- Kategori
- Çevre Bilinci
Kamikaze

Kamikazeler
Fukuşima dünyanın yüreğini ağzına getirmeye devam ediyor. Her gün yeni bir radyasyon ölçümü ile tehlikenin boyutları anlaşılmaya çalışılıyor. Bütün dünya, bir türlü kontrol altına alınamayan felaketin önlenmesini bir avuç” kamikaze”ye yükledi. En yüksek ve kusursuz teknolojinin lideri bir ülke olan Japonya, nükleer tehlike karşısında çaresizliğini dile getirdi. Tehlike anında kendiliğinden devreye girmesi gereken güvenlik tedbirleri meğerse bir aldatmaca imiş. Bu durumda nükleer santral yapmak isteyen ülkeler olası bir kaza anında kendiliğinden devreye girerek sistemi güvenli hale getirecek önlemlerin güvenilirliğine halkları inandıramayacaklar.
Olası kaza anında kendi yaşamını hiçe sayarak nükleer santrallerin söndürülmesini sağlayacak kahraman insanlara ihtiyaç var.
Fukuşima santralinde yüksek dozda radyasyona aldırmadan kanser olacakları kesin elli kadar görevliye 2. Dünya savaşındaki intihar pilotlarına verilen isimle “kamikaze” deniyor artık. Yeni santraller yapacak olan ülkeler öncelikle kimlerin “kamikaze” olacağını belirlerse doğru bir iş yapmış olurlar.
Ülkemizde nükleer santrallerin doğuracağı sorunları “tüp gaz da riskli” anlayışı ile önüne koyan bir yönetim varken “en ileri teknoloji ile yapılacak”, “dünyaya örnek olacak” masallarını ciddiye almamak gerekiyor. Nükleer teknoloji konusunda alt yapısı olmayan, bilgi birikimi meçhul bir ülkenin ithal edeceği teknoloji hakkında bu kadar net konuşması, Japonya’nın acze düştüğü ve tüm dünyada nükleer santrallerin sorgulandığı bir ortamda sesini bu kadar yükseltmesi cehaletin verdiği bir cesaret olsa gerek. Nükleer santral yapımında kimseyi dikkate almayan bir yönetim tüm ülkeyi yarın sıkıntıya sokacak bir kazayı da kader olarak algılayacaktır.
İşte tam bu nokta da bir kaza olursa kimlere ne sorumluluğu yüklememiz lazım öncelikle belirlenmesi şart. Akkuyu’da, Sinop’ta ve henüz nereye yapılacağı söylenmeyen dört kıyımızda daha yapılması düşünülen santrallerin ihaleleri yapılırken ithal edilen” ileri teknoloji” yanında kimlerin “kamikaze” olacağını da baştan belirlemek gerekir. Japonya’nın ileri teknolojisi ve nükleer savaş deneyimine rağmen umudunu “kamikaze”lere bağladığı ortamda; kaza anında canını feda ederek müdahale edecek insanları santral severler arasından, özellikle de siyasi karar vericiler arasından seçmek gerekir. Bu yörelerde yaşayan halkın santrallere karşı olduğunu düşünürsek, kömür madenlerinde ki gibi yakın çevrenin asgari ücretle çalıştırılan halkına bu görevi vermek ahlaki bir davranış olmayacağı aşikâr. “Kamikaze” lerin santral yapımına karar veren siyasiler öncelikli olmak kaydıyle, nükleer santrallerin çok gerekli olduğunu savunan bilim insanları ve bürokratlardan oluşması en gerçekçi çözümdür. Yapacakları iş bir kaza anında müdahale olduğu için muhtelif zamanlarda gerekli kurtarma ve söndürme tatbikatlarını periyodik olarak almaktan ibaret bir “vatan görevi” olacaktır. Memleketin enerji sorununu çözmek için sadece karar vermek yetmiyor, daha fazla fedakârlık da gerekiyor. Ve bu fedakârlığı öncelikle kimsenin fikrine saygı göstermeyen siyasi karar alıcıların olası riskleri de her ortamda bizzat üstlenmesi sorumluluklarının gereği olmalıdır. Sonunda ölüm riski olan projelerin karar vericilerinden oluşmuş bir gönüllü birliği kitleleri ikna etme açısından da daha etkili olacaktır. Gerçi “kamikaze”lerin nükleer santral yapımına karar verenler arasından önceden belirlenmesi dünyanın başına gelecek bir felaketi önlemez ama santral yapımcılarını biraz düşündürür belki.
Hem ilerde olası bir kaza sonrası TV de halkın karşısına çıkıp radyasyonsuz su ve çay içmelerine de gerek kalmaz.
“Kamikaze”lik onurlu bir görev olduğu için miras olarak çocuklarına bu görevlerini mutlaka intikal ettirmelerini gerektiren yasal düzenleme de yapılmalıdır.