- Kategori
- Hayvan Psikolojisi
İyi ki sokak köpeği olarak dünyaya gelmemişim...

Dün gece ilerleyen saatlerde uykum kaçtı. Balkona çıktım, henüz gün aydınlanmamıştı.
Sokağımızı mesken tutmuş üç beş tane sokak köpeği var. Onlara inanılmaz acıyorum. Halleri perişan, yakından inceleyince tüyleri kene, pire içinde…
Çok sevmeme rağmen maalesef evimde hayvan besleyemiyorum. Çünkü çalışıyorum, çünkü vaktim yok. Oğlumun hayvan tüylerine alerjisi var. Keşke keşke böyle bir sorunumuz olmasaydı da evimizde bizde bakıma ihtiyacı olan bir hayvanı sahiplenseydik.
Acı acı havlıyorlar. Gecenin sessizliğinde sesleri inanılmaz yankılanıyor. Önce korktum acaba canlarını yakan bir şey mi oldu diye? Sonra fark ettim ki, karanlıktan ciddi ürküyorlar.
Dikkatimi çeken önemli bir şey oldu ki yazmadan geçemeyeceğim. Sabah ezanı okundu mu inanılmaz uluyorlar. Uzun zamandır ısrarla takip ediyorum. Bilinir mi? Bilinmez belki de kendilerince dua ediyorlar. Bu yaşamdan ne zaman kurtulacağız diye? Belki de ezan sesi bile onları ürkütüyor.
Çünkü yaşamları gerçekten zor!
Belli ki belediye sadece ve sadece kulaklarına bir küçük plaka’ yı zımbalamakla yetiniyor. Alalım aşılarını yapalım, onları güzel bir yıkayalım, her gün düzenli karınlarını doyuralım diyen yok. Zavallıcıklar havaların sıcak olması münasebetiyle gündüz bütün gün taşların üzerinde uyuyorlar. Hava kararınca enerjileri yerine geliyor ve tamamen hareketleri güçleniyor.
Başlıyorlar yiyecek aramaya. Tabii bulurlarsa!
Arada sırada vicdan sahibi komşularımız kemik, artık yemekleri getirip duvarın dibine bırakıyorlar ama yine de açlar. Bazı merhametli insanlar yok değil. Bazen hazır kuru mamalar görüyorum duvar diplerinde. Hayır, sever insanların varlığını hissetmek içimi rahatlatıyor. Her ay maaşımı aldığımda, bende kocaman bir paket mamayı alıp alış veriş sepetine atıyorum. Zaman zaman aç kaldıklarını hissettiğimde azar azar veriyorum. Elimden ancak bu kadarı geliyor.
Televizyonda hiç kaçırmam hayvanlarla ilgili haberleri. Hayvan haklarını savunan bir hanım anlatıyordu. Önümüz bayram ve uzunca tatil bizleri bekliyor. Barınaklarda ki hayvanlardan geçen senelerde hayli ölenler oldu. Bütün görevliler tatilde olduğu için, hayvanların yiyeceklerini ve sularını yenileyen olmadığından birçok hayvan öldü. Çaresiz ve dilsizler. Dertlerini anlatacak, güç vermemiş rabbim. Sadece şuursuzca havlamayı biliyorlar.
Psikolojileri deseniz berbat vaziyette. Sokak köpeği vahşi olur demeyin sakın. Öylesine korkak ve ürkekler ki!
Sürü halinde gezmeyi korunma silahı haline getirmişler. Birine bir şey olursa, ya da saldırıya uğrasa diğerleri imdada yetişsin. Höst dedin mi kaçıyorlar, korkuyorlar...
Kendi kendime düşündüm, iyi ki sokak köpeği olarak dünyaya gelmemişim. Düşünsenize sizi doyuran besleyen, suyunuzu tedarik eden, sağlığınızla ilgilenen bir sahibiniz yok. Ana baba deseniz, biraz yürümeye başlayınca sizi terk ediyor.
Eğitim deseniz hak getire!
Mahallemizde aynen resimde gördüğünüz güzel sevimli köpek gibi bir kara köpeğimiz var. Herkes onu 'kara oğlum' diye çağırıyor. İnanın o da ismini biliyor. Ölü uykuda olsa, “kara” diye seslenince hemen gözlerini açıyor ve koşar adımlarla sizin yanınıza geliyor. Yanılıp kafasını severseniz, ondan mutlusu yok.
Sevgiyi hangi köpek sevmez ki!
Yiyecek veren onları besleyenleri tanıyor.
Öylesine sadık ki!
Dün gece dikkatimi çeken özellikle bu hareketleri oldu. Onlara daima kemik taşıyan, büyük su kaplarını doldurup köşelere yerleştiren beyefendiyi tanıyorlar. Adamcağız camiye sabah namazını kılmaya giderken, köpeklerin karınlarını doyurmayı ihmal etmiyor. O’ nu tanımayan başka köpek adamın üzerine havlayarak gelince bizim “kara oğlumuz” hemen koştu ve öteki yabancı köpeği kovaladı. Sadakat ve duyarlılık bütün benliklerini sarmış. Sokak köpeği deriz geçeriz. Vefa duyguları görülmeye değer.
Sonra düşündüm, biz insanoğlu çocuklarımızı büyüseler de sarıp sarmalıyoruz. Kocaman adam olsalar bile aç kalmalarına gönlümüz razı gelmiyor. Ya sokak da büyüyen hayvanlar…
Kim bilir onların psikolojileri ne halde?
Kendi kendime rabbime şükür ettim.
İyi ki sokak köpeği olarak dünyaya gelmemişim!!!
G.KASALAR
30/08/2010