​ Kanunlar ve özgürlük / Sosyoloji / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

04 Mayıs '07

 
Kategori
Sosyoloji
 

Kanunlar ve özgürlük

Kanunlar ve özgürlük
 

Tarihin ilk çağlarından beri düşünürleri, siyasetçileri ve sosyal bilimcileri meşgul eden karmaşık ama içi dopdolu iki kavram var önümüzde. Geçmişten bugüne kadar olduğu gibi bizim değerlerimiz de yorum olmaktan öteye geçemeyecek, birçok insan için. Özgürlüğün sınırları nereye kadardır, yada her kanunun olmadığı yer özgürlük alanı mıdır? Bunu tartışmak ve kendimize has bir değerlendirme ortaya çıkarma hakkımızı kullanmış olalım, en azından.

Dünyanın bir çok ülkesinde “hukukun” üstünlüğü prensibi yok gibidir yada anayasalarında göstermelik olarak vardır. Bugün dünya üzerinde ABD’nin başını çektiği çok uluslu güçlerin Irak, Afganistan gibi ülkelerde yaptığı gibi, kendi ülkesinin insanlarına özgürlük ve refah yaşatmak adına diğer uluslara zulüm ve işkence yağdırmak mıdır, “özgürlük”. Son zamanlarda dünya gündemini meşgul eden “Guantanamo” hapishanesinde yaşayanlar ya da Ebu Garipte Irak işgaliyle birlikte yaşatılanlar özgürlüğün garantisi işkenceler midir?

Afganistan da kişi başına 5000 dolar ödül vererek suçlu suçsuz insanları, doğrulanmamış ve hiçbir detayı irdelememiş aslı astarı olmayan iddialarla, kanunların işlemediği, insan olarak dahi görmedikleri “hukukun kara deliği” olarak adlandırılan Guantanamo’ya götürüp işkence etmek midir?

Çok uluslu güçlerin ABD önderliğinde yaptıkları, en kalpsiz insanın dahi yüreğini parçalayacak türdendir. Benim çok etkilendiğim ve asla unutamayacağım bir olayı anlatmak istiyorum. “Geldiğinde iki günden fazla süredir su içmemişti. Susuzluktan delirmiş olarak, bir bez ile duvardan akanları sildi ve nemini emdi, ta ki katledilmiş tutukluların vücut sıvılarını içiyor olduğunun farkına varana kadar.” Gazeteci David Rose Afganlı, İkbal adlı tutuklunun ağzından aktarıyor bu vahşet dolu tabloyu. Konteynırlara doldurulup kurşuna dizilen insanlardan biri; İkbal, fakat tesadüf eseri kurtulmuş, kurşunların açtığı deliklerden aldığı havayla ayakta kalabilmiş. Buna benzer bir sürü işkencenin ardından iki yıl sonra suçsuzluğu anlaşılmış ve serbest bırakılmış. Hukukun olmadığı yerlerde yaşananlar bunlarla bitse keşke.

Hukuku reddeden, sınırlar olamasın diyen “nihilist” derecede özgürlükçü düşüncelere seslenmek istiyorum. Siz hiç hukuksuz ve sınırları olmayan bir ülkede yaşadınız mı ya da hiç hukukun girmediği bu tür bölgeleri gördünüz mü? Rahat koltuklardan ve paralı, şaşaalı hayatlardan özgürlüğü yorumlarken aşırı zorlayıcı düşünüyorsunuz herhalde. Özgürlük adına yapılanların utanç verici yanına hiç şahit olmadınız zannediyorum. Böyle bir özgürlük anlayışını tüm dünya ürpererek reddetmelidir. Benim canımı yakmayan işkence beni rahatsız etmez diye tepkisiz kalmak ta ne kadar doğrudur. Yaşananların tarafları tam tersi olsaydı, acaba ABD nasıl olmasını isterdi ya da diğerleri? Neden empati kurgulanmıyor. Ben de terörü lanetliyorum, hiç kuşkusuz fakat suçsuzun belli edildiği ve adaletin, hukukun üstünlüğünün işlediği yerlerde. Ve özgürlüğümü de “hukukun üstünlüğü” ilkesinin tam olarak işlediği bir yerde aramak istiyorum. İhlal ettiği hukuk, bir gün Bush’a ve yandaşlarına da lazım olabilir.

 
Toplam blog
: 30
: 692
Kayıt tarihi
: 16.09.06
 
 

1974 yılında Bayburt'ta doğdum, sosyolog-yazar olarak çeşitli çalışmalar yapmaktayım...