- Kategori
- İlişkiler
Kalaşnikof soruları

08/05/2009
Aklının, mantığının almadığı bir noktadasın biliyorum.
Kimin aklı, mantığı alıyor ki…
Bana durmadan sorular soruyorsun.
Görmüyor musun? Bütün iç dengelerim alt üst olmuş.
Bu olay beni saçma sapan nedenlere, niçinlere hatta inanamayacaksın çocukluğumdan kalma bazı acılara sürükledi.
Of… Of ki, ne of…
Biliyorum sağlıklı düşünemiyorum.
Birde, sen doğulusun, oradaki yapıyı bilirsin… Nedir bu vahşet?
Diyenlere bakakalıyorum.
Çünkü ben senelerce onlara yapmacık insan değildir benim insanım dedim.
Kıymet bilir, değer bilir. Canını, malını emanet edebilirsin derdim.
Zaten ne olduysa bu ‘husumet’ sözünü duyduktan sonra oldu bende.
Birbirine yetişmek için inanılmaz bir yarışa giren insanların trajedik hallerini düşünmeye başladım.
Orada tarla-tapan senin şehrinde de ev, araba, gösterişli koltuk takımların.
Belki de bu yüzden bu gösteriş ve bu hırs merakı, benimki daha iyi, ben senden üstünüm merakının dayanılmaz ağırlığından dolayı evimdeki koltuklar tam yirmi yıllık görsen belki bana acır, itfaiye meydanından bir koltuk takımı alırsın.
Yok, dostum ihtiyacım yok senin şaka yolu imalarına.
Zengin, fakir döngüsü kardeşlerin birbirine karşı içten içe kinleri.
Sen de var bende yok kavgası.
Tecavüz, cinnet, intikam, kin hele de şu sinirlerimi alt üst eden ‘husumet’ bunlar kaç kişinin canına mal olabilir.
“Su içene yılan bile dokunmaz” derler. Peki, namaz kılana kalaşnikof mu dokunur?
Bu benim insanım olamaz.
Köyden yolun geçerken uğradığın, sana sofralar kuran, evinde ağırlayan, namazlığı önüne seren insandı benim tanıdığım.
Ne oldu? Ne değişti?
* * *
Soruların makineli tüfek gibi beynimde dolaşıyor.
Doğuda kadın olmak, çocuk olmak nasıl bir şey diyorsun?
Bir kere erkek egemenliğini koşulsuz kabul edeceksin.
Çocuksan da çocukluğunu bileceksin.
İyice sinirlerimi bozmak için bu soruları sorduğunun farkındayım.
Sana uzun uzun cevap verecek takatim yok.
Sana şu kadarını söyleyeyim.
Kızlara ayrı okul lafını duyduktan sonra iyice tiksindim hayattan.
İyi güzel erkeklerle, kızları hiç görüştürmeyin.
Sonra oralarda sapıkça ilişkilere göz yumun diyesi geliyor insanın.
Kız, kadın sanki sadece ‘dişi’ diye algılanıyor gibi geldi.
Onun başarıları, onun kişiliği, onun seçme şansı yok, onun adı, onun mal varlığı, onun söz hakkı hiçbir şeyi yok.
Sadece çocuklarına gelecek kurşunlara siper olsun diye çelik gibi bir yüreği var.
* * *
Sustun, laflarım ağır mı geldi?
Yok, mu başka sorun.
Hani ben doğuluyum ya bilirim sor sorunu, dök koynundaki yılanları da rahatlayalım.
‘Yemekteyiz’ programı hani Urfa’daydı ya siz yemeğini hazırlayamayan bir ev sahibinin mutfağına böyle fütursuzca girer misiniz?
Yok, be güzelim.
Benim tanıdığım, bildiğim, gördüğüm bir durum değildir bu.
Bu olsa olsa görgüsüzlüğün kişiye mal edilen kısmı olur.
Neydi o ya diyor Allah aşkına biri, serseri misali bir türkü ile dalıyor mutfağa, diğeri peynirli helva yapıyor haddini aşarak bir başkasının mutfağında.
Bak iki gözüm ben böyle insanları tanımıyorum.
Bu davranışlar bir şehri temsil edip lekeleyemez buna gücü yetmez kimsenin.
Doğuluyum ya ben sor sorularını, başka sorun var mı?
Benim sana verecek cevabım yok artık.
Bildiğim doğrular hüsrana uğradı.