- Kategori
- Güncel
Kar

KAR
İstanbul’da hava soğuk. Gündüz ve gece arasında pek fark yok çünkü her ikisinde de insanın nefesini kesen bir ayaz var. Kuru soğuğun tarifi bu olmalı. Yağmıyor, gürlemiyor. Üşütüyor.
‘’Yaz yazlığını, kış kışlığını, yapmalı’’ diye bir sokak deyişi vardır ya. İstanbul’da sıcak görevini eksiksiz yerine getiriyor ama kış, kışlığını bir türlü yapamıyor. Bu nedenle yakın, uzak çevrede hasta olmayan yok. Hastalığın uzun sürmesi nedeniyle de pratik zekalı halkımız, inatçılığı yüzünden bu gribe de ‘’keçi gribi’’ adını takıverdi ama geçen yıl olmayan domuz gribinin aşılarını ithal eden Sağlık Bakanlığı bu kez herkesi yatağa seren bu hastalığın olmadığını söyledi. Rahatladık!
Bizim eski tüfekler hatırlar. Eskiden İstanbul’a ne güzel kar yağardı. Küçükken kızaklarımız vardı. Daha yazdan kartopu oynamanın, kızak veya merdivenle kaymanın hayalini kurardık. Çocuk aklımızda kar, hayalimizi süsleyen bambaşka bir eğlenceydi. Büyükler ne yapardı, işe nasıl giderdi, her yer tatil olur muydu?. Bilmiyorum, hatırlamıyorum. Bizim şimdikiler gibi servislerimiz yoktu. Böyle durumlarda mahallenin çocukları el ele tutuşur, düşe kalka okula öyle gittiğimizdi.
Kar, neşeydi, sağlıktı. Lapa lapa kar yağarken dışarıda, sıcak odamızın penceresinde ‘’tuttu, mu, tutmadı mı, yağıyor mu, durdu mu?. Diye takip etmenin keyfi ve heyecanı bile bambaşkaydı. Sokak bozacıları, işlek yerlerde salepçiler, karlı havaların aksesuarı, olmazsa olmazıydı. Herkesin mutlaka anlatacağı bir kar hatırası vardı. O soğukta evi cehennem gibi ıstan kok kömürü sobasının küllerinde pişirdiğimiz patatesler, üstünde pişirdiğimiz kesataneler, patlatılan cin mısırları, karlı günlerin ne keyifli, ne kadar lezzetli eğlenceleriydi Karda kayıp düşene gülmek ne kadar eğlenceliydi!.
Ve İstanbul’un en güzel manzara kartpostalları, kar altındaki fotoğraflarıydı.
İstanbul’a artık kar yağmıyor. 1986 yılında o kalınlığı 2 metreye kadar ulaşan ve bir hafta sokak ve caddelerin buz altında bırakan kar yağışından beri doğru dürüst kar yok. Çok fazla artan nüfus, bina yoğunluğu ve artan motorlu taşıt sayısının havayı ısıttığı söyleniyor. Şiddeti bir sağanakta bu şehirde insanlar boğuluyor, trafik kazalarının ardı arkası kesilmiyor. Bu nedenle TV lerde bile o güzelim kar’ın adı şimdilerde ‘’beyaz kabus’’ .olarak geçiyor. İstanbul’da yaşayan şimdi kar dan korkuyor.
1960 lı yıllar, karların da İstanbul’un da en güzel yılları olduğu gibi Beatles’leri, Rolling Stones’leri, Tom Jones’ları, Jonh Holiday, Silvie Vartan’ları ortaya çıkaran müzik keyfinin de doyasıya yaşandığı yıllardı. Televizyonlar olmamasına rağmen, bu müzik ilahlarını radyodan yakından takip eden bir gençlik vardı. Ünlü şarkıcılar biri gidiyor, biri geliyordu İstanbul’a. Bunlardan biri de o devrin ünlü Fransız şarkıcısı Salvadore ADAMO idi.
‘’Tombe la niege’’ şarkısı o kadar beğinilmişti ki, bu ünlü şarkıcıların şarkılarına Türkçe sözler yazan ve yarım yamalak Türkçe’leriyle onlara söyleten Fecri Ebcioğlu’nun ADAMO’ya söylettiği bu şarkının Türkçesi ‘’Her yerde kar var’’ uzun bir zaman dillerden düşmemişti. Çünkü o zamanlar gerçekten de her yerde kar vardı. Şimdi bizim 3 yaşındaki toruna daha karda yürümek bile nasip olmadı. Kar yağmıyor. Bırakın İstanbul’u, Şubat’ın 15 inde Dünya Üniversiteler arası kış oyunları düzenlenen, Erzurum’da bile suni kar düşünülüyordu da Allah acıdı son gün yağdırdı kar’ı. Bolu’da bile bu sene kar yok.
TV de İstanbul’a kar yağdı haberini görünce, sık sık balkona çıkıp beklemeye başladım. Yolunu şaşırır da bu sahil kenarına da düşer diye. Zerresi yok ama ayaz yerinde. Üstelik ilk cemre de havaya düşmüş. Bu cemreleri de düşerken kimse görmez ama vardır!. Kimbilir belli olmaz. Eskiler, Mart ayında ‘’dur bakalım daha eski Ocak’tayız’’ derlerdi biz bir şey anlamaz, ‘’nasıl yani’’ diye saf saf sorardık. Bir de ‘’Mart karı’’ndan bahsederlerdi ki o epey etkili olur derlerdi.
Balkonda bana bir sigara içimlik zaman vermeyen zalim ayazda, aklıma bunlar geldi.
Neredeeeen, nereye değil mi sevgili vatandaşlar? Her şeyi yapıyoruz ama kar yağdıramıyoruz!. Güzelim bereket o kar ı, kabus olarak ifade edenlere, tabiatın dengesini bozanlara, bu şehirde nefes alacak yer bırakmayanlara, yeşili yok edenlere Tanrı da cömert davranmıyor.
Ama …
Ortadoğu’da ayaklanmalarla rekor seviyelere çıkan petrolün fiyatının, ‘’Mart karı’’ olarak yakın bir zamanda tepemize bol bol yağacağından hiç kuşkunuz olmasın.