- Kategori
- Güncel
Kar mucizesi

Cenap Şehabettin'in deyişiyle, "göklerden emeller gibi dökülen" kar, aslında başlıbaşına bir mucizedir.
Gözlerimizin önünde birer küçük kelebek gibi uçuşan kar taneleri, yakından bakıldığında bir tasarım harikası, bir mühendislik mucizesidir.
Sayıları milyarla ifade edilen, kar tanelerinin hiç birinin, bir diğerine benzemesiyişi de ayrı bir "hayret" konusudur. Tıpkı milyarlarca insanın parmak izinin birbirine benzemeyişi gibi...
Kar mucizesi bu kadar da değil.. Tıpkı yağmur tanelerinde olduğu gibi, kar taneleri de bunca yükseklikten yere düşerken asla birbirine çarpmaz, birbiri üzerine binmez..
Bunca mükemmelliği, "tabiatın kör tesadüfü" olarak anlamaktan daha büyük "körlük" olur mu Ya Rab..!
Ama oluyor işte...!
Kar, rahmet kitabının sayfaları gibi düşer yere.. Ama her kitap gibi, onları da sadece okuyanlar anlayabilir..
Kar, gökten inen huzur ve sükundur... Kirlenen dünyaya "rahmet eli" nin yeniden bir beyaz çarşaf sermesidir.
Kar, sadece kardan adam yapmak değildir.. Kar, ondaki mucizeyi görüp, ruhunda yeniden inanan, arınan bir "adam" yaratmaktır.
Karın insan ruhundaki akislerini en iyi yansıtanlardan biri Cenap Şehabettin olmuştur edebiyatımızda.. Şairin "Elhan-ı Şita" sını internetten açıp okuyun lütfen..
Bir de kar denilince Sezai Karakoç'un "Kar Şiiri" ni okumadan olmaz:
KAR ŞİİRİ
Karın yağdığını görünce
Kar tutan toprağı anlayacaksın
Toprakta bir karış karı görünce
Kar içinde yanan karı anlayacaksın
Allah kar gibi gökten yağınca
Karlar sıcak sıcak saçlarına değince
Başını önüne eğince
Benim bu şiirimi anlayacaksın
Bu adam o adam gelip gider
Senin ellerinde rüyam gelip gider
Her affın içinde bir intikam gelip gider
Bu şiirimi anlayınca beni anlayacaksın
Ben bu şiiri yazdım aşkın çeşidi
Öyle kar yağdı ki elim üşüdü
Ruhum seni düşününce ışıdı
Her şeyi beni anlayınca
Kar'ın sağlıcakla....