Karadeniz Taka’sı/ yekten düm tek tek. / Gündelik Yaşam / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

05 Ocak '09

 
Kategori
Gündelik Yaşam
 

Karadeniz Taka’sı/ yekten düm tek tek.

Karadeniz Taka’sı/ yekten düm tek tek.
 

Sevgili Hadise’nin şarkısını yılbaşında dinleyemediysem de, yılın ilk gününde dinlediğim de, “Hayır, hayııır, no, nnooo”çekmiştim. Elbette bir Sertab’ın şarkısının kesintisiz ve ritmik havasını beklemiyoruz. Sertab fanatiği de değilim hani de.

Ama şimdi ben buraya “beğenmedim” yazacağım. Siz de “kaz kafa, medeniyetsiz salak, sen müzikten ne anlıyorsun. Anamıyorsan sus bari de hevesimizin içine etme, git kuranını oku, ilahilerini ezberle” diyeceğiniz tutacak ve ben üzülmeyeceğim merak etmeyin. Bizimkiler der hep “Gıyabında Padişaha da sövüyorlar” haliyle, sövenler olduğu kadar hak verenlerin de olacağı kanaatiyle rahat rahat duygularımı, biricik hislerimi ifade etmekten imtina etmeyeceğim.

Hani bir şey vardır, güzeldir, hoştur ama size göre bir şeyler eksiktir. Kafanızdaki resim, görüntü, tını bir yerde tamamlamıyordur.

İşte bu şarkıda da bir durağanlık var.

Şimdi, ilkokul çocuklarının söylediği marşlar ve şarkılar vardır. Şaşırılmaması için melodi ile söz aynı anda biter ve aynı anda başlar. Kesik, durağan…

Bilmem anlatabiliyor muyum?

Anlayanlar parmak kaldırsın, anlamayanlar bir kez daha düşünsün canıııım.

Şarkının ritminde akıcılık yok!

Lakin bizim millet vur deyince öldüren, öp deyince kesen millet olunca…

Beni de ikisinden birine layık görebilirsiniz hiç gocunmam.

(Şef çağırdı şimdi unutmasam bari ne yazacağımı=geldim, hücre biçimlendirmeyi unutmuş onu gösterdim.)

Cumartesi günü kendimi sokağa atmak fikri yataktan kalkmamla başladı. Kahvaltıyı yaptım ve bekleyin sokaklar dedim. Hava buz gibi soğuk, ama ne gam ki, hak vereceğinizi umarak 4 hafta sonudur çıkmamıştım bir yere. Sinemalar hariç tabii.

Aman aman her yer indirime girmiş. Bu satırların sahibi krize mrize inat bütüüün mağazalara daldı. Veeee, veee elinde avucunda ne varsa vermişken, utanarak yazayım şuraya, kredi kartını da kullanmış, psikolojisi yerine gelmiş, kahvesini içmiş, geleni gideni kesmiş; kimin saçı, kimin eldiveni diye bakmış oturduğu yerden…

Tanıdıklarını görünce utanmadan el sallamış taaa uzaktan, mutlu ve huzurlu 1, 5 kilo hamsi ile tam 6, 5 saatin sonunda, biraz beli ağrıyarak, ayakları şişerek evin yolunu tutmuştur. Esas indirim diye bir şey yoktur ey okur. Bu fiyatlar normal fiyatlar!

Ne mi aldım?

Kökenlerim de araplık, maraplık falan yok emmevelakin gittim Puşi aldım.. ohhhh boynuma doladım...

Daha, daha?

Üzerimde giydikçe görürsünüz. Ha, haaa yaşasın kötülük.

(EHEM EHEEMMM: YARIN 6 Ocak ve Sevgili Özlem AKayDIN arkadaşımızın doğum günü...

Özlem, aslında var ya 30'dan sonra hep otuz kalalım değil mi?

Nice güzel yaşlara canım arkadaşım. Mutlu, sağlıklı, keyifli...)(parantez arası duyuru)

Bir olayı daha sizlere nakletmek istiyorum ki, bu biraz daha vahim ve kötüdür. Bu da, mağazalarda bu ara beden numaralarının kalıbıyla alakasının olmadığıdır. Elinize aldığınız 40 beden normalinde 36-38 bedenin giyeceği kalıptadır. Ya da, 38 bildiğiniz beden orada 42 olmuştur. Moraller bozulup, 40 kere tövbe etsekte bu psikolojiyle, yine de yemeden geri gelinmiyor... Elimizden kekler, börekler düşmüyor.

Beden ısınmak için kömür, çok pardon yağ depoluyor.

Naapalım ki, bütün suç soğuklarda diyelim de kaldığmız yerden devam edelim.

Neyse, girdiğim mağazaların hemen hemen hepsinde çalan bir müzik vardı…

Kim? Kim?

HADİSE !!!!!!

“düm tek tek” Hayır, göbek ve popo şov olmaksızın her yerde çalıyor. İnanıyorum ki, esas eurovizyon’da biz bu şarkıdan bıkmış olacağız.

Tanrım, sen bizi böyle bir coğrafya da yarattığın için sana şükürler olsun.

Olsun biz böyle tehcir-mehcir, özür-mözür, şeş-beş, soy-moy, hadise- madise, düm tek-mek efenim işte daha ne alakasız bilumum malzeme varsa biz bunun üzerinde tartışalım, aman tartışalım yeter ki…

Savaş Olmasın!

 
Toplam blog
: 359
: 1593
Kayıt tarihi
: 29.11.06
 
 

Deli-dolu, akıllı,  yalandan yere çamura yatan, normal değerlerde zekalı, esprili, şakacı, kendin..