalanıyor.
Bu cümleyi ısrarla vurgulamak, hatta büyük harflerle yazmak istiyorum. Türkiye yeni bir ‘İSRAİL ŞOVU’ ile oyalanıyor. Bu cümleyi büyük harflerle yazma cesaretini, elimdeki belgeden alıyorum. “Şovun belgesi mi olur..?” Demeye kalkışmayın. Şovun belgesi elimizde. Ve elbette; az sonra..!
…..
İsrail gazı ve Hüseyin Çelik…
Söz konusu İsrail şovu, bilindiği gibi iktidar ve muhalefet liderleri arasındaki sert polemiklerin kapısını da açtı. Liderler arasında polemik sürerken, bu tartışmaya AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’te katıldı.
Çelik muhalefete oldukça sert ifadelerle yüklenmiş. “Bütün ırkçılar toptancıdır. CHP ve MHP’nin yaptığı antisemitist bir söylemdir, bunu doğru bulmuyoruz” diyerek, her iki partiyi ırkçılıkla suçlamış.
Hüseyin Çelik’in şu sözleri de çok ilginç; “ırkçılara mahsus toptancı zihniyeti bir tarafa bıraksınlar. Keşke Ehud Barak kadar olumlu konuşsalardı, keşke onun kadar İsrail’in yanlışlarını eleştirselerdi.”
AKP Genel Başkan Yardımcısı’nın tüm bu sözleri elbette çok önemli. Ama sırf İsrail sorunu ve Hüseyin Çelik isimlerinin bir araya gelmesi bile benim için o sözlerden çok daha önemli. Sakatlı hafızamda birdenbire bir şimşek çakıverdi. Hatta içimde bir süredir can çekişen ‘yazma isteği’ bu sayede yeniden hayat buldu sanki.
Oysa sayın Çelik, çok değil daha geçen sene sarf etmişti bir itirafı andıran o sözlerini. Milliyet gazetesinin Hüseyin Çelik’le yaptığı ve 14 Haziran 2010 tarihinde yayınlanan röportajında, Mavi Marmara, İsrail ve Başbakan’ın “one minute” şovuna ilişkin o sözlerini aktarmak için, televizyoncular gibi uzun süre oyalamayacağım sizleri. İşte o şok röportaj. Hemen şimdi..!
..…
Hüseyin Çelik: “Türkiye’de antisemitizmin bir geçmişi var. Fakat bizimle birlikte antisemitizm falan yok. Aksine bakın Sayın Başbakan’ın bu çıkışları olmasa Türkiye’de antisemitizm daha çok artar”
Milliyet: “Yani bir anlamda şişede biriken gaz mı kaçırılmış oluyor bu sayede?”
Hüseyin Çelik: “Elbette, halk şöyle düşünüyor, ‘Verilmesi gereken tepkiyi benim devletim veriyor zaten’.”
Milliyet: “Ve sakinleşiyor, öyle mi?”
Hüseyin Çelik: “Ve sakinleşiyor, çünkü ‘Benim adıma Tayyip Erdoğan konuşuyor’ diyor. One minute çıkışı bundan dolayı insanların uzun yıllar bastırılmış bazı haykırmalarının bir manada temsilciliğini yaptı. Sayın Başbakan Türk milletinin bu manada ve insanlık vicdanının sesi olmaya çalışıyor.”
..…
Demek ki neymiş efendim; o “one minute” sesi, toplumda biriken gazın boşaltılmasından mütevellit bir sesmiş.
AKP cephesinde, bu tür konularda Başbakan dışında rol alan oyuncu sayısı oldukça sınırlıdır. “One minute” şovunda olduğu gibi, bu ikinci ‘İsrail şovu’nda da aynı ismin bir kez daha rol almış olması bu sebeple bizim için oldukça anlamlı. Anlaşılmaktadır ki; ‘İsrail gazı’ ile sayın Çelik oldukça ilgilidir ve toplumda biriken İsrail gazının boşaltılması için çaba gösterecektir.
Lakin, keşke muhalefet hakkında o sözleri kullanmamış olsaydı diyor insan. Çünkü Çelik’in geçen sene sarf ettiği sözlere bakacak olursak; iktidarın da Ehud Barak kadarcık samimi olduğu bile şüpheli görünüyor.
…..
Yahudi cesaret madalyası…
Madem ki muhalefete çatmak hem daha kolay, hem de çok daha makbul; onlara da iki kelime etmeden geçmeyelim.
Başbakan’ın kendisine takılmış olan ‘Yahudi cesaret madalyası’nı iade etmesi yolundaki taleplerini oldukça yersiz bulduğumu belirtmek isterim.
Başbakan’ın İsrail konusundaki son açıklaması, muhalefete bu eleştiriyi yöneltmemizi neredeyse kaçınılmaz kılıyor. O son açıklamada Başbakan; “İsrail saldırısı savaş sebebiydi, sabrettik” demiş. Aslında Başbakan’ın bu sözlerindeki “sabrettik” kelimesi büyük bir tevazudur. Çünkü Hüseyin Çelik’in o röportajı ile, bu son açıklamayı üst üste ortaya koyunca resim tamamlanmakta, gerçek ortaya çıkmaktadır.
Demek ki İsrail’in saldırısı, bir savaşa yol açacak kadar ciddi bir konuyken Başbakan toplumun gazını boşaltmakla yetinmiş. Toplumun gazı boşaltıldıktan sonra ise, gerek İsrail’e ihale verilmeye, gerekse diğer ikili ilişkilere aynen devam edilmiş. Nitekim mevcut durumu en iyi değerlendirebilecek isimlerden biri olan sayın Çelik’te, Başbakan’ın madalyasını teslim etmesine gerek olmadığını açıkça belirtiyor.
Siyasi görüşünüz, ideolojik duruşunuz ne olursa olsun; hepinize birden soruyorum. Söyler misiniz; “hayır, ille de o madalyayı teslim etsin, hak etmiyor” diyen kaç kişi var bu yazıyı okuyanlar arasında..?