​ İstedikten sonra... / Yoga / Meditasyon / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ağustos '15

 
Kategori
Yoga / Meditasyon
 

İstedikten sonra...

İstedikten sonra...
 

Yoga stüdyosundaki dersler ile spor tesisindeki yoga dersleri birbirinden biraz farklıdır. Yoga stüdyolarına adımınızı attığınızda huzur ve sükunet hissedersiniz. Herkes elinden geldiğince sessiz olmaya, konuşursa da alçak sesle konuşmaya ve fazla gürültü çıkarmamaya çalışır. Kimi zaman kendinizi parmaklarınızın ucunda yürürken bile bulabilirsiniz. Sakin, sessiz, dingin ve huzurlu bir ortam... Oysa spor tesisleri enerji dolu ve hareketlidir. İçeri girdiğinizde gürültülü bir müzik sizi karşılar ve herkesin acelesi vardır. İnsanlar ya yürüyüş bandında koşuyordur ya da bir grup dersine yetişmeye çalışıyordur. Tıpkı günlük hayatta olduğu gibi... Bir hengame ve koşuşturma... Üstelik yoga stüdyolarındaki dersler ile spor tesislerindeki yoga dersleri arasındaki fark bu kadarla sınırlı değildir. Yoga stüdyoları, sadece yoga derslerine yönelik olduğu için derslerde kullanılabilecek her tür ekipmanı stüdyolarda bulmanız mümkündür. Ne yazık ki spor tesislerinde aynı şey geçerli değildir. Şimdi nereden çıktı bu konu diye düşünebilirsiniz? Geçen haftaki stüdyo ve spor tesisindeki derslerimde yaşadıklarımdan tabii ki... Hemen anlatmaya başlayayım.
Geçen hafta tüm öğrencilerimin ortak isteğiydi karın odaklı bir ders... Spor tesisindeki dersime gittiğimde sınıfa giren her öğrenciye o derste ne çalışmak istediğini sorup kendimce bir anket yapıyordum. En çok tercih edilen asana grubuna odaklanacak ve öğrencilerin istediği yönde bir ders yapacaktım. Sınıfa giren her öğrenci karın çalışmak istediğini söyledi. Genelde öğrenciler karın çalışılan dersleri pek sevmez ve tercih etmezler. Bu istek beni çok şaşırtsa da bir o kadar mutlu etti çünkü karın odaklı dersler benim en sevdiğim derslerdi.
Kafamda hemen zirve duruşu "chaturanga dandasana" (alçak şınav) olan bir ders planladım. Sınıfta ne kadar blok olduğuna baktım. Normalde spor tesisinde blok bulmanız pek mümkün değildir ama benim ders verdiğim spor tesisinde yeterli olmasa da blok bulunmakta. Blokları saydıktan sonra sınıftaki öğrencilere baktım ve blokların yeterli olmadığını görüp bu dersten vazgeçtim. Üstüne üstlük battaniye de kullanmak istiyordum. Maalesef tesiste battaniye de yoktu. Peki zirve duruşu ne olacaktı? Bir önceki derste "bakasana" (karga duruşu) ve "adho mukha vrksasana" (kol duruşu) çalışmış hem omuz kuşağını hem de karın kaslarını çalıştırmıştık. Yine bir ters duruş seçmek istemiyordum ama bir an önce de bir asana seçmem gerekiyordu. "Vasisthasana" (yan sopa/Bilge Vasistha duruşu) varyasyonlarını denemeye karar verdim. 
Bedeni "surya namaskara" (güneşe selam) serileri ile ısıttıktan sonra "phalakasana" (sopa) ve "phalakasana" varyasyonları, "eka pada adho mukha svanasana" (tek bacak havada aşağı bakan köpek), "eka pada phalakasana" (tek bacak havada sopa), "utkatasana" (sandalye) ve "utkatasana" varyasyonları ve yerde karın güçlendirici asanalar ile hem kolları hem de karın kaslarını güçlendirmiş zirve duruşuna hazırlanmıştık.
Zirve duruşunu yapmadan önce "phalakasana"dan "vasisthasana"ya geçmiştik. Beş nefes "vasisthasana"da bekledikten sonra bir "vinyasa" (akış) yapıp tekrar "phalakasana"da kalmıştık. Bu duruşta sağ eli yoga matının ortasına yerleştirip sola doğru döndükten sonra sol ayak ile "vrksasana" (ağaç duruşu) denemiş; eğer bu duruşu yapabildiysek sol bacağı yukarı doğru uzatıp sol el ile ayak baş parmağını yakalamaya çalışmıştık. İşte size zirve duruşu... 
Aynı çalışmayı bir "vinyasa" sonrası sol el üzerinde denedikten sonra bedeni "phalakasana" ve "adho mukha svanasana"da (aşağı bakan köpek) dengeleyip "balasana"da (çocuk pozisyonu) dinlenip nefesleri düzenlemiştik. 
Birkaç öne eğilme ve burgudan sonra sırt üstü uzanıp "jathara parivartanasana" (karından burgu) ve "apanasana" (bacakları karna çektiğimiz duruş) ile bedeni dinginleştirdikten sonra "savasana" (derin gevşeme ve dinlenme pozisyonu) ile dersi bitirmiştik.
Spor tesisinde yeterli ekipman olmadığı için planladığım dersi yapamamış planladığıma benzer ama aynı etkiyi vermeyecek bir ders yapmak zorunda kalmıştım. 
İki üç gün sonra stüdyodaki dersime gittiğimde de öğrenciler karın odaklı bir ders istediklerini söylediler. İşte şimdi "chaturanga dandasana" deneyebilirdik. Bol bol bloğumuz ve battaniyemiz vardı. 
Stüdyoda da spor tesisindeki gibi aynı asanalar ile bedeni ısıttık, kolları ve karın kaslarını güçlendirdik. Spor tesisinden farklı olarak "nauli kriya" (karın bölgesindeki sindirim organları ve ince bağırsak temizliği) denedik. Bu çalışmanın ilk aşaması, akciğerleri tamamen boşaltıp karın kaslarını iyice içeri çekmekti. Yani “uddiyana bandha”ydı. Amacımız karın kaslarını, kasıktan başlayarak yukarı ve içeri doğru çekmek ve kaburgalara kadar karnı içeri çekip karın kaslarını bir asana yapmadan bile hissetmekti. Tüm ders boyunca asanaları karın kaslarını hiç gevşek bırakmadan hep sıkarak yaptık.
Sıra zirve duruşuna yani "chaturanga dandasana"ya gelmişti. "Chaturanga dandasana"da yere yığılmamak ve gerçek "chaturanga dandasana" hissini yakalayabilmek için her öğrenci ikişer blok kullandı. Bir bloğu "sternum" adı verilen ve "iman tahtası" da denilen göğüs kemiğinin altına ötekisini de kasığın önündeki pubik kemiğin altına yerleştirdik. Omuzları geriye doğru yuvarlayıp kürek kemiklerini kuyruk sokumuna doğru ittirip göğüs kafesini açtık. Sternumdan öne uzar gibi... Baş, omurganın bir uzantısı olarak düz bir şekilde uzuyordu. Çene ne yukarı kalkacaktı ne de göğse doğru yapışacaktı. Boynun arkası düz olmalıydı. Kolları yanlara açmayacak, bedene yapıştıracaktık. Ayak parmaklarının hepsini yere yerleştirecektik. Küçük parmağı bile... İşte size "chaturanga dandasana." 
Tek tek tüm öğrencilerin yanına giderek bloklar ile "chaturanga dandasana"yı hissettirdikten sonra önce pubik kemik altındaki bloğu olduğu yerden çıkardım. Sonra sternum altındaki bloğu çıkardım ve saydım: "Bir, iki, üç, dört, beş. Bırak bedenini yere." 
Sonra herkes bloksuz "chaturanga dandasana" denedi. "Phalakasanada nefes al, nefes verirken, omuzlarını kollarından biraz öne getir, dirseklerini bük, bedenine yapıştır ve kalça ile sırt aynı hizada olacak şekilde yere yaklaş." Ve huzurlarınızda "chaturanga dandasana." 
Bu kadar karın ve kol çalıştıktan sonra bir başka şey daha denemek istemiştim. Karın kaslarını daha yoğun hissetmek ve karın kaslarını "yakmak" için... Matlardan dışarı çıkıp ayakların ve ellerin altına birer battaniye yerleştirdik ve "adho mukha svanasana"ya geçtik (aşağı bakan köpek). Nefes alırken battaniyeleri kaydırıp "phalakasana"ya (sopa) nefes verirken yine battaniyeleri kaydırıp "adho mukha svanasana"ya geçtik. İki asana arasında beş kez aktıktan sonra "balasana"da (çocuk) dinlendik. Battaniyeler zemini daha kaygan hale getiriyordu. Eğer karın kaslarımızı çok güçlü bir şekilde sıkmazsak, bacaklar ve kollar birbirinden ayrılır ve yüzüstü yere yapışırdık. O yüzden karın kaslarını kullanmak ve sıkmak gerekiyordu. Böylece de "karın gerçek anlamda yanacaktı."
Stüdyodaki dersi de öne eğilmeler, burgular, öğrencinin tercih ettiği bir ters duruş, yerde burgu ve "savasana" ile tamamladık. 
Tekrar yazının başına dönecek olursam... Yoga stüdyosundaki dersler ile spor tesisindeki yoga dersleri birbirinden biraz farklıdır. Sanırım ne demek istediğimi anladınız. Spor tesislerinde, yoga stüdyosunda bulunan ekipmanlar yoktur. O yüzden spor tesisinde kimi zaman doğaçlama kimi zaman önceden planlı dersler yapmaya çalışırsınız. Bazen bir ders planlarsınız, onun için bir ders öncesinden öğrencilere "battaniye getirin" gibi hatırlatmalarda bulunursunuz. Oysa yoga stüdyosunda herşey elinizin altındadır. Spor tesislerinde istediğiniz gibi bir ders yapamayabilirsiniz. Oradaki öğrencilerinizin de değişik asanalar ve çalışmalar yapmasını istersiniz. Onları da geliştirmeyi ve güçlendirmeyi amaçlarsınız ama ne yazık ki elinizde malzeme yoktur. Yaratırsınız. "Trataka kriya” (gözleri mum ışığı gibi sabit bir noktaya dikip zihni arındırma yöntemi) yapmak istersiniz, mum bulamazsınız. Su şişesini sınıfın ortasına koyarsınız ve herkesin su şişesine odaklanmasını söylersiniz. İstedikten sonra, yapamayacağınız şey yoktur. Önemli olan herşeye ulaşabileceğiniz yoga stüdyolarında ders yapmak değildir. Önemli olan dersten bir şeyler öğrenmeye niyetli öğrencilere sahip olmak ve tüm eksiklikler, olanaksızlıklar ve olumsuzluklar içinde dahi elimizden gelenin en iyisini yapmak ve o an verebileceğimiz her şey vermek ve öğretmektir.
 
Toplam blog
: 201
: 432
Kayıt tarihi
: 08.05.13
 
 

Uluslararası Yoga Alliance onaylı hatha, vinyasa, yin ve prenatal yoga eğitmeni... Hayata bambaşk..