​ İyilik Yap! Başa kak! / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

08 Temmuz '16

 
Kategori
Güncel
 

İyilik Yap! Başa kak!

İyilik Yap! Başa kak!
 

Bir gün iki kişi oturmuş sohbet ediyorlardı. İçlerinden birisi diğerini daha önce çok güzel ağırladığını ancak arkadaşının ona aynı muhabbeti göstermediğini söylüyor sürekli karşısındakini köşeye sıkışmış bir boksör misali sözleriyle dövüyor ha dövüyordu. En sonunda sabrının sonuna gelmiş olan adam savunmanın kendisine ve arkadaşına! hiçbir yararı olmayacağına karar vermiş olmalı ki; " Haksızlık ediyorsun hem kendine hem de bana. Senin elinde imkânın vardı ve sen bana o zamanlar bir iyilik yaptın ve bununla bana üstünlük sağladığından her halükarda eminsin. Ben senin yaptığın iyilikleri inkâr etmiyorum. Ancak senin durumun yıllar önce başka birine bahçesinden bir elma veren adamı hatırlattı bana. Adamın biri arkadaşına gider ve arkadaşı ona bahçesindeki en güzel elmalarından seçerek ikram eder. O elmaların tadı güzel olmasına güzeldir ancak elmaları afiyetle yiyen adamın aklına bu güzel elmalara karşı arkadaşına ne ikram edebileceği ile ilgili düşünce beynini kemirir, durur. Aradan uzun bir zaman geçtikten sonra, meyve ağaçlarının yerini apartmanlar, güneşin yerini kara bulutlar almış, torağın yapısı bozulmaya yüz tutmuş, iklimler değişmişken  bu kez elma ikram eden adam arkadaşına konuk olmuştur. Ancak arkadaşında elma bahçeleri yoktur. Yine de bulur buluşturur ve gider en pahalı manavdan gücü ölçüsünde elmalar satın alır ve arkadaşına ikram eder. Arkadaşı elmaların tadını beğenmediği gibi arkadaşının ikramında hatalar arar durur. Bir müddet bu durumu anlayışla karşılayan adam artık dayanmaz hale gelir ve arkadaşına haklısın der ben zamanında sana zorunlu olarak konuk oldum ve ikram ettiğin elmaları yedim. Elmaların yararlı kısımları şüphesiz ki kanıma karıştı ve ben bunlarla enerji sağladım, bu enerji gözlerime fer, beynime bilgi oldu, vücuduma ve ruhuma şüphesiz çok fazla faydaları olmuştur. Geri kalanlar bedenimden doğal olarak atıldı. Benim vücudum senin ikram ettiğin elmaları tüketti ve benim irademle aynı elmaları sana iade edemez, edemiyor.

Sen ise benden şu anda aynı elmaları istiyorsun. O zaman olan elmaların şu anda aynı şekilde herhangi bir manavda veya bahçede bulmama imkân yok.  Ben kusayım yediğimi desem bu son derece iğrenç bir şey olur. Vereyim desem aynısını veremem. Sen ise yıllar önce bana ikram ettiğin elmaları isterken hem beni zor durumda bıraktın hem de kendini benim gözümde sıfırladın. Bu niyet ve istek makul bir istek değil, eski bir dostun eski bir dostunu açık duruma düşürerek onu zor durumda bırakma isteğidir. Bu istek hem anlaşılmaz hem de anlaşılır bir istektir. Anlaşılmaz çünkü sen akıllı isen bu isteğin gerçekleşmeyeceğini bilirsin. Akıllı isen kötü niyetlisin. Bir insan akıllı ve kötü niyetli nasıl olabilir? Bu mümkün değildir. O zaman kötü niyetlisin. Kötü niyetliysen şeytanın emrine verilmiş bir zekâ ile dolaşıyorsun. Bu durumda senin isteklerin makul şeyler değildir. İnsan için faydalı istekler değildir. Sen ve senin isteklerin sadece kötü ve kötüye dalalettir. Eğer akılsızsan isteklerinin bir önemi yoktur. Akılsız olanın isteği mantıklı şey olamaz. Söyler misin? Sen hangisisin? Akıllı mı yoksa akılsız? Akıllı şeytan olmaktansa akılsız budala olmayı tercih eden adam cevap vermiş. Ben akılsızım." 

Akıllı insanlarız ve iyilik yaparız veya yapmayız. Bu tamamen bizim kendi tercihimizdir. Ancak yaptığımız iyilikleri silah olarak başkasına çevirme hatasına düşmemeliyiz. "İyiliği Halik bilir, balık bilmese ne olur, bilse ne olur?"

 
Toplam blog
: 2271
: 163
Kayıt tarihi
: 15.10.14
 
 

Bugünün doğrusu yarının eğrisi, dost görünenler düşman ve herşey aslında zıddı olabilir. Büyük ih..