​ Karakolda teşhis var / Güncel / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

28 Temmuz '12

 
Kategori
Güncel
 

Karakolda teşhis var

Karakolda teşhis var
 

Hatay'ın Dörtyol İlçesinde yaşanılan bir olay için zanlı teşhis etme çabası


Silahları çıkartın. Birer numara verin

Bugün bir gazetede iki ayrı başlık altında yer alan bir karakoldaki polis zanlıları teşhis etme olayı vardı.
 
Ayrıca itiş kakışlı  tartışmalı olay bittikten sonra karakol önündeki koşuştumacalar ile karakol içindeki zanlıların teşhisi için harcanan çabaları içeren iki video görüntüsü var aşağıda izleyebildiğim.
 
AK Partili bir milletvekilinin oğlu ile kantin işletmecisinin şikayetleri üzerine sivil giyimli bir karakol amiri Çevik Kuvvet'teki zanlıyı bulabilmek için o kadar çırpınmış ki çok şükür sonunda zanlı polisler bulunabilmiş!
 
Canlı görüntüleri de bulunan bu haberde her şeye rağmen milletvekilinin oğlu İstemi Kağan'ın efendiliği takdire değer. Ancak bir Karakol Amiri'nin söz konusu kovuşturma için Çevik Kuvvet polislerini ellerine birer numara verdirerek içlerinden iki zanlı çıkartılmasına yardımcı olmaya çalışması bence ibretlik bir uygulama. İleride Türkiye'de belki de başka ülkelerde Karakollarda Soruşturma Uygulamaları (!?) adlı bir derste aşağıdaki video gösterilmez ise ilgili öğretmenlerin hata yapmış olacaklarını düşünürüm. Bir Hukuk Devleti'nde bu tür uygulamalar da yaşanıyor ise sorumlular artık 'siyaset ile soruşturma’  ve ‘siyaset ile adalet ilişkileri' konularında derin derin düşünmek zorundayız.
 
İlginç bir olay olması bakımından söz konusu ‘zanlı teşhis etme’ ve sorunun idari, siyasi ve ticari boyutlarını irdelemek istiyorum.
 
Karakoldaki olayın içeriği nedir?
 
DHA‘dan Sedat İskenderoğlu’nun haberine göre olay şöyle gelişiyor: ‘İddialara göre, emniyet müdürlüğünün kantinini işleten AK Parti Gençlik Kolları Başkanı Ömer Uzun, polis memuru Alper Atilla ile tartıştı. Atilla’yı sürdürmekle tehdit eden Uzun, üniformasını çıkarmasını istedi ve arkadaşı, AK Parti Hatay Milletvekili Bayram Türkoğlu’nun oğlunu olay yerine çağırdı. İstemi Kağan Türkoğlu da emniyet bahçesine geldi. Olaya müdahale eden komiser yardımcısı Murat Emer, vekilin oğlu Türkoğlu’na ‘’Memurumla bu şekilde konuşamazsın” uyarısında bulundu. Olaydan sonra da Türkoğlu ve Uzun, ellerine numaralı kağıtlar verilerek bekletilen polislerden Komiser Yardımcısı Murat Emer ile polis memuru Alper Atilla’yı teşhis etti.’ (Alıntı yeri: hürriyet.)
 
Karakollar adaletin ilk kapısı mıdır?
 
Bilindiği gibi karakollar başımz sıkıştığında ilk uğrak yerimizdir. Üstlerinde o sevimsiz silahları olsa da polislere de jandarmlara da güvenle yaklaşırız. Çünkü onlar içimizden biridir. Komşumuzun oğlu, yeğenimiz ya da heöşehrimizdir. Şikayetçi olduğumuz bir konuda gerekir ise telefon açar neler yapabileceğimizi öğreniriz. Eskiden bakımsızlıktan dökülen karakollar yerine artık tertemiz karakollarımız var. Tatsız, acı ve umulmadık olaylar yanında güvenliğimizle ilgili konularında sormak için karakolların kapısını çaldığımız çok olmuştur.
 
İçimizden Biri, Trafik Sorunumuz, Güvenlik Sorunumuz, Delilden Hareket, Polis Eğitimi, 21.Yüzyıl Polisi ve 150. Yıl adlı belgeseller yanında Trafik Spotları ile Suçlu Kim ve Trafik Açıkoturumu gibi diziler de hazırlamış eski bir yönetmen olarak özellikle polislerin nasıl eğitildiğini ve nasıl çalıştıklarını yakından gördüm. Bugün karşılaştığımız böyle bir olayın  ne 1980'lerde ne de 1990'larda  yer aldığını İstanbul'dan Diyabakır'a uzanan yerlerde ne duydum ne de karakollardaki kimi zanlıların sorgulanmasında yaşadım.
 
Siyaset eğer ‘adaletin ilk kapısı’ olarak bilinen bir karakolda, aşağıdaki olaydaki etkinliği sağlayacak kimi polis yetkilileri bulunabiliyor ise işin içinde bir değil bir kaç sorun vardır demektir. Görüntülenemeyen diğer soruşturmalar ile ‘adaletin tecellisi için’ beklenilen süreçte kim bilir; karakollarda ve hapishanelerde neler, neler yaşanmaktadır. Oysa çoğu sorgulamada zanlılara gerekli ikramlarda bulunulduğu, nazik davranıldığı da bilinen bir gerçek.
 
1970’lerin ‘kaba saba’ ya da gerçekten ‘efendi’ polislerin yerini artık iyi eğitim almış, nazik, sabırlı, karşısındakini dinlemesini bilen, güzel konuşan polislerin aldığını görüyoruz. Bana göre son yirmi yıldan bu yana ‘çekirdekten yetişme’ değil de ‘mektepten ya da polis akademizinden yetişme’ polisler ile karşılaşmaya başladık. Çok yanlış da olsa kimi olaylarda cop ve biber gazı kullanılması ise sanırım bütün uyarılara rağmen başvurulan bir çözüm yolu olsa gerek.
 
Önce söz konusu itiş kakışlı olaydan sonra Dörtyol’daki karakolun dışında bulunan güvenlik kamerasından alınan görüntüleri izleyelim.
 
( http://webtv.hurriyet.
 
Şimdi ise Karakol Soruşturmasını ya da karakol içindeki ibretlik teşhis olayını görelim.
 
( http://webtv.hurriyet.
 
Sorun nasıl çözüme kavuşturulmuş?
 
Basından öğrendiğimize göre bu olayın görüntüleri ile birlikte ortaya çıkmasından sonra gerçekleşen 'idari soruşturmada' olayın yaşandığı yerdeki soruşturmacı komiser açığa alınmış.
 
Olay mesumiyetinden saptırıldı
 
AK Parti Hatay Milletvekili Bayram Türkoğlu, oğlunun tartıştığı polis memurunun görevden alınması ve teşhis görüntüleri ile gündeme bomba gibi düşen olay için, ‘’Bu aslında masum kalması gereken bir olay ancak masumiyetinden saptırıldı. Yargıya müdahalemiz söz konusu değil. Bu olay bir ay önce olmuş bir olay. Bu aslında emniyetin savcılıktan gelen talep üzerine ortaya konan bir usul." açıklamasında bulunmuş. (Alıntı yeri:hürriyet.)
 
Olay tüyler ürpertici
 
CHP Hatay Milletvekili Mevlüt Dudu, milletvekili oğluyla tartışan polis memurunu bulmak için polislerin suçlu gibi dizilmelerinin 'tüyler ürpertici' olduğunu söylemiş. Milletvekili Mevlüt Dudu, olayın nasıl olduğuna ilişkin karakolda görevli polislerle konuştuğunu belirtirken, "Adamlar karakolu basar tarzda gelmişler. Polis memuru Alper Atilla'ya tehdit ve hakarette bulunmuşlar. O sırada bahçede olan komiser yardımcısı bunu görünce dayanamamış ve 'alın bunları içeriye' demiş. Ona da hakaret edince enselerinden tutup içeriye almak istemiş. Yoksa bir dayak, hakaret olmamış. Zaten doktor raporu da 'ense kızarıklığı dışında birşeyinin olmadığı' yönündeymiş" dedi. Milletvekili Mevlüt Dudu, ek olarak, "Bu AKP'nin devlet anlayışını, devlet yönetme zihniyetini açıkça ortaya koyan bir sahnedir."(Alıntı yeri:hürriyet.) açıklamasında bulunmuş.
 
Kimin haklı kimin haksız olduğuna bağımsız yargı karar verecektir
 
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik tarafından yapılan yazılı açıklamada,
 
'29 Haziran 2012 tarihinde Hatay'ın Dörtyol ilçesinde, Hatay milletvekillerimizden Hacı Bayram Türkoğlu'nun oğlu İstemi Kağan Türkoğlu'nun da adının karıştığı bir olay meydana gelmiş ve olay savcılığa intikâl etmiştir. Savcılık, davalı olan bazı polis memurlarının, müştekî İstemi Kağan Türkoğlu ve Ömer Uzun tarafından teşhis edilmesini talep etmiştir. Kimin haklı kimin haksız olduğuna elbette ki bağımsız yargı karar verecektir. Ancak teşhis amaçlı olsa da bazı emniyet mensuplarının basına yansıyan görüntülerde olduğu gibi bir muameleye maruz kalmasını parti olarak asla tasvip etmediğimizi, Hatay Valiliği'nin konu ile ilgili soruşturma açmasını yerinde bulduğumuzu kamuoyuna saygıyla arz ederiz.' görüşlerine yer verilmiş. (Alıntı yeri: hürriyet)
 
Her şeyin başı eğitim ise kimi yanlış uygulamaların kökeninde ne vardır?
 
Kaldı ki eski sorgulama ve yargılama biçimlerini kaldırarak 1992 sonunda yürürlüğe giren Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu (CMUK) ile kimi yanlışlıkların önüne geçilmek istendiğini biliyoruz. Böylece ceza soruşturmasını ve yargılamasını düzenleyerek kişi güvenliği ve özgürlüğü ile adil yargılanmanın daha sağlıklı işlemesi sağlanmak istenmiştir. Öte yandan AB Yasalarına uyum gereğince getirilen ek düzenlemeler ile İnsan Hakları içerikli eğitim programları ile polis ve jandarmaları da kapsayan Hizmet İçi Eğitim programları hayata geçirildiği için kimi yanlış uygulamaların önüne geçilmek istenmiştir.
 
Bu alanda büyük bir başarı sağlanmış olsa bile yine de kimi görevlilerin eğitimlerini yeterince sindirmemiş olması ya da kişilik sorunları yüzünden bazı açmazlara düştükleri de biliniyor. Bu bakımdan az da olsa karakollarda, hapishanelerde değişik içerikli baskılar yanında yanlış uygulamalar ve hatta işkencelerin uygulandığını basından okumaktayız.
 
'Demoklesin kılıcı' kimin yetkisindedir?
 
Ne yazık ki ortaya çıkan kimi yanlış uygulamalar kimi görevlilerin bilgisizliklerinden kaynaklandığı gibi içinde görev yerinin değiştirilmesini de içeren siyasi otoriteden korkudan da kaynaklanıyor olabilir. Bir görev kusuru yüzünden her hangi bir memurun ya da bir polisin görev yerinin değiştirilmesi konusunda siyasi iktidarların sicilinin çok temiz olduğunu söyleyebilmemiz oldukça zordur. Dün olduğu gibi bugün de kamuoyunda 'benim kim olduğumu biliyor musun' çıkışının ne anlama geldiğini bilmeyen yoktur.
 
Siyasi otoritenin isteklerinin şöyle ya da böyle görevliler aleyhine kullanılması ne kadar acıdır ki esnek hukuk kuralları nedeni ile özellikle güvenlik güçlerimiz üzerindeki ağırlığını bugün bile korumaktadır. Bana göre Türkiye'de var olan 'Demoklesin kılıcı' Hükümete yakın olmakla eş anlamlıdır. Dörtyol'daki karakolda sahnelenen zanlıların teşhis edilmesi olayında da bu etki açıkça görülmektedir.
 
Siyaset ile ticaret neden bu kadar yoğun karşılıklı bir etkileşim içindedir?
 
Ayrıca bu Devlet çoğu AİHM Duruşmalarında sürekli olarak nice davayı kaybettiğine göre, daha bu ne ki diyebileceğimiz neler yaşandığını bilenler bilir. Kendimi bildim bileli toplumuzdaki yaygın düşünceye göre ister karakol, ister adliye düzeyinde olsun ‘eğer adamın var ise’ çözümler senden yanadır. Ülkemizdeki ekonomik uygulamalara göre ise günden güne 'siyaset ve ticaret' ilişkilerinin yoğunlaşmaya başlaması ise başlı başına bir sorun olmaya başlamıştır. Buradaki karakol olayında da 'kantin işletilmesi biçiminde karşımıza çıkan bu tür ilişkilerin etkilerinin var olduğu sanırım yargılama sürecinde bir bir oraya çıkacaktır.
 
Umulur ki siyaset karakollar ile adliyeler üzerindeki bu kara lekeyi bir gün silecektir. Bu da sanırım öncelikle ‘yargı kesiminin bağımsızlığı’ ile mümkün. İkinci olarak soruşturma, kovuşturma gibi süreçler için kolluk güçlerinin bir bölümü ile adli makamların birlikte çalışmasını sağlayacak olan idari çözümlere gidilmesi ile sağlanabilir. İçinde bulunulan Yeni Anayasa yazılması süreci sanırım bu sorunlarımıza da çözümler getirecektir.
 
Toplam blog
: 570
: 1034
Kayıt tarihi
: 14.09.08
 
 

1974'te H.Ü. Sosyoloji ve İdare Bölümü'nü yüksek lisans tezi ile bitirdim. 1976 yılında yapımcı y..