- Kategori
- Dünya Kadınlar Günü
Kadınlara gün verelim

Kadınlar günü bugün. Bu günler oldum olası sıkar beni. Kadınlar günü ne demek, kızlar bu güne katılamazlar mı? Hangi kadınların günü, ezik kadınların mı, yoksa iş kadınlarının mı? Kocasının kurşunladığı E.A nın mı bugün, Hülya Avşar’ın mı? Bugün gidip kadınların elini mi öpeceğiz, hediye mi alacağız, magandalar kadın eziyetine bir gün ara mı verecek? Kadınlar kadınlar gününü evde yaptıkları günler gibi mi sanıyorlar, yoksa onlar bu konuyu biliyorlar mı?
Böylesine garip bir gün konusunda aklı başında neler azabilirim diye düşündüm, bulamadım. Böyle bir gün olamaz, çünkü kadınların evrensel ortak sorunları yok. Sınıfsal olarak farklı kadınların sorunları da çok farklı. Kadınların ezildiğini düşünerek böyle bir gün icat edilmiş ise, kadınların ezilmesi konusu tartışılır bir konudur, kadınlar toplu halde ezildiklerini mi iddia ediyorlar, yoksa bir iki kadın başka kadınların ezildiğini mi söylüyor?
Kafalar binlerce yıl geride ise, kadınlar değil insanlar ezilir. Önce insan diyen topluluklara bakın, kimsenin ezilmediğini görürsünüz. Töre cinayetlerinin niçin Avrupa’da olmadığını bir düşünün. Niçin Hindistan’dan Cezayir’e kadar olan bir şeritte bunları yaşadığımız gözünüzün önüne getirin. Hindistan’da bir ara kocası ölünce, karısını da birlikte yakıyorlardı, belki hala bu adetler vardır, İran’da zina yapan kadını taşlayarak öldürüyorlar. Ülkemizde kocasından ayrılan kadını aile meclisinin kararı ile kocası vuruyor, mahkemesi dün başladı. Bunları ortadan kaldırmak için kadınlar günü diye bir gün icat etmenin gereği yok. Bunlar insanlık sorunu, bunlar ilkellik sorunu. Aslında ilkellik bile bunların yanında gelişmişlik olarak kalır.
Kadınların toplum içerisinde erkeklerle bir arada olmasını istemeyen dünya görüşü sadece erkekler tarafından değil, kadınlar tarafından da savunuluyor. İnsanlık teşhircilik ile, toplumdan kaçma arasında salınıp duruyor.
Kadının dövülmesi konusunda yıllarca dendi ki “zavallı kadınlar ekonomik özgürlükleri yok bu dayaklara katlanıyorlar”. Son zamanlarda anlı şanlı, paralı güçlü mankenlerimiz yedikleri dayakları anlatınca şaşırdık kaldık. Demek ki olay parada pulda değil kafada. Hülya hanım kocası aldatınca televizyonlarda gevrek gevrek gülüyor, kocadan ayrılıp sonra onunla tatillere gidiyor ve diyor ki “çocuğumun ruh sağlığı için yapıyorum” çocuğun ruh sağlığı böyle mi sağlam kalıyormuş. Çocuk gazeteleri okuyunca, yazılanlara bakınca ne olacak peki. Sonra bu hanım kadınların sözcüsü olabiliyor.
Hayat çelişkiler yumağı arkadaşlar, daha doğrusu menfaatler ortamı. Kim nereden nemalanıyorsa oranın düdüğünü öttürüyor. Biz de böyle yazılar yazıp , okuyp olayı kavramaya çalışıyoruz.
Nazım Hikmet “ soframızdaki yeri öküzümüzden sonra gelen”demişti kadınlar için, aradan geçen elli yılda bir türkücü “ yemeği beğenmediğimizde kabı yüzüne fırlattığımız” gibi bir şeyler dedi. O türkücünün konserlerine en çok kadınlar gidiyor ve kendilerinden geçiyorlar, karısının birini de döverek hastanelik etmişti, gazetelerde bazı kadınlar için “onun kadınları” tabiri kullanılıyor, kadınlar ses etmiyorlar. Acaba 8 martı mı bekliyorlar?
Ben gülerim böyle günlere, siz ne dersiniz