​ Kadın olmak 5 ( Menepozlu kadın ) Menepoza gir ve istediğin gibi seviş! / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

30 Mart '13

 
Kategori
İlişkiler
 

Kadın olmak 5 ( Menepozlu kadın ) Menepoza gir ve istediğin gibi seviş!

Kadın olmak 5 ( Menepozlu kadın ) Menepoza gir ve istediğin gibi seviş!
 

Yüzünde şu tatlı gülümseme oldukça; değil menepoz, dünyadaki hiçbir güç seni yenemez.


Geldik 50 yaş üstü kadınlarımızaaa... Soralım bakalım şimdi, 50 yaş üstü bir kadınımıza: Bu yazıya neden böyle bir başlık attığımı; biliyor musun acaba?

Peki, peki... Bilmiyorsan eğer, ben verebiliim sorumun cevabını... Yaşın 50'nin üzerindeyse, bilmelisin ki, menepoz, bir hastalık değil... Sadece yaşamında yeni bir döneme girdiğinin, en sağlam habercisi... Öyleyse... Sen de korkmadan menepozdan, gönlünce sevişebilirsin; korunmadan... Anlaştık mı?

50 yaş üstü bir kadın, doğurganlık özelliğini ya tamamen kaybetmiştir, ya da kaybetmek üzeredir. Doğurganlığını kaybetmesi kadının, ona bir yandan sınırsız seks yapma, orgazmın ve dilediği gibi sevişebilmenin keyfince çıkarma özgürlüğünü tanırken; artık hamile kalma ihtimali kalmadığından... Bir yandan da, cinsel arzu ve zevklerini çok belirgin bir biçimde azaltır.

Ne yaparsa yapsın,  menepozu yüzünden, vücudunda biriken bazı zararlı maddeleri dışarı atamayan, sıcağa, strese, kalabalıklara eskisi kadar dayanamayan, regl olamadığı için, vücudunu ateş ve ter basan, hormonları azalıp, vücudu eskiyince, vajinal hastalıkları artmaya başlayan kadın, bu durumun yarattığı tedirginlik, sürekli sinirlilik hali ve giderek azalan tahammül sınırları yüzünden, eskisinden çok daha sert, sinirli, anlayışsız bir ruh haline bürünebilir aniden...

Öte yandan, duygusal partneri menopozlu kadının, ruhsuzun, umursamazın tekiyse eğer, istemeden baba olma korkusu kalmayınca, o bencil adam; kadını menepoza girdi diye; günlerce düğün, bayram edebilir. Ağzını kulaklarına vardıran, dört köşeli bir keyfi sürebilir; hiç çekinmeden... İnsafsız, vicdansız bir ruh haliyle üstelik.

Kimi, kültür düzeyi yüksek, gün görmüş kadınlar, menopozun ruhlarına yaptığı o ağır baskıyı,  eskisinden çok daha yüksek bir sosyalleşme düzeniyle, çok akıllıca karşılarlar. Bundan mesela 1 yıl önce hiçbir dernek ve kulübe üye olmayan menepozlu bir kadın, kaşla göz arasında, aralarına karışacağı düğün, dernek kalabalıklarının, sosyal sorumluluk projelerinin parlayan yıldızı olabilir en kolay yolundan... 

Kimisi onların, düzenli spor yapmaya başlayarak, kimisi ruh ve beden sağlığına eskisinden çok daha fazla dikkat ederek, yaşlanmayı durdurmaya, mümkünse, geri göndermeye çalışırlar; üzerlerinden... İşte tam da bu anlarda, anti - aging seansları, eskisinden çok daha fazla kullanılmaya başlayan koruma ve bakım kremleri imdada yetişir.

Aklı başında, bilinçli bir 50 yaş üstü kadın, normal şartlarda en fazla 20 - 25 yıllık bir kaliteli yaşam süresi kaldığını bildiğinden, çok daha konsantre biçimde, çok daha zevk ve keyif içinde yaşamaya çalışır, gelecekte görebileceği sınırlı sayıdaki günlerini...

Ve artık, ölüm korkusu, her gün kendini daha yakından hissettirmeye başladığından, kimi menepozlu kadın, bir yandan günü geçmiş yaşam icraatlarının vicdan muhasebesini yaparken, bir yandan da, bu çetin yaşam muhasebesinin, eksilerini nasıl telafi edeceğinin derdine düşer. Bu yaş grubunun, bir de kendisiyle ilgili tüm ümidini yitirmiş: " Yattı balık, yan gider! " cileri vardır ki... Onlar: " Nasıl olsa, bu saatten sonra benden ne köy olur, ne kasaba! E işlediğim günahlar da, bini aştı nasıl olsa!... " duygusuyla, hiçbir şey düşünmeden, kalan zamanlarını har vurup, harman savurmaya çalışırlar.

50 yaş üstü bir kadın, ya çoktan kaynana olmuştur; ya da olmak üzeredir. Kimi, sahip olacağı her bir torunu, yaradanın ona büyük bir armağanı kabul edip, yaşının gerektirdiği insani olgunluğu olanca doğallığıyla kabul ederken; kimi, yaşını inkar etmenin, yaşlanmayı reddetmenin, genç kızlarla bile aşık atmanın, ha bire gelin ya da damadıyla atışmanın zavallı bir hırçınlığına, çözümsüz çaresizliğine mahkum eder kendini...

Bunda şaşılacak ne var? Çünkü zaman ve yaşam, dünyanın her yerinde ileriye doğru akar. Ve insanlar, yaşlandıkça, daha çok kendi derdine düşer. Bu duyguyu da en iyi, 50 yaş üstü kadınlar bilir.

Güçlü, kadınsal duyarlılık, şefkatli, anaç duygusallık, en çok da akıllı ve merhametli kadınlarda, tavan yapar; yaşamın bu son dönemecinde... Yaşamın ne demek olduğunu çok iyi bilen 50 yaş üstü, menepozlu bir kadın, hayatın değerini de, ölümün gücünü ve kaçınılmazlığını da çok iyi anlamıştır artık.

Ve işte tam da bu nedenlerden, 50 yaş üstü, menepozlu bir kadın, yaşamının yoğunluğunu, en az ikiyle çarpmak zorundadır. Dolu dolu yaşadığı hayatı sayesinde, bu dünyadan " Keşke!.................." duygusuyla, gözü arkada kalmış olarak ayrılmamak için bence.

Bilmem derdimi anlatabildim mi arkadaşlar?

Not: Yazıda kullanılan görsel internetten alınmıştır.

 
Toplam blog
: 1349
: 1777
Kayıt tarihi
: 30.01.11
 
 

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Halkla İlişkiler veTanıtım, A.Ö.F. Adalet Yüksek Meslek ..