- Kategori
- Ankara
Kalabalık ama yalnız sokaklar

Ankara' da yaşayanlar çok iyi bilir kalabalık ve kasvetli sokakları. Yürümeye başlarsınız bir anda karşınızdan sanki binlerce insan üzerinize gelir nefes alamayacak gibi olursunuz hepsinden içten içe nefret edersiniz. Sizi görmezler, çarparlar, yağmurlu havalarda şemsiyelerini gözünüze bile sokabilirler. Siz sadece kaçamaya çalışırsınız ama bir yerden sonra gücünüz kalmaz.
İnsanlardan kaçmanın yersiz olduğunu anlarsınız ve o andan itibaren onlardan kaçmak yerine üzerlerine gidersiniz. İzlersiniz onları, yüzlerine bakarsınız, içlerini okumaya çalışırsınız. Sonra birden sorarsınız bu insanlar neden böyle? Hepsi üzgün, somurtuyor, önündeki insanı bile görmüyor gözü, düşünceli. Hayat acaba ona ne yaptı? Yanımdan geçen kız niye ağlıyordu? Ya şu dilenci dede böyle yaşamak istemiş miydi? Utandığı için kimsenin yüzüne bakmadan elini açmış bekliyor köşede. Tabiki istememişti böyle bir hayatı. Ya şu küçük çocuğun üstü başı neden kir içinde? Yanımdan geçen amca neden dalgın? Acaba ayın sonunu nasıl getireceğini mi düşünüyor? Ellerinde test kitaplarıyla yürüyen mutsuz gençler akıllarına büyük sınav hayatlarının en güzel yıllarını dersane yollarında kitap taşıyarak geçiriyorlar.Sonra tüm bu insanları görüp anlayıp en başta onlardan nefret ettiğiniz için kendinizden utanırsınız.Onlar da bu hayatı seçmemişlerdi.Ama yapacak bir şey de yoktu çünkü hayat kimseye adil değildir..Sizi görmemeleri,fark etmemeleri bu yüzden hayatta yollarını kaybetmişler ve kalabalıklar içinde arıyorlar yollarını.Bellkide bu dertli kalabalıklar içinde kendi dertleri gözlerine daha az görünüyor.
İşte bu yüzden bu kadar kasvetli ve kalabalık Ankara'nın sokakları.Yönlerini bulmaya çalışan pusulasız insanlar silsilesi.Hepsini anlıyorum.Ben de onlardan biriyim çünkü.Kalabalıklar içindeki mutsuz kaybolmuş suratlardan biri...Yolumuzu bulana dek bu sokaklarda dolaşmaya devam edeceğiz ve birilerinin bizi anlamasını bekleyeceğiz bir umutla....