- Kategori
- Haber
Kapatma davası ve süreç...

AKP'nin kapatılması istemiyle açılan davada yapılan açıklamaya göre, Anayasa Mahkemesi nitelikli çoğunluğun 1 oy gerisinde; 6 (kapatılma) + 4 (Hazine yardımının yarısının kesilmesi) -1 (tamamen davanın reddi) ile ve sonuçta, 'hazine yardımının yarısının kesilmesi' yaptırımı yönünde karar verdi.
Toplam 11 üyeden 10'u "laikliğe karşı odak olma" konusunda şu ya da bu ağırlıkta ama aynı görüştedir.
Bu karara saygı duymak, kararın farklı olması ve AKP'nin kapatılmasını isteyenler için de tutarlılığın bir gereğidir.
Gerçekten, bu davaya giden süreçte "türban" konusunda 9/2 oy oranında red çıktığında da bu tespit böyle olmak gerekir, şimdi de böyle olması beklenir.
Anayasa Mahkemesi kararının toptan değerlendirmesini yapan hukuk uzmanları, kapatma kararı çıkmamakla birlikte, Yüce Mahkemenin iktidar partisine "laikliğe karşı odak oluşturma" nedeniyle ciddi bir uyarıda bulunduğu fikrinde birleşmektedirler.
"Evet odak olmuştur" tespitinde bulunan üyelerden bazılarının "kapatılmalıdır" yerine "Hazine yardımı yaptırımı" seçeneğiyle karar serdetmelerinin son Anayasa değişiklikleriyle olabilirliği hakkında da tartışmalar vardır.
Ancak, içtihat yetkinliği de var-sayılan bir Mahkemenin bu yaptırımı, vicdan ile mantık ağırlıkları açısından çelişkili sayılmasa gerekir. Belki siyah ya da beyaz değil gri tondadır ama renksiz değildir.
Sonucu doğru okumak ve yorumlamaktan herkes ve en çok da iktidar partisi sorumludur.
Ve asıl çelişki (karmaşa) siyasal gücün tekçi şekilde kullanılarak, Anayasal kurumların yapısını ve işleyişini değiştirme çabası sergilene-gelirse yaşanabilir.
Bunun gibi seçim bölgeleriyle oynamak ve yapılabilecek düzenlemeleri Parlamentonun bir sonraki dönem işleyişine teklif etmektense, kestirmeden kendi lehine yorumlamak, toplumu yeni gerilimlere sürükleyebilir.
Zaman yitirmeden sosyal, ekonomik ve dış ilişkiler sorunlarında halkımızın ve devletimizin çıkarları doğrultusunda politikalar üretmek siyasal sorumluluğun gereğidir.
Üstelik İktidar da muhalefet de bu sorumluluk tanımının diyelim yarı-çapı içindedirler! ..
Demokratik kurumlar, akademiler ve basın da bu sorumluluğu paylaşmalıdır.
Bu davayla "artık rahatladık" denilmesini anlayışla karşılıyorum.
İnsancıl Sol hareket, demokrasiye içtenlikle bağlı olduğunu ve özgürce yapılacak adil seçimlerle iktidar değişimini güvenceye alan demokratik sistemi onuru gibi savunduğunu kerelerce açıklamıştır.
Ancak aynı zamanda insancıl sol, çoğunluk diktası yönelimlerine de karşı duracağını yine kerelerce açıklamıştır.
Şimdi yeniden sınav dönemindeyiz…
Son menfur bombalama olayından sonra nasıl birbirimize kenetlendiysek demokrasinin ve hukuk devletinin standartlarını yükseltmek için elbirliğiyle çaba göstermeliyiz.
Örneğin çetelerden arınmak ne kadar önemliyse “Ergenekon” kapsamında olup da suçu olmayan insanların biran önce özgürlüklerine kavuşmalarını sağlamak da sanırım o kadar değerli olsa gerekir.
Birbirimize saygı duyalım. Demokrasiye inanalım. Cumhuriyetimize sahip çıkalım.
Unutmayalım: iktidar(lar)ı getiren halktır, sonraki iktidarları getirecek olan da halkın iradesidir.
Halkımıza güvenmek ve güven vermek asıl olandır.