- Kategori
- Aşk - Evlilik
Kadınları anlamak

Simone de Beauvoir / Seven Kadın
Birçok erkeğin ağzında, “aman kadınları anlamak çok zor, aman ne yapsam yaranamıyorum, yok efendim bu nasıl iş, nasıl duygu, nasıl anlayış” tarzında konuşmalar mevcuttur. Efendim, önce kadınları anlayamayan adamın kolaycı olduğunu belirtmekte fayda. Onların dilinden anlamak bazılarına göre öyle zordur ki, asla bu sorundan kurtulamazlar. Oysa akıllı bir adamın rahatça üstesinden gelebileceği bir sorundur bu. Temelde yapılması gereken üç şey vardır: Kadınları dinlemek, değer verdiği şeylere saygı göstermek ve onları sevdiğimizi belli ederken ölçülü olmak.
Kadınlar yapıları gereği ve aynı zamanda istatistiksel olarak erkeklere nazaran daha konuşkan varlıklardır. Bu meziyetleri erkekler arasında bazen dırdır olarak anılsa da, aslında bana göre kadınların konuşkanlıkları onların hayata bağlılıklarını temsil etmektedir. Her kadın, iletişim kurduğu insanın, onun anlattıklarını dinlemesine ister. Bunu aslında erkeklerde ister de, kadınlar daha narin varlıklar olduğundan bu konuda daha hassastırlar. Erkekler olarak bizim de yapmamız gereken şey; yapmacık olmadan dinledikleri şeyleri empati kurarak anlamaya çalışmaktır. Kadınlar sanıldığı gibi, erkeklerin anlattıkları şeylere çözümler üretmesini değil sadece onları dinlemesini ister. Çözüm üretirken saçmalama olasılığımızın yüksek olmasından dolayı, sadece dinlemek ve onu anladığınızı hissettirmek kâfidir.
İletişimimizi kuvvetlendirdikten sonra, artık onların değer verdiği şeyleri öğrenmeye başlayacağız. Bizim gibi futbolu ve asker muhabbetlerini ne yazık ki hiç sevmezler. Ve biz de onlar gibi alış-veriş yapmayı ya da gezip tozma eylemi çok sevmeyebiliriz. Bu iki zıt kutup o kadar da korkutucu bir mesele değildir aslında. Doğamız gereği farklı şeylere karşı ilgi duyarız. Oysa değer verdiğimiz şeylere saygı gösterirsek sorun tamamen çözülür. Sevdiğimiz kadınla çok istemesek de yapacağımız bir alış-veriş merkezi gezme eylemi sonunda onun ne kadar mutlu olacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Bu ve bunun gibi şeyleri yaptıkça, belki bir gün o da bizim halı sahada yaptığımız bir maçta bizi izlemeye gelecektir. Diyeceğim şu ki, onun yanında olduğumuzu ve sevdiği şeylere değer verdiğimizi gösterirsek; bazı şeyler kendiliğinden şaşırtıcı bir şekilde lehimize gelişebilir.
İletişimimiz ve sevgi bağlarımız güçlenmeye başladıkça, içimizde ölçüsüzce onlar için bir şeyler yapma isteği oluşabilir. İçimizdeki bu istek bazen öyle kabarıktır ki, onları çok kıskanır ve onlara mutlu olmalarına engel olacak kadar kısıtlamalar getiririz. Kıskanılmak kadınları iyi hissettirir, bir değer belirtisidir ama aşırıya kaçılmış bir kıskançlık onları bunaltır. Dengeli olmak da fayda var. Bazen de öyle çok üzerine gideriz ki sevdiğimiz kadının; aşkımız onları bunaltır, sıkmaya başlar. Bunlar ölçüsüz sevgili hareketleridir ve bu eylemlerin sonuçları sorunlara gebedir. Üstesinden gelmek için çok basit bir fikrimi paylaşayım. Aşk, bulutlara doğru uzanan tatlı bir hedeftir. Bu hedefin iki yanında sonsuz basamaklardan oluşan iki merdiven vardır. Birinden erkek çıkar, diğerinden kadın. Merdivenleri koşarak çıkan bir erkek, sevdiği kadını aşağılarda bırakır. Kadın o merdivenleri çıkmaktan yorulursa ilişki ne yazık ki biter. Yavaşça ve beraber tırmanılmış aşk basamakları, bizi mutluluğa götürecektir.
Eğer bu dediklerimi yapmıyorsanız, muhtemelen kadınlar size dünyanın en anlaşılmaz varlıkları olarak gözükmektedir. Oysa hiç de öyle değillerdir. Duygularına sahip çıkan, güzel bir kadın cennet gibidir. Cenneti cehennem gibi görmek ne yazık ki, çok talihsiz bir yaklaşımdır.
Her şey bir yana gönül ilişkilerinde ruh dengesi çok önemlidir ve ruh dengesini yakalamazsanız bu anlattıklarım da işe yaramayabilir. Zaten yaramasın da, ne gerek var yaşamaya, ruhun olmayan bir kadınla…
Aşkla kalın...