- Kategori
- Ekolojik Yaşam
Kara kaplumbağaları yok olmakta
Çocukluğumda kırlara gittiğimizde neredeyse adım başında kaplumbağalara rastlardık. Ufak olanlarını alıp evde bir süre lahana, marulla besler sonra yine doğaya salardık.
On yıl önce oturduğumuz yazlığın çevresi de kara ve su kaplumbağaları(derede yaşıyorlardı) ile doluydu. Bu günlerde kaplumbağalara nadir olarak rastlanıyor.
29 temmuz 2016 tarihli yerel basın haberine göre Kelkit’te uzun yıllar sonra ilk kez bir kara kaplumbağasına rastlanmıştır.
Fırat kaplumbağalarının da yer değiştirdikleri gözlenmektedir.
Kara kaplumbağalarında yedi türün altısı tükenme tehlikesi ile karşı karşıyadır.
Hemen her yıl balıkçıların öldürdüğü bir ya da birkaç devasa deniz kaplumbağası bizim yazlığın kıyılarına vururlar.
Bu konuya nereden takıldım. İki gün önce televizyonda bir yolcunun valizlerinde yüzü aşkın kara kaplumbağası yakalandığı anlatıldı. Arakan kaplumbağalarıymış. Myanmar ormanlarında bulunan bu hayvanlar lokantalara satılıyormuş. Ayrıca, tıbbi değeri olduğuna dair şehir efsaneleri olduğundan kocakarı ilacı olarak yararlanılıyormuş.
Bu Arakan kaplumbağalarından 10-20 tane kadar kaldığı düşünülmektedir.
Ülkemizde de kır kaplumbağaları bazı hastalıklara iyi geliyor diye haşlanıp yenmektedir.
Kişiler çaresiz kaldıklarında bu tür kocakarı ilaçlarına başvurmaktadırlar. Örneğin, kirpi kanının kanseri iyileştirdiğine dair tevatür vardır. Bu nedenle yakında kirpi varlığı da tehlikeye girecektir.
Deniz kaplumbağalarının sayısı hızla azalmaktadır. Bunun nedenleri denizlerin kirlenmesi; kaplumbağaların üreme-beslenme alanlarının yok edilmesi; balık ağlarına takılmaları; tilki, çakal,yengeç gibi hayvanların bunların yumurtalarını yemeleri; yumurtalarının marketlerde yiyecek olarak satılması, kabuğunun ve derisinin sanayide kullanılması; yağından parfüm sanayisinde yararlanılması olmaktadır.
Ülkemizde kara ( ve deniz) kaplumbağalarının satışı yasaklanmıştır. Ancak, çiftliklerde üretilenler vardır. Bunlar alınıp satılmaktadır. Genelde geniş cam akvaryumlarda beslenmek üzere alınmaktadırlar.
Çocuklar kırlarda buldukları küçük kaplumbağaları su kaplumbağası sanıp suya koymakta ve ölümlerine neden olmaktadırlar.
Bulgaristan’da soyu tükenmek üzere olan küçük boylu değişik tipli kaplumbağaların bir yerden bir başka yere taşınması bile yasaklanmıştır.
Bizde kara kaplumbağaları kişilerce yenilerek de tüketilmektedir. Örneğin, komandolara kaplumbağa yakalayıp yeme öğretilmektedir.
Ülkemize gelen kampçı yabancılar da kırlardaki kaplumbağaları yakalayıp pişirip yemektedirler. Bir tarihte kampçılık yapan oğullarım bir Fransız çifte rastlamışlar. Adamlar, yakaladıkları bir kaplumbağanın baş ve ayak deliklerini çamurla tıkayıp orman ateşinde kaplumbağayı pişirip bir güzel yemişler. Bizim veletlere de tattırmışlar!..
Espanyola adasında dev kara kaplumbağaları bulunmaktadır. Bunlar sayısı 1970 yılında 10-20 adede kadar gerilemişlerdir. Son olarak 2 erkek ve 12 dişi sayılmıştır.
Diego adı verilen bir erkek kaplumbağa uzun yıllar doğal parkta koruma altında tutulduktan sonra doğaya salınmış ve 100 yaşından sonra yaptığı çiftleşmelerle adadaki dev kaplumbağa sayısını 5000 dolaylarına çıkarmıştır!.. Yine de bu kaplumbağaların da nesli tükenmek üzeredir. Çünkü, kişioğulları ve hayvanlar tarafından yenilmektedir.
Kişioğlu aç kaldıkça doğadaki tüm bitki ve hayvanları tüketmeyi sürdürecektir. Kentlerde de bazı hayvanların etinin ve kanının bazı onulmaz hastalıklara iyi geldiği biçimindeki şehir efsaneleri nedeniyle de hemen her türden hayvanın nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıyadır.
En önemlisi, sanayileşmenin yol açtığı çevre kirlenmesi de çeşitli türleri yok etmektedir ve yok etmeyi sürdürecektir.
Bu arada kara kaplumbağaları da deniz kaplumbağaları da yok olacaktır.