- Kategori
- Çocuk Psikolojisi
İstismarcı kimdir?
Çocuk İhmal ve İstismarı olgusu incelenirken İstismarı uygulayan kişilerin genel özelliklerine kısaca göz atmakta yarar vardır. Çocuk İstismarı çalışmalarındaki en önemli konulardan birisi de istismarı uygulayan kişinin kimliği ve onu bu davranışa iten nedenlerdir. Burada kişinin istismarcı profilinin oluşmasında, bir çok faktör rol oynamakta ve bu faktörler bazen tek başına ve bazen de birbiri ile etkileşime girerek kişinin istismarcı bir kişilik geliştirmesine neden olmaktadır.
Kişinin istismarcı bir kişiliğe sahip olmasına neden olan faktörleri belirli başlıklar altında toplamak mümkündür.
Yaş ve Cinsiyet
Özellikle genç yaşta anne – baba olan ya da ebeveyn rolünü üstlenen kişilerin çocuklarına istismar davranışları göstermeleri açısından büyük bir risk grubu oluşturdukları görülmektedir. Genç yaşta anne-baba olan kişilerin gerek deneyimsizlik ve sabırsızlık ve gerekse beklenmedik zamanda bir çocuğa sahip olmaları, bununla birlikte yeterli maddi koşullara sahip olmamaları onların istismarcı olma potansiyellerini yükseltmektedir.
Çocuklara yönelik istismar davranışlarını uygulayan kişilerin cinsiyetleri de önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Bu konuda yapılan çalışmalarda annelerin istismarcı olarak ortaya çıkma yüzdeleri babalara oranla daha fazla gözükse de burada temel sorun anne – babaların bebeklerin bakımı konusunda eşit sorumluluk almamaları ve özellikle çocukların ilk çağlarında anneleri ile olan birlikteliklerinin babaya göre çok daha yüksek olmasıdır. Bazı araştırmacılara göre de istismarı bizzat uygulamayan ebeveyn bu durum karşısında sessiz kalıp, bir bakıma gizli onay vererek olaya katılmaktadır. Bu kişiler de literatürde gizli istismarcı olarak tanımlanmakta ve istismarı bizzat uygulayan kişi ile aynı derecede sorumlu görülmektedir.
Babalar daha çok, büyük yaştaki çocukları fiziksel olarak istismara maruz bırakırken, annelerin istismar davranışlarının daha çok bebeklere yönelik olduğu görülmektedir. Her iki ebeveynin de kendi cinsiyetlerindeki çocuklarına karşı istismar uyguladıkları dikkati çeken bir noktadır.
Uygun Davranış Beklentisi ve Mükemmeliyetçilik
Pek çok istismar vakasında ailelerin çocuklarından yaşına, fiziksel ve zihinsel gelişimine uygun olmayan davranış beklentileri içerisinde oldukları görülmektedir. Bu ana babalar çocuğun normal gelişimine uygun düşmeyen olgunlukta hareketleri çocuklarından beklemektedirler. Bu tip ana babaların çocuğun normal gelişimine uygun davranışın ne olduğunu bilmedikleri söylenebilir. Bu tür kişiler çocuklarına büyüyen, gelişen insanlar olarak değil, kendi isteklerini yerine getirebilecek, kişiliği gelişmiş bireyler olarak bakma eğilimindedirler.
Bazı anne babalar çocuklarının her konuda mükemmel davranmalarını istemektedir. Bu tür anne babalar genellikler kendileri de çocukluklarında aynı isteklere maruz kalmışlardır. Çocuğun yaptığı hatalar göz ardı edilmez ve cezalandırılır. Burada temel sorun çocuğa neyin doğru ve neyin yanlış olduğunun ebeveynler tarafından yeterince öğretilmemesi ve çocuğun doğru ve yanlışı biliyor olarak kabul edilmesidir. Bu durumda çocuk kurallar ve şiddet girişimleriyle dolu bir çevrede yetişir. Yaptığı en küçük hatalarda bile cezalandırılır, eleştirilir, ihmal edilir ve sonuçta bu çocuklar kendilerini değersiz hissederler, kendilerine olan özgüvenleri sarsılır. Çocuktan beklenen davranışların aslında çocuk için imkansız olduğu bilinmediği için ebeveynler tarafından uygulanan ihmal ve istismar davranışları ebeveynler tarafından da normal kabul edilir.
Çocuğun Olumsuz Olarak Değerlendirilmesi
Burada çocuk sürekli talep eden ve alan bir varlık ve ekonomik bir yük olarak görülür. Planlanmayan bir hamilelik, tecavüz sonucu veya evlilik dışı bir ilişki sonucu olan hamilelik sonucunda bu tür bir düşünce gelişebilir. Bunun dışında çocuktaki belirli bir fiziksel veya mental anomali de anne – babanın çocuktan soğumasına neden olabilir.
Toplumsal Yapı ve Sosyal Çevre
Yapılan bir çok çalışma, ebeveynlerin fiziksel cezayı bir disiplin ve geleneksel çocuk yetiştirme yöntemi olarak kabul ettiklerini göstermektedir. Nitekim “dayak cennetten çıkmadır”, “kızını dövmeyen dizini döver”, “annenin vurduğu yerde gül biter” ya da çocukları okula yazdırırken söylenen “eti senin kemiği benim” gibi deyişler de çocuğa yönelik şiddetin geleneksel çocuk yetiştirme yöntemleri arasında sayıldığını toplumsal yapı içerisinde normal karşılandığını göstermektedir.
Bu tip ana babalar çocuklarının, hataları yüzünden dövülmeyi hak ettiklerini düşünmektedirler. Sıklıkla da bunu çocuklarının iyiliği için yaptıklarını düşünmektedir. Bu tür ailelerde çocuğun en ufak bile bazen fiziksel şiddete maruz kalması için yeterlidir. Şiddetli fiziksel cezalar disiplin yöntemleri olarak görülür.
Geçmiş Yaşantı
Sosyal öğrenme teorisine göre çocukluklarında istismar edilen ya da istismarın yoğun olarak görüldüğü ortamlarda yetişen bireyler ileride istismarcı bir kişilik geliştirebilmektedir. Nitekim yapılan çalışmalar, istismarda bulunan anne babaların çoğunun çocukluklarında kendilerinin de istismara uğradıklarını göstermektedir.
Ruhsal Bozukluklar
Aile bireylerinde bulunan ruhsal bozukluklar da istismar açısından önemli bir risk faktörü oluşturmaktadır. Ancak yapılan araştırmalar çocuklarına yönelik istismar davranışlarında bulunan ebeveynlerin yalnızca çok küçük bir kısmında bu tür rahatsızlıklara rastlandığını göstermektedir. Burada aile bireylerinin psikolojik ve nörotik yapısı büyük önem taşır .