​ Kaçak kömürler / Kent Yaşamı / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Temmuz '07

 
Kategori
Kent Yaşamı
 

Kaçak kömürler

O trafik canavarını bu taksinin şoförüne bakıp çizmişler. Adam tükürük saça saça elini kolunu sallıyor, küfrediyor, işlemden kanter içinde kalmış. Taksinin içinde, ne dediğini duyamıyorum. Kaldırımdayım. "Önce bir sakin olun, heyecanlanmayın, " diyorum. Bu sözlerim yatıştırıcı bir etki yaratmıyor esasen. Arabadan iniyor. Yoluna gitsene, şeklinde şemkiriyor.

"Beyefendi, ben zaten yoluma gidiyordum, siz korna çalarak durdurdunuz beni".

"Selektör yaparak geliyorum, niye kenara çekilmiyorsun" şeklinde hönkürüyor ağız cihetinde endişe verici bir köpüklenmeyle.

Küçümencikle yola adım attığımızda bu taksi görünürde yoktu. O denli hızlı gelmiş olmalı. Selektör yakarak geliyormuş, biz hala yürüyormuşuz.

"Ne yapacaktık, birden havalanmamız mı gerekiyordu size yol açmak için. Hem siz niye o kadar hızlı geliyorsunuz, burası ara sokak... Demek yavaş geliyordunuz, o halde dursaydınız!..”.

Al başına belayı makamında homurdanıyor.

“Ya bak hanımsın”. İşte sihirli bir cümle.

Benim de bu gibi durumlarda çok sinirlenip sesimi yükseltmişliğim olmuştur. Hatta birkaç kere minibüs filan tekmelemişimdir. Ne yalan söyleyeyim, fakat artık eğittim kendimi. Çünkü tekmelemekle minibüsler tükenmiyor. Artık son derece sakin davranıyorum. Bilirsiniz, öfke içindeyken sakin biriyle tartışmak böyle zamanlarda yenilgi demektir.

“Bak hanımsın" diyor. İşin başka bir yönü var tabii. Ben kadın başıma adama, o yüce insana laf söylüyorum. Olacak iş değil. Adam adam deyip duruyorum, fakat o yüce insanla konuşurken beyefendi diye hitap ediyordum, kendisi sen sen deyip duruyordu. Sokaklardaki beyefendiler, sürücüler, dükkan sahipleri vesaire genellikle erkek ve bir kabahat işlediklerinde kadınlardan tepki alırlarsa ilginç bir süreç yaşanıyor. Ben de erkek olsam bir yumruk çakacak, göreceğim günümü, ağız tadıyla ittirip kaktıracağız birbirimizi. Bazen susuyorlar, kadın olduğunuz için, gözler belermiş, dişler sıkılmış belli belirsiz. Çoğu zaman "bak hanımsın, " şeklinde duygularını ifade ediyorlar:

"Bak, hanımsın, sen kadın başına ne cesaretle bana, bir erkeğe, bu üstün varlığa laf söylüyorsun, sen ki benim ayak başparmağımın boğum kemiğinden yaratıldın, kadınlığını bil, başını korkuyla önüne eğ ve kaçarak git" demek istiyor aslında. Bir kadınla tartışmak zorunda bırakılmaktan eziyet içinde. Büyük ihtimalle mantıklı bir cümle kurmasını sağlayacak eğitimden yoksun. O yüce insan ki bir taşıtın direksiyonuna oturmuş ve artık yolların, sokakların, kaldırımların fatihi odur, her yere arzuladığı hızla girip çıkabilir, kaldırımlara park edebilir, kırmızı ışıkta durmayabilir, o ki geçmek isterse haşa biz zavallı yayalar kenarlara kaçışmak zorundayız. Hatta mümkünse buhar olup uçmalıyız ki bizim gibi değersiz yaya parçalarına çarpar marpar "durup dururken" başına iş alır. Değil mi ki direksiyonun başına geçmiştir, artık o bir Voltran’ dır, kimin gücü yeter, her şeye hakkı vardır.

Le Corbusier der ki: Şehirdeki insan, enerjisi için kazanda bir güzel yakılan bir kömür parçasıdır. Ey koca şehir, sen daha dur, kaçak kömürlerden henüz çok çekeceğin vardır.

 
Toplam blog
: 4
: 1374
Kayıt tarihi
: 02.07.07
 
 

Madem bu kadar ısrar ettiniz, mimarlık eğitimi aldım ama uzmanlık alanım mıdır bilemiyorum. Bana kes..