- Kategori
- Kültür - Sanat
İyiler ve Kötüler Oyunu

Çocukluğumdan beri bu ülkede halkın gözü önünde oynanan bir "iyiler ve kötüler" oyunu vardır. bu oyuna katılanların tek bildiği kural, saflarındakilere ne olursa olsun "inanmak "ve yandaşlarından hiç kuşku duymamak" tır.
Bu oyunun başkaca bir kuralı yoktur. Oyunda roller sürekli değişebilir. Oyunu yönetenler vardır ve kimi zaman birine "şimdi sen iyi olacaksın sen de kötü" der başka bir zaman karşı tarafa "hayır bu sefer sen iyi olacaksın sen de kötü" diyebilir. Bu oyun halkın gözü önünde oynanır ve halk bu oyunu genellikle son anda çözer ama iş işten geçmiş olur hep.
Tek kuralı olan bu oyuna bir kez girdiniz ve rolünüzü bir kez kabullendinizse saf değiştiremez ve eğer değiştirdiyseniz "dönek" olup her iki tarafın da alay konusu olabilirdiniz. Bu oyunun türlü türlü eğlenceleri ve heyecanları da vardı.
Örneğin her iki tarafın oyuncuları bazen birbirlerine yakınlaşacak olsalar yöneciler hemen olaya müdahale eder ve "sakın birinizin kötü, diğerinizin de iyi olduğunu unutmayın" diye onları uyarırdı.
Bu oyunda tarafların birbirine yaklaştığı ve birbirini anlamaya başladığı zamanlar eğer yöneticilerin çıkarınaysa o zaman iyilerle kötüler birleşip "yeni bir iyi" olup karşılarına bir başka "yeni kötü" bulabilirlerdi. Oyunu iyilerle kötüler değil yöneticiler yönetmekteydi çünkü.
Ya da bazen oyundan çıkmak isteyenler oyuna ihanetle suçlanır ve diğerlerinin dışardan ne kadar zavallı göründüklerini onlara anlatmaya çalışır, fakat sonunda adı ya deliye ya da ajana çıkabilirdi.
Bu oyunun en heyecanlı kısımları iyilerle kötülerin tamamen tersine dönebildikleri zamanlardı. Öyle zamanlarda kötüler yeni rollerine hemen ısınır, iyilerse geçmişlerini hasretle anardı.
Fakat yöneticilerin bir sonraki müdahalesine kadar sabretmeleri gerektiğini de bilirlerdi. "gün olur devran döner" di bu oyunda.
Oyunda taraflardan birine katılmış olan bir insan karşı taraftan bir diğerini hiç tanımadan, onun kafasının içini ve hayatını hiç "okumadan" onu kötü diye yargılayabilirdi çünkü kural gereği buna hakkı vardı.
Öyle ki iş eğer iyice kızışırsa tarafların birbirinden nefret etmeleri oyunu daha da heyecanlı hale getirir o noktaya kadar gelinmesine müsaade edilirdi.
Bu oyunun ünü yurtdışına taşmış, pek çok oyunsever bu oyuna katılmak için can atar hale de gelmişti. Zaten sonra onlar da katılırlardı. Buna yöneticiler karar verirdi netekim.
Kimi zaman yöneticilerin bilgisi dışında oyuna sızmak isteyenler ve bunu başaranlar da olmuştur. Fakat yöneticiler sonunda onlarla uzlaşmanın yolunu bulur, onları da bu saflardan birine dahil edebilirlerdi.
Bu oyunun şifrelerini çözmüş birisi için konuşmak mı iyidir yoksa susmak mı? Oyunun şifrelerini çözüp oyundan çıkmak isteyenler ve durmadan bu oyunu oynamaktan bıkanlar için oyunda kalmak mı iyidir yoksa oyundan çıkıp kendilerine başka bir oyun başlatmak mı?
Ya da roller için yapılan tanımların hiç birinin tüm zamanlarda doğru olamayacağını, çünkü iyilerin hiç bir zaman sadece iyi, kötülerinse hiç bir zaman sadece kötü olamayacaklarını bildikleri için kendilerine benzeyen diğerlerini bulabilmek adına mecburen oyunun içinde kalmak mı?
hangisi iyidir hangisi kötüdür?