- Kategori
- Siyaset
İzin verirlerse !....
Halkım ARTIK anlamalısınız ki Başbakan
Tayyip Erdoğan ABD’den izinsiz adım atamaz.
İzin yoksa kıpırdamak da yok.
Amerikalılarla gizli bir anlaşma olduğu,
Irak'a izinsiz girmeceğimize söz verdiğimiz
ayan beyan ortaya çıkıyor..
İşte bu toplantılar-görüşmeler,
sağa-sola koşuşturmalar , efelenmeler,
"Daha ne duruyorsunuz?" diyenlere karşı,
bakın bizde çalışıyoruz havası veriliyor...
İki kez MGK’ya, dört kez kabineye,
beş kez Meclise koşmaya ilave olarak Çankaya’nın
etrafında üç kez tur atıp "Cumhurbaşkanı ile görüşme"
yaptıktan sonra...
İçerde koşacak yer kalmayınca; İngiltere bugün...
Amerika ve Bush yarın...
Ama PKK yığınaklarının olduğu Kuzey Irak’a
bir milim olsun adım atmak istemiyor Başbakan.
Toplumun baskısı karşısında bir gün sınır geçilirse,
orada tavşanlardan başka kimse bulunamayacak.
Çünkü PKK’lıların tüymesi için yeterli zaman
ve olanak tanınmış oldu bile.
Çoktan bu caniler, hainler toprağın altına girdiler,
saklanacak delik arıyorlar..
Biliyorsunuz geçenlerde Başbakan Amerikalılara
"PKK’nın tankı var" demişti
Ben olamayacağını biliyorum ,
yine de askerlere sordum. Gülümsediler....
Şimdiye kadar Tank gören yok... Zaten olamazda..
Ekmek torbasının bile insana ağır geldiği o sarp arazide,
deliklere saklanmak durumunda olan eşkıyanın tankının olması
ve bunu sadece Başbakan’ın görmesi enteresandı.
Bu; Başbakan’ın olaya ne denli hákim olduğunu gösterir.
Görüyorsunuz sayın okurlar bu işleri halletmesi için
başımızda olan, sizin seçtiğiniz Başbakan,
Ne kadar ciddi...Ne kadar bilgili...
Oralarda bir şeyler oluyor.
Ama benim kahraman, yiğit halkımın bunlardan haberi yok..
O yine en halisane duyguları ile genç -ihtiyar
vatan sevgisi ile dolu hizmet için,
ölmek için hazırlar.
Gözüm şehit askerlerin resimlerine takılıyor,
hepsi çocuk, burnumun direğinde sızı var.
Biraz önce yine gençler geçtiler,
ellerinde bayraklarla, peşlerinde ağlayan kadınlar.
Ben de heyecanlanıyorum, içime
bu yaşta ürpertiler doluyor. Bu yaşta daha önce üç sene
subaylık yaptığım o dağlarda, vahşi tabiatta
korkusuz bu vatan için nöbetçi olabilirim diyorum.
Ama beynimde diyorki;
Sizler hangi pazarlarda satıldığınızı bilmiyorsunuz..
Çocuklarımızın kanı kimlere malzeme oluyor,
sokaklardaki bu çığlıklar hangi hesapların bedeli?...
Bilmiyoruz, bilmiyoruz...
Hele halkım hiç bilmiyor...