​ Kadınlar Gününe itafen; Domatesten sevmek / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

09 Mart '12

 
Kategori
Deneme
 

Kadınlar Gününe itafen; Domatesten sevmek

Kadınlar Gününe itafen; Domatesten sevmek
 

Bugün dünya kadınlar günü kutlandı. Aman ne hoş ne hoş. Etrafta ilginç ilginç kampanyalar, değişik değişik konserler. Birkaç kendini statüsü yüksek gören bilmiş adamlardan kadına saygı sözleri. Gerçekten içim parçalandı. Neden mi? Çünkü bugün aslında kadınlar günü değil, kadına hakaret günü bence. Kadını 364 günde 1 anıp onlara itafen bir şeyler yapmak bizim insanlığın anlatılamayacak bir halde olduğunun göstergesidir.

Her varlığın yaratılışında doğal bir sistem vardır. Mesela kuş hayatını iki kanatla sürdürebilir. İki kanatla uçar, yaşamını sürdürür, yemeğinin peşinde koşar, yuvasını yapar. İki kanatla hayatını idam ettirir. Kadın erkek ilişkisi de öyledir. İki kanat gibidirler. Bir kanat olmadan diğeri yapamaz. Bu da insanlığın doğal sistemidir.

Kadınlar bu bağlamda düşünüldüğünde, diğer kanat olarak Allah’ın erkeklere bir hediyesidir. Kadın, iyi bir arkadaş, iyi bir dost, iyi bir eştir her zaman bir erkeğe. Yeri geldiğinde derdini açabildiğin, çocuklarını emanet edebildiğin ve geceleri sırtını dönerek yattığında rahat rahat güvenerek uyuyabildiğin biridir. Güvendir bir kadın yani. Sevgidir, saygıdır. Özgüvendir. Ama şöyle bir sorun var ki 364 gün anasından emdiği süt burnundan gelir, 1 gün ise onun günüdür.

Anayasaya baktığımızda kadın – erkek eşittir. Evlilik hakları, seçme seçilme hakları vs. birçok konuda yasamızda eşitlik vardır. Ki seçme seçilme hakkı İsviçre’de 1971’lerde verilmişken bu bağlamda anayasal olarak çok iyi bir yerdeyiz diye düşünüyorum. Ama bu düşüncem sadece kağıt üstünde. Bugün yerel bir gazetede yayınlanan anket sonuçlarına göz atarsanız, ister istemez kağıt üstündeki olayla ters düştüğümüzün farkına varırsınız zaten. Üç bin kadına sormuşlar, eşinizden ayrıldıktan sonra gidecek bir yeriniz var mı, paranız var mı, sahip çıkılır mı size, diye. Sonuç nedir? Yüzde altmışın cevabı, hayır. Yüzde altmış. Bu nedir? Bu bir felaket!

Düşünün; hoş bir bayan. Bir yetmiş boylarında, altmış sekiz kilo. Evli ve bir çocuklu. Mutfakta yemek yaptığı zaman camının buğusunu görüyorsun. Yani dışardan mutluluk akıyor gözlerine evden. Ama bugün erkeği olmasa gidecek ne bir yeri var ne de sahip çıkacak birisi. Acınılacak bir durum.

Dayak mevzusuna gelmiyorum bile. Geliyor dünyaya anne dövüyor. Büyüyor, baba dövüyor. Abiye gidiyor, abi dövüyor. Kaçmak için evden evleniyor, bu sefer koca dövüyor. Halkta da bir söylem almış başını gidiyor zaten; karnından sıpayı sırtından sopayı eksik etmeyeceksin, diye. Ne bu kadın, eşek mi? Nerede eşitlik?

Sabah kalkıyor kadın. Çocukları yolluyor. Eşi gidiyor belki de ardından. Sonra evde temizlik yap. Kocanın bıraktığı üç beş kuruşla alışveriş yap. Evde akşam gelecek ahaliye yemek pişir. Sonra bütün gün bunları yaptığı için kocanın kazandığı parayla o yemekten bir tas da sen ye, ödül olarak.

İşte bu değer bir günde anlatılmaz hocam. Anlatırsan da bu kadar aciz olursun. Bir günde anlatmaya kalkarsan kadınlara hakaret etmiş olursun.

Kadınları ötekileştirmekten vazgeçmeliyiz artık. Kadınlar, kuş kanadının bir parçasıdır çünkü. Ötekileştirdikçe, hapsettikçe sen de hapsolursun. Sen kadını kanatlandır ki sen de yükselesin.

Yani demek istediğim; domatesten değil, hakikaten sevin.

Unutmayın ki her erkeği doğuran bir kadındır!

Selametle…

 

 
Toplam blog
: 10
: 1785
Kayıt tarihi
: 05.02.12
 
 

Aile ve Ergen Terapisti Kerem Gümüş. Cerrahpaşa Tıp Fakültesi'nde kanserli ve lösemili çocuklarla..