- Kategori
- Güncel
Kadın; her şeyim...
Cumhurbaşkanımızın kadınlara yönelik ifadeleri her nedense hep “ataerkil” zihniyetinin yansımalarından oluşuyor...
Çalışan kadının, evinde oturmayan kadının, çocuk sahibi olmayan kadının “yarım” insan olacağı buyuruldu...
Kadına yönelik bu ikinci sınıf bakış açısı sadece cumhurbaşkanımız tarafından mı sürdürülmekte?
Daha önce de ilahiyatçı hoca ile Bülent Arınç beyefendiler, kadının kahkaha atmasının ve hamile olarak gezmesinin “hiç hoş olmayan” bir durum olduğunu serdetmişlerdi.
Aslında çok fazla bir şey yazmaya gerek yok. Çokça da değerlendirmeye gerek yok.
Kadının yerinin neresi olduğunu, kadının “ne olduğunun” anlamını en iyisi NAZIM HİKMET RAN’IN şu dizilerinde aramak daha iyi:
***
Kadın
Kimi der ki; kadın, soğuk kış gecelerinde serip bir döşek gibi yatmak içindir.
Kimi der ki; kadın yeşil harman yerinde dokuz zilli bir köçek gibi oynatmak içindir.
Kimi der ki; kadın, hamur yoğurur.
Kimi der ki; kadın, çocuk doğurur.
Kimi der ki; kadın, ilk göz ağrım.
Kimi der ki; kadın, onunla dolu bağrım.
Kimi der ki; kadın, bunca yıldır yaşıyorum hayalimdir.
Kimi der ki; kadın, boynumda taşıyorum vebalimdir.
Ne öyle,
Ne böyle,
Ne döşek,
Ne köçek,
Ne hayaldir,
Ne vebal...
“O” benim kollarım,
Bacaklarım,
Başım,
Anam,
Öz kardeşim,
Karım,
Can yoldaşımdır.
NAZIM HİKMET RAN
***
Kadınımız hakkında daha fazla bir şey demeye gerek var mı?
Kadın can yoldaşımızdır...
Sırdaşımızdır...
Her şeyden önce hayat ışığımız...
Yaşam kaynağımızdır...
Onlarsız bir hayat düşünülemez.