- Kategori
- Güncel
İzmir yazmak…İzmir’e yazılmak…

Son günlerde gerek medyada gerek blogda bir İzmir yazma merkı sormayın. İzmirli olan olmayan, İzmiri bilen bilmeyen, birkaç kere gelip geçen ve bildiğini sanan, bir şekilde İzmire göçmüş ama İzmirli olamamış herkes İzmir yazıyor. Hepsini okuyorum. Acaba içinde yaşamaktan dolayı göremediğim bir şeyler varmı diye özellikle çok dikkatli okuyorum.
Aklı başında samimi yazılara bir diyeceğim yok. Kalbi vatan sevgisi ile çarpan gönülden İzmir sevdalılarına da bir diyeceğim yok.
Hepsinin eleştirileri de, övgüleri de başımın üzerine.
Ama bazıları var ki, anlamak mümkün değil. Salt siyasi görüşleri, veya menşeini tam kestiremediğim ama çıkar kokan yazıları ile İzmire, İzmirliye saldırıyor. Kimlermi bunlar? Yandaş televizyon kanallarından seyrettikleri DTP tiyatrosu sonunda kalkıp İzmirliye demokratlık dersi verenler, İzmire bir yerlerden göçmüş gelmiş, uyum sağlamak yerine İzmiri geldiği yere benzetmeye çalışanlar, dinciler.
Dinciler keilmesinin ardından bir açıklama yapayım. Bu kesim kadın / erkek, örtülü/ açık herkesin dinini özgürce yaşamasını içlerine sindiremiyor. Mesela kıymetli blogdaşımız shalimar’ın http://blog.milliyet.com.tr/Izmir_de_din_iman_mevzulari___/Blog/?BlogNo=215959 bloğunda gözlemleyerek anlattığı manzaralar din bezirganlarını hiç mutlu etmiyor.
Sonra bir şey daha dikkatimi çekti. İzmir yazmak bayağı “tık” aldırıyor. Bir blogdaşım “günlerce araştırıp yazdığım sosyoloji yazısı içinde porno, seks, geçmediği, resminde çıplak kadın memesi, bacağı olmadığı için okunmuyor” diye dert yanıyordu. İşte İzmir yazanlar bayağı iyi okunuyor. Hani bazen acaba sırf okur sayısını arttırmaya yönelik İzmir mi yazıyorlar diye aklımdan geçmiyor değil. Sonrada yok daha neler diyorum.
İzmirin, İzmirlinin hiç eksiği yok mu. Var tabii. Her zaman daha demokrat, daha çağdaş, daha uygar bir yaşamı özleyen İzmir ve İzmirlinin eksikleri, talepleri hiç bitmeyecek. Ancak; İzmir ve İzmirliyi küçümseyen, yerden yere vuran, istediği kalıba sokamayanlar önce bir dönüp kendilerine baksınlar. Sınırsız sorumsuz demokrasi havariliği ile bölücülük arasındaki sınırı iyi belirlesinler. Kıssadan hisse küçük bir hikaye ile bitiriyorum.
“Bir asya devesi ile bir afrika devesi yanyana yürürken, asya devesinin gözü arkadaşının hörgücüne ilişmiş. Aaaaaaaaa senin sırtında kambur var demiş” Not: Asya devesi çift hörgüçlüdür.
Sevgiyle kalınız.
2009-11-29