Kar Küreyici (Snowpiercer) / Kültür - Sanat / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

02 Ocak '21

 
Kategori
Kültür - Sanat
 

Kar Küreyici (Snowpiercer)

   “Bana böylesine tapmamalı, onun düşündüğü gibi biri değilim” diye sözüne devam eden birisi hakkında ne düşünülebilir?  Güçlü, yalancı belki de dürüst… Ama kendisi de aynı şekilde hayal kırıklığına uğrayacağını bilseydi emin olun daha farklı davranmayı ya da yol almayı düşünebilirdi.

   Ünlü yönetmen Bong Joon- Ho, şüphesiz ki 2020 yılına adını altın harflerle yazdırdı. Fakat çok daha öncesinde 2013 yapımı Snowpiercer (Kar Küreyici) adlı bir filmle geniş bir kitlenin kalbini kazanmıştı bile hatta daha da öncesinde.

   Küresel ısınmanın çok büyük bir problem olmaya başladığı, artık dünya liderlerinin de çeşitli çözümler aramaya başladığı bir zamanda buna çözüm olarak CW7 adlı bir kimyasal madde atmosfere salınır. Bunun sonucunda ise dünya soğumaya başlar ve Buzul Çağı olarak adlandırılan bir çağa girilir. İnsanlar yok olmuş, sadece şanslı olarak düşünülen 1000 kişi 1001 vagonlu bir trene alınmıştır.  Bu tren kar küreyerek 17 yıldır yoluna devam etmekte ve bu süreçte tren içinde bir yaşam mücadelesi verilmektedir, en azından bir kısım için söylenebilir.  

   2013 yılı öncesine gittiğimizde, 1982 yapımı çizgi roman karşımıza çıkıyor. Snowpiercer, 2020 yılında ise dizi olarak Netflix’te yayınlanmıştır. Filmde 17 yıl sonrası yansıtılırken, dizide 7 yıl sonrasını izliyoruz. Bilimkurguyu ve bazı metaforları muhteşem yansıtmış. Tıpkı Nuh’un Gemisi gibi son kalanlar gerçeği ve çıkarımı mevcut.

   1001 vagon olmasına rağmen, sistem zengin, orta sınıf ve fakir ayrımına göre düzenlendiği için son vagonlara sıkışıp kalan insanlık anlatılıyor. Treni tasarlayan ve 1 numaralı vagonda liderlik görevinde bulunan Wilford, ön bölümler için tam bir konfor imkanı sunarken (çevre, şömine,yemek, akvaryum, süslü bar, termal bar), ikinci sınıf olarak adlandırılıan orta ksımlarda verimlilik, hastane, hayvanat bahçesi, cafe göze çarpıyor. Tüm bu tasarım ekosisteme uyumluluk olarak adlandırılıyor. Son kısımda ise tam bir yaşam savaşı…

   Trenin orta kısmında ise bir sınıf göze çarpıyor. Eğitimin verildiği ve Wilford’ın isminin her alanda haykırıldığı bir sınıf bu. Wilford hakkında videolar izleniyor ve çok yaşa diye haykırılıyor. Tren, 438.000 uzunluğunda bir ağa sahip olduğu ve her yıl bir köprüden geçilirken dünya turunda başa sarıldığı anlatılıyor. Tam o an daha önceden kaçmaya çalışan üç kişinin donmuş cesetleri bir tepede görünüyor ve çocuklara sergileniyor.

   Sonlara doğru gidilirken sera, hayvancılık ve son olarak pazar yeri göze çarpıyor. Alt sınıfın sayıca fazla olduğu, penceresiz bir yaşam süren 1001 numara. Karşımıza Curtis çıkıyor. Artık gördüklerinden nefret etmiş, bu düzenin değişmesi gerektiğini düşünen, 17 yaşında geldiği bu sıkışık ve tiksinç dünyadan kurtulmak isteyen filmin cesaret simgesi Curtis.

   İnsanlar çocuklarının ellerinden alınmasına, bilinmezliğe doğru gitmelerine, onların ön vagonlara doğru geçiş yapmalarına  artık sessiz kalmak istemiyorlar. Bir isyan anında yöneticinin kafasına atılan ayakkabı ve “ben şapkayım, siz ayakkabı herkes yerini bilecek, düzene uyum sağlayacak” sözlerini işitiyoruz. Alt sınıf kontrol altında tutulmalı, yerini bilmelidir.

Curtis artık harekete geçmesi gerektiğinin farkındadır ve lider olarak gördüğü Gilliam’la beraber plan yapmaktadır. Curtis, ön vagonlardan kendine yiyecekle gönderilen kırmızı kağıtlardaki şifreleri ve lider olarak gördüğü yaşlı adamı işaret olarak düşünür. Artık hazırdır. Curtis’e göre treni Wilford değil Gilliam yönetmelidir. Gilliam “Ben eski gölgemin de gölgesiyim artık” diyerek arafta oluşunu anlatır. Korkunç gerçek burada kendini seyirciye gösterir. Gilliam aslında Wilford’ın gölgesi olarak gönderilmiştir.

   Cesaretlerini toplayıp, harekete geçerler ve trende tam bir kaos hakim olur. Çok kişi ölür fakat ön vagonlara doğru gidildikçe, Curtis sadece birinci vagona ulaşmayı hedefler ve yolda artık onu durduracak kimse olmayacağını da anlarız çünkü gerçeklerle yüzleşmeden elinde olan cesareti ve sarıldığı amaç onu ileriye götürmektedir. Curtis gelen mesajlarla hareket ederken, mesajlardan birinde ismi geçen Namgoong Minsu karşımıza çıkar. Namgoong vagonlar arasındaki geçişleri tasarlayan kişidir ve kapıların açılmasında anahtar görevi alacak kişidir. Kızı Yona ile birlikte yol alacak ve trenin içindekinin de ötesinde dış dünya ile bağımızı sağlayacaktır. Uyuşturucu almak karşılığında Curtis’e yardım etmeyi kabul eder çünkü onun da bir planı vardır. Uyuşturucuyu patlayıcı olarak kullanmayı planlamakta ve trenden çıkmayı tasarlamıştır.

   Tüm kapılar teker teker açılır, geçilir ve en son Wilford’a ulaşılacak kapıya gelinir. Wilford aslında her şeyi kendi tasarladığını acı bir şekilde gösterir Curtis’e. Alınan çocukların nasıl acı bir şekilde trende görev aldıklarını gösterir. Curtis’in aslında cesaretinin bile sahte olduğunu, tüm bunları ve yıllar içerisindeki isyanları bile yaşamı devam ettirebilmek için kendisinin tasarladığını ve en önemlisi de taparcasına saygı duyduğu Gilliam’ın kim olduğunu anlatır. Wilford, Curtis’in başarılı olduğunu ve artık bir lider olarak 1 numaralı vagonda kendisinden sonra yerini alması gerektiğini belirtir.

Tren insanlıktır, insanlıkta biziz…

Liderleri olmadan insanlar yakıp yok ederler…

Bir anlığına Curtis’in gerçekten de lider olacağına inansak da, o aslında kendi gerçeğine sımsıkı sarılan, 17 yıllık geçmişinin acılarını görmezden gelemeyen biri olarak karşımıza çıkar ve Yona’nın uyuşturucuyu patlatması ile gün yüzüne çıkan gerçek iki kişiyi yeni bir başlangıçla baş başa bırakır.

Artık kara ayak basan iki yeni yaşam ve yok olan 1001 vagonlu bir tren resmi görürüz. Tüm bunların da temsili vardır tabii ki tıpkı Havva ile Adem gibi. Her şeyin başlangıcı ve her şeyin bir yanlışla nasıl farklı bir yola sürüklendiği.

En önemlisi de bu döngünün nasıl da kendisini sürekli tekrarladığı gerçeği ile yüzleşmemiz gibi görünüyor. Acı ama gerçek…

Kendi kısır döngümüz içinde kaybolmamak umuduyla..

İyi seyirler dilerim

 

 
Toplam blog
: 57
: 280
Kayıt tarihi
: 18.07.15
 
 

1992 yılı İstanbul doğumlu. İlkokulu İstanbul'da okudu, ortaokulu ve liseyi Edirne'de bitirdi. Kara..