​ İyi olmanın manifestosu / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Kasım '07

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

İyi olmanın manifestosu

İyi olmanın manifestosu
 

Ben iyi olanım!

Eastwood(1) kameraya baktığında, sakallı ve yakışıklı yüzünde gördüğüm bu muhteşem “tanımlamayı” anımsadım aniden.

Görüntüsü net, LCD televizyonun köşeli çerçevesinde, 16:9 boyutunda bana ulaşan o dünyanın çorak topraklarında, vurdumduymaz insanlar bir avuç doların peşinde dolanırken, kötü bir kişi tanımından iyi bir kişi tanımına erişmek için yapılan işlerin listesi pek de kabarık değildir aslında. Olması da gerekmiyor zaten.

O dünyada, adam öldürmek sıradan bir davranışken, sadece ve sadece önceden belirlenmiş üstün ahlaksal değerleri küçücük tercihlerde başarılı bir şekilde kullanmaktır önemli olan; iyi olan olmak için.

Ya da tam tersi!

Pis pis sırıtarak, bizim masum olduğunu bildiğimiz ve inandığımız bir kişiyi bilerek ve isteyerek tekmelemek, eylemi yapan o kişiyi bir anda kötü olanın tarafına çeker. Vurdukça, kendisine sızı vermeyen “vicdan” organının beyaz ile gümüş renkli parıltısı, renk değiştirip, aniden cehennem ateşinin kan kırmızısı parıltısına dönüştüğünü sadece biz izleyiciler fark ederiz. Hem de iğrenç bir kahkahanın kulaklarımızı tırmalamasına izin vererek.

Topluma uyumlu olası rutin günlük davranışlarımız içerisinde, iyi olan ile kötü olan arasındaki fark, masum bir insanı tekmelemek ile tekmelememek arasındaki fark kadar keskin ve net değildir ne yazık ki!

Ne yazık ki; kılıç ustası, korkusuz, yiğit, kötülerin korkulu rüyası destansı bir öykünün kahramanı da değilizdir!

Veya kadim Elf(2) ırkıyla dost, Sauron’un kötülüklerine engel olan beyaz bir büyücü de değilizdir.

Önceden belirlenmiş bir senaryonun ikincil rolünü kapmış uçkuruna düşkün, bir avucunda uyku hapını tutan, gizlice bardaktaki gazozun içeriğini değiştirmeye hazır, sinir bozucu bir karakter oyuncusu da değilizdir; ya da Eastwood’un mücadele ettiği, masumları tekmeleyen çizmesi mahmuzlu, kahkahasını bizden asla esirgemeyen o kötü kişi de değilizdir.

Ama, küçücük, önemsiz görünen davranışlarımız, herhangi bir kişiye "masumu tekmeleyen" davranışın hissettirdiği "kötülük" duygusunu hissettirmeyeceği garantisini kim verebilir kendi yaşamımızda?

Kendi yaşamımızda tüm “iyilik” kriterlerini özümsemiş bir birey olarak yaşamak isteriz ve tek dayanak noktamız ise kendi etiksel değerlerimizin sağlamlığıdır aslında.

Bu dünyada, sadece ve sadece göreceli üstün etiksel değerlerimizi, küçücük tercihlerimizde başarılı bir şekilde kullanmaktır bizi iyi kişi yapacak olan. Asla ödün verilemeyecek bir tercihle hem de.

İyi tarafta olmak ile kötü tarafta olmak arasındaki belirsiz konumumuzu netleştiren belirteçlerin listesi, vicdanımızın bir yansıması olarak cebimizde duruyor, iyilik manifestosunun yazıldığı güzel ciltli bir kitap olarak okunup uygulanmayı bekliyor.

Bunun kendimiz için ne ifade ettiğine bakmak yeterlidir sadece.

Görsel: Hand Baldung Grien, Witches(3), Woodcut 1508,
(1) : "Bir avuç dolar için", Clint Eastwood
(2) : Yüzüklerin Efendisi üçlemesi
(3) : Cadı avlarının ahlaki ve vicdani çelişkisini anımsatan bir tablo

 
Toplam blog
: 136
: 1494
Kayıt tarihi
: 16.02.07
 
 

Yaşam ışığını 1968 yılında Bafra’da gördü. İnşaat Mühendisi ve aynı sektörde yazılım geliştiren bir ..