Kadının eşitlik mücadelesi... / Siyaset / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

06 Şubat '09

 
Kategori
Siyaset
 

Kadının eşitlik mücadelesi...

Kadının eşitlik mücadelesi...
 

KTKDK Kadın Siyaset Okulu


Biz kadınların istediği, bir “kadın ayrıcalığı” değil, cinsiyet eşitliği perspektifini kullanarak, modern yaşamın ve modern siyasetin, imtiyazsız ve resmi bir eşitlik zemininde kadın için de kurulmuş olmasıdır.

Maalesef ülkemizdeki geleneksel siyaset, hem “gerçekciliği” gözardı etmekte, hem de eşitsizliklerin ve ayırımcılıkların yaşandığı bir alan olarak ifa edilmektedir.

Dolayısıyle de biz kadınlara karşı, çok boyutlu eşitsizliklerin yaşatıldığını, inkar edilemez bir durumla karşı karşıyayız..

Özellikle, karar alma mekanizmalarında yetersiz temsiliyetimizden kaynaklanan sorunlar ve toplumumuzdaki ataerkil sosyal yapıların da zarar verdiği kadının, toplum içindeki pozisyonunu zayıflatmasına göz yummak yerine, pozitif ayırımcılıkla, kadının güçlü yanını ortaya çıkaracak mücadeleyi veriyoruz. Öyle sanıyorum ki, yıllar süren bir mücadelenin, sesimizi biraz daha güçlü çıkmasını sağlayan evresindeyiz.

Zaman o kadar değerli ki; boşa harcanacak bir dakikamız dahi olmamalı.
Ayni şekilde boşa harcayacağımız bir kuruş da olmamalı.

Bu nedenle hedefleri belirlerken, ayrıntılı düşünmek, yollarımızı doğru belirlemek ve araçlarımızı en verimli şekilde kullanmak durumundayız.

Başka türlü ilerlemek mümkün değildir.

Her birimiz, dünyaya gelirken yanımızda getirdiğimiz biyolojik özellikler nedeniyle kadın ve erkek olarak adlandırılmamız doğal bir olay. Toplumda veya aile içinde ve kişisel ilişkilerde kadın ve erkeklerden beklentiler farklıdır ve bu farklılığı da doğal karşılıyoruz.
Cinsiyet özelliklerinin bize kattığı nitelikler vardır ki bunlar biyolojik olmasa da yaşadığımız ortamdaki kültürün bize öğrettiği niteliklerdir.
Daha doğrusu genel olarak toplumun görüşü olan düşünceler var ki bunlar;

Örneğin; Kadınız, doğurabiliriz, sevecen ve fedakar bir yapımız var. Sessiziz, ayrıntıcıyız ve çok da duygusalız. Tek eşliliğe saygılıyız. Kadın olarak dikkatimizi daha çok insanlara ve insani ilişkilere yöneltiyoruz. Eh bir kusurumuz da varmış ki biraz dedikoducuymuşuz.

Peki ya erkekler? Sorumluluk duygusu güçlüdür, yönetme ağırlıklı bir yapısı ve zihinsel yaratıcılığı zorlayan bir içgüdüsü var. Kadının duygusallığına göre daha rasyoneldir. Kadın ayrıntıcı düşüncesine karşı, erkek daha soyut düşünme yeteneğine sahiptir. Kadının tek eşliliğe yatkınlığı karşısında “ bir çicekle bahar olmaz” görüşüne sığınan davranışları hakimdir. Kadının duygusallığına karşı erkek daha çok teknoloji ve nesnelere ilgi duyar. Bir de saldırgan özelliği vurgulanıyor.

Bu tanımlamalar aslında toplumsal cinsiyet için yapılan bilimsel araştırmalar sonucu ortaya çıkan bayan erkek tanımlamasıdır. Ancak bugün çalışan kadın değişik vardiyalarla evinde ve dışarıda çalışan kadın olarak en az erkek kadar, bazen de fazlasıyle evine ekonomik katkıda bulunmaktadır.Toplumsal sorunlara karşı aşırı duyarlı ve hassasiyet sahibidir. Fikir üreten ve katkı koymak için gayret gösteren bir yapıya sahiptir..

Günümüzde kadın bu tanımlamaların çok ötesinde artılar katmıştır hayatına.
Bugün toplumumuzda da mücadelesini verdiğimiz birçok sorun yanında kadın sorunları da vardır. Ancak “kadın sorunları” olarak nitelendirdiğimiz sorunlar aslında yalnızca kadınların sorunları değildir.

Toplumu tanımak için baktığımız zaman modern bir toplum var karşımızda. Siyasal temsil sorunları hemen dikkat çekici bir şekilde gözümüze takılabiliyor. Geleneksel toplum yapısı kadınları sömüren hatta ezen bir yapı içeriyor.
İşte bu sömürüye karşı bir karşı duruş başlatan “yeni kadın” duruşumuz var ki; bu açıdan baktığımızda ekonomik, siyasal ve kültürel alanda cinsiyetin toplumsal ilişkilerin düzeltilmesinde belirleyici bir faktör olduğunun farkındalığıyla , cinsiyet eşitliğinin mücadelesini veriyor.

Birleşmiş Milletler, cinsiyet eşitliğini gözeten politikaları özetle şöyle ifade ediyor :
“Kadınların ve erkeklerin sorunlarının ve deneyimlerinin, ekonomik, politik ve sosyal tüm alanlarda, politika ve programların tasarlanması, uygulanması ve izlenmesinin bütüncül bir boyutu haline getirilmesini, böylece kadınların ve erkeklerin eşit fayda sağlamasını ve eşitsizliğin ortadan kaldırılmasını amaçlayan bir stratejidir.”

Bu tanım, bize şunu söylüyor aslında. Bir süreç ve bir strateji gerekiyor.
Süreç, belirli aşamaları içeren bir zaman dilimi, strateji ise belirli hedeflere yönelik belirli eylemler planı.

Esas hedefe daha kolay varmak için geniş perspektiften bakmak lazım .
Ayni dünyada, eşit yaşamak bugün için bir hayal olabilir. Hatta bunun farkındalığı yükümüzü ağırlaştırırken, büyük bir sabır ve sebatla, kadınları işin içine katmayı başardıkça gücümüzün artacağı da ortadadır.
İnsan haklarından bahsediyorsak ve çalışmalarımızı da bu görüş doğrultusunda sürdürüyorsak, Kadın’ın, karar alma mekanizmalarında yer alması için gayret göstermeliyiz. Herşeyden önce kadın; sadece düşünceleriyle, fikirleriyle ve “kadın” olduğu için değil, üreten, duyarlı bir insan olduğu için siyasette mutlaka yer almalıdır.

Gerçek anlamda demokrasi için kadının cinsiyet eşitliğinin sağlanması gerekir.
Önemli olan birilerinin yakınlarına gösterdiği ayrıcalıklı iradesiyle değil, halkın, yani genelin iradesi ile başarmaktır..

Kısacası, kadın çiçekse, “eşitlik” onu besleyen su, “demokrasi” ise kök saldığı toprak
“adalet” ise hayat bulduğu oksijenidir.

Emine Sütcü

06.02.2009

 
Toplam blog
: 62
: 707
Kayıt tarihi
: 18.11.08
 
 

1962 dogumluyum. Doğu Akdeniz Üniversitesi mezunu bilgisayar programcısıyım. Mesleğim gereği birçok ..