- Kategori
- Anılar
Jennifer
14.11.2009
Paris
Jennifer
Yeni uyandım. Öğlen olmuş. Sabaha karşı korkunç bir fırtınanın verdiği veya getirdiği mi demeliyim bilmiyorum, yorucu düşüncelerle döndüm durdum cidden rahat olan yatağımda. Ben neden böyleydim? Nereye, niçin gelmiştim? Geliş amacımdan mı sapmıştım? Gezip tozup burs paralarımı mı yiyordum? Kilo da almıştım zaten. Bir yolunu bulup spor işini de çözmeliydim. Yeni bir şehre gelmek ve oraya adapte olmak inanın ki çok zor bir iştir. Önce nerede kalacağım endişesiyle elinizde ağır mı ağır valizinizle, bir yandan da hırsızları kollayarak, kapı kapı dolaşırısınız. Daha sonra yemek, karın doyurmak, ders-iş-güç bulmak ikinci sırada gelir. Maslow’un piramidi tamamlanıp burjuvai hayatınızda yaşamsal ihtiyaçlarınızı yerli yerine oturttuğunuzda sosyal aşama gelir ve orta yerine çöker düşüncelerinizin. Bu aralar kafamı bunlarla meşgul ediyorum işte. Bugün uyandım; bulaşıkları yıkadım ve pencereyi açtım. Gördüğüm şey karşısında burada neden olduğum ve nasıl yaşayacağım konusunda keskin endişelerden sıyrıldım. Ben geçen yıl zor bir çalışma döneminde hak ederek Paris’e geldim. Bu dönem kendimi kasmadan tatil yapacağım. Gerisini ikinci dönemdeki Ali Murat düşünmeli. Artık sorumluluklardan biraz olsun uzaklaşma vakti. O içimdeki sert sorumluluk çekirdeği inlesin dursun, ben bir süre daha geç kalkmaya devam edeceğim. Hayatımın uzun ve çok çalışarak geçeceğini umut ederek bu yazıyı kaleme aldım. Gördüğüm şey içimde biraz daha umut yeşermesini sağladı. “Jennifer”ı gördüm, Fransız plakasıyla. O simsiyah, ateş gibi yanan haliyle ve dört pas parlak cantıyla önümden alay ederek geçti. Anılarım geldi aklıma. Anılar, umutları besler. Umutlar ise pas parlak bir geleceği… Yağda yumurta vakti!
Paris
Jennifer
Yeni uyandım. Öğlen olmuş. Sabaha karşı korkunç bir fırtınanın verdiği veya getirdiği mi demeliyim bilmiyorum, yorucu düşüncelerle döndüm durdum cidden rahat olan yatağımda. Ben neden böyleydim? Nereye, niçin gelmiştim? Geliş amacımdan mı sapmıştım? Gezip tozup burs paralarımı mı yiyordum? Kilo da almıştım zaten. Bir yolunu bulup spor işini de çözmeliydim. Yeni bir şehre gelmek ve oraya adapte olmak inanın ki çok zor bir iştir. Önce nerede kalacağım endişesiyle elinizde ağır mı ağır valizinizle, bir yandan da hırsızları kollayarak, kapı kapı dolaşırısınız. Daha sonra yemek, karın doyurmak, ders-iş-güç bulmak ikinci sırada gelir. Maslow’un piramidi tamamlanıp burjuvai hayatınızda yaşamsal ihtiyaçlarınızı yerli yerine oturttuğunuzda sosyal aşama gelir ve orta yerine çöker düşüncelerinizin. Bu aralar kafamı bunlarla meşgul ediyorum işte. Bugün uyandım; bulaşıkları yıkadım ve pencereyi açtım. Gördüğüm şey karşısında burada neden olduğum ve nasıl yaşayacağım konusunda keskin endişelerden sıyrıldım. Ben geçen yıl zor bir çalışma döneminde hak ederek Paris’e geldim. Bu dönem kendimi kasmadan tatil yapacağım. Gerisini ikinci dönemdeki Ali Murat düşünmeli. Artık sorumluluklardan biraz olsun uzaklaşma vakti. O içimdeki sert sorumluluk çekirdeği inlesin dursun, ben bir süre daha geç kalkmaya devam edeceğim. Hayatımın uzun ve çok çalışarak geçeceğini umut ederek bu yazıyı kaleme aldım. Gördüğüm şey içimde biraz daha umut yeşermesini sağladı. “Jennifer”ı gördüm, Fransız plakasıyla. O simsiyah, ateş gibi yanan haliyle ve dört pas parlak cantıyla önümden alay ederek geçti. Anılarım geldi aklıma. Anılar, umutları besler. Umutlar ise pas parlak bir geleceği… Yağda yumurta vakti!