- Kategori
- Yurtdışından Bildiriyorum
Japonya'da farklı kültürlerle bir arada yaşamak

Sannomiya'daki cami
Daha bir yüz yıl öncesine kadar kendi ülkesi dışında ülkeleri tanımayan bir çok Japon İkinci Dünya savaşı sonrasında başta Amerika olmak üzere dünyanın değişik ülkelerinden gelen insanları ve onların kültürlerini, yiyeceklerini, inançlarını kuşku ile karşılarken yakın zamanda özellikle gençler dışa yönelik yaşamı benimsemekteler. Gerek giyimlerinde gerek yemek alışkanlıklarında özellikle son yıllarda bazı radikal düşünenleri korkutacak ölçüde farklı görünüm sergiliyorlar.
Biz TÜRKLER Japonya'nın kuzeyinden güneyine kadar bir dolu şehirde giderek artmaktayız diğer yabancılar gibi.
Hemen her şehirde birden fazla TÜRK yemeği sunan lokanta var. Biraz buranın ağız tadına da uyacak şekilde yapılan yemeklerin sevildiğini söyleyebilirim.
Bugün burada resmi tatildi. Gecenin gündüze eşit saatlere ulaştığı bugün resmi tatil. Sonbaharda da benzer tatil var. Tatil olanağım fazla olmadığı için benim için KOBE de bir üniversiteye giden ve orada yaşayan kızımı ziyaret etmek için bulunulmaz bir olanaktı.
Kobe benim yaşadığım şehir Osaka'dan daha çok dışa açık bir şehir ve orada hemen her ülkeden insanı görmek olanaklı. Oraya kadar gitmişken oradaki Türk lokantasına uğramadan olmazdı tabi. Yerini tam bilmedğimiz için harita aldık istasyon görevlisinden. Tek bildiğimiz oradaki CAMİ ye yakın olması idi. Taksi şoförü lokantayı bilmiyordu ama camiye kadar götürdü. " Burada inelim ararız ." diye düşünürken yol üstünde binanın duvarında BAYRAĞIMIZI ve PAŞA yazısını gördük. Gülerek indik taksiden. Biraz kilo aldığı için diyette olan kızım " Bugün diyeti bozuyorum." dedi. Bir kaç çeşit yiyeceği yedik ve sonra lokanta sahibi, irmik helvası da ikram etti. Üstüne tavşan kanı çay...Oh be dünya varmış...
Lokanta sahibini daha önceden tanıyoruz. " Abla kusura bakma sizinle ilgilenemiyorum birazdan camide ibadet bitecek, ekmek vs hazırlamak lazım müşteri artar." dedi. Türklerden çok Pakistanlıların gittiği bir cami imiş !!
İmam lokanta sahibini ibadete çağırıyormuş zaman zaman. O da imamın lokantaya gelmesini istiyormuş. Lokantada kullanılan etler "HELAL ET ". Ama lokantada içki de olduğu için imam gitmiyormuş. Ben şaka yollu lokanta sahibine takıldım. Sen ona "Ben içki vs içiyorum, gidersem çarpılırım." desen nasıl olur diye...Bıyık altından gülüyordu bizim arkadaş ...
Caminin karşısında küçük bakkalımsı bir yer var vardı. İçeri girip bizim ülkemizden gelen peynir kutularını görünce dünyalar benim oldu. Eve döndüğümüzde oğlum hemen ekmek arası peynir yedi.
Kobe'de tabi ki ünlü tapınaklar da var. Yolumuzun üstünde onlaradan biri İKUTA SHRİNE vardı. Adet yerini bulsun diye gelecek yıl üniversite sınavına girecek oğluma TANRI ders çalışma güçünü artırsın diye muska ve kalemlerden aldım. Orada ünlü bir flim yıldızının evlilik töreni yapıldı bir iki yıl önce. Şimdilerde bir çok genç kızın rüyası orada evlenmek...
Alışveriş merkezleri tatil nedeniyle çok kalabalıktı. Kızım birlikte olmamızıdan yararlanıp "Anne şu elbise ne güzel deneyebilir miyim ? Şu tişört nasıl ? " deyince kıyamadım aldım . Ona alınca oğlan mahzun kalmasın diye ona ufak bir armağan ve eşimin ailesi için yöreye özgü tatlı alınca cüzdanın dibi görünmeye başlamıştı...
Kızım kendi evine gitmek için o yöne giden trene bindi ben de eve dönmek üzere kendi yoluma koyuldum. İki saate yakın yolculukta kendi istasyonuma yaklaşırken gün batıyordu. Yarı uykulu indim trenden. Akşamın serinliği denizden esen soğuk rüzgar yüzüme kırbaç gibi çarpınca uykum açıldı. Yarın cumartesi ama benim işim tatil değil ...
Bugünün yorgunluğundan çok yaşadığım güzellkleri düşünüp dört elle işime sarılmalı ve cüzdanımda açılan deliği kapatmalıyım :))