- Kategori
- Ben Bildiriyorum
Kadın olmak mı? Kadın doğmak mı?

Öğleden sonraları TRT1'de yayınlanan Ayşenur Yazıcı'nın sunduğu "ADEMLER VE HAVVALAR" programını arasıra izlerim. Diğer kadın programlarına göre oldukça kaliteli ve yararlı buluyorum. En azından konunun uzmanı kişiler programda hazır bulunuyorlar ve insanları aydınlatıyorlar. Zaten Ayşenur Yazıcı'yı eskiden beri çok yönlü ve başarılı bulurum. Sokaktaki insanlara mikrofon uzatan Raşit de çok sevimli... hele o en sonda söylediği filozofça laflar.
Bir röportajda sokaktaki insanlara sordu: "Bir günlüğüne kadın veya erkek olsaydınız neler yapardınız?" Yanıtlar malum... Kimse empati yapamıyor. Çünkü karşı cinsi tanımıyor. Nasıl empati yapsın. Yine geçenlerde eşlerin paylaşımları, ortak alanları, severek yaptıkları şeyler konuşuldu.
Ne çokmuş dertli olan. Çalışan kadınlar da dertli çalışmayanlar da... orta yaşlılar da dertli gençler de. Tek dertli olmayanlar 60-70 yaşları arasında olanlar. Artık dertlenecek birşey kalmadığından olsa gerek."Kadın olmak mı zor kadın doğmak mı? "Fikrim yok. Ama ben halimden memnunum. 100 kere dünyaya gelsem yine kadın olmayı tercih ederim. Her zorluğa ver herşeye rağmen "Kadın olmak " güzeldir.
Bugün Oktay Rıfat Horozcu'nun ölüm yıldönümü. Ustayı anmak için onun güzel dizelerini paylaşmak istiyorum.
Ruhu şad olsun!
KARIMA
Sofalar seninle serin,
Odalar seninle ferah,
Günüm neşeyle uzun,
Yatağında kalktığım sabah.
Elmanın yarısı sen, yarısı ben,
Günümüz, gecemiz, evimiz barkımız bir,
Saadet bir çimendir, bastığın yerde biter,
Yalnızlık gittiğin yoldan gelir...
Oktay Rıfat
( 1914 - 1988 )