Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ekim '10

 
Kategori
Etkinlikler / Festivaller
 

Japonlar... Bir başka diyarın insanları...

Japonlar... Bir başka diyarın insanları...
 

Büyülendiğim ağaç


Cumartesi Pera’daydım..

6 Ağustos’tan 3 Ekim’e kadar 3 ay boyunca açık olan, Pera Müzesi’ndeki “Japon Medya Sanatları Festivali”ne sergilendiği son hafta sonunda nihayet gidebildim... İyi ki de gitmişim :) Gitmeseymişim gerçekten çooook içime oturacakmış ...

Sergi medya sanatlarının iki yüzünü bir araya getirmiş... Yaratıcı Akıl ve Anlatıcı Akıl... Gittiğinizde sıcacık bir “Hoş geldiniz” ile karşılanıp, yaratıcı aklın nelere kadir olduğunu görmek üzere serginin en üst katına, beşinci kata uğurlanıyorsunuz. Asansörün kapıları açıldığında dünyaya bambaşka gözlerle baktıklarından artık iyice emin olduğum Japonların inanılmaz değişik dünyasına adım atıyorsunuz. Asırlarca düşünsem aklıma gelmez dediğiniz şeyler orada gerçek olmuş, hayatın parçası olmuş, hatta oyuncak olmuş :)

Kata ayak bastığımızda, gelen sesler doğrultusunda sol taraftan başlayalım dedik.. Dikiş makinesi sesi animasyonlu askılar üzerinde asılı t-shirtler ilk ilgimizi çeken şeydi. Neden mi ordaydılar? Çünkü yandaki bilgisayarda, üzerine işlenecek olan desenin kriptosunu kendiniz yazıyorsunuz!! Sonra bu kriptoyu işin mucidine gönderdiğinizde o da size baskısı işlenmiş olarak t-shirt’ünüzü gönderiyor. Arkasında da Sizin şekiller için yazdığınız kriptolar var... Bunun için bir twitter hesabı bile var, ilgilenenlerle paylaşırım :)

Diğer ilgimizi çeken ve benim uzuuun uzun video’ya aldığım yapıtlar ise benim koyduğum ismiyle “geleceğin fondüsü” ve “müzisyen bilyeler”di. Benim fondüye benzettiğim şey, çok ilginç bir maddenin koni şeklinde plastik görünümlü bir parça üzerine tutunup dikene benzer şekillerle koniyi sarması ve sonra tekrar erimesi şeklinde hareket ediyor. Müzisyen bilyeler ise, bir elin cam küreye dokunmasıyla, pıtır pıtır düşmeye başlayıp, çarptıkları zeminden çıkan muhteşem seslerin ahengiyle insanı çocukluğuna götüren melodiler çalıyor.

Sağ tarafa geçtiğimizde duvardaki ağaç yansıması büyüledi beni. Önce turuncu, sonra mavi ve yeşil çiçekler açtırdım ağaca, kelebeklerin gezintisini izledim dalların arasında. Çiçekleri açırmak için küçük kağıt parçalarına sıkılan parfümleri koku sensörlerine tutmak yeterliydi. Keşke gerçek hayatta da böyle olsa...

Sergide daha nice görülecek şey vardı. Bunların en başında da mikser cihazları olmaksızın istediğiniz gibi müzik yapabileceğiniz ufak cihazlardı. Bir alt kattaki nintendo oyunları da meraklılarının ilgisine boğulmuştu :)

Her ne kadar özetlemek istesem de, gördüklerim bir bloga sığabilecek gibi değil, eserler anlatılacak gibi değil... Bu festivalin bu sene 14.yılıydı ve şanslı şehir İstanbul’du. Bundan sonra nerede yapılır bilemiyorum ama festivali takip edip, yapılacağı ülkeye gitmeye değer diyebilirim...

Geziden çıkardığım sonuç: Keşke tüm dünya Japonların gözüyle bir kez daha tasarlansa...

 
Toplam blog
: 19
: 1679
Kayıt tarihi
: 03.09.10
 
 

Kendi kendine şarkı söylemeyi, yazı yazmayı, hediye almayı (hatta yapmayı), fotoğraf çekmeyi, her..