- Kategori
- Anılar
Karayemiş Ağacı

''Karamişun dalina gel salina salina''
Yıllar öncesinden çocukluğumun güzel anılarından hatırlarken mutlu olduğum ve de yokuluğunu her zaman hissettiğim çok sevdiğim arkadaşım, ile paylaştığımız bir Karadeniz türküsünden ''karamişun dalina, gel salina salina'..
Çocukluğumu yaşadığım seneler, bir rüya mıydı, bir hayal mıydı. Bu güne bakınca o kadar farklı bir dünyadan çıkıp gelmişiz ki.
60lı yılların son seneleri yeşilikler arasında saklanmış gibi duran, kırmızı kiremitli ahşap bir ev..Diğer evlerde olduğu gibi evin kapısında kilit yok . Anahtarlar henüz yaşamlara kilit vurmamış..Evlerde su yok...Elektirk yok .Orda uzaklarda tepelerin arasında bir köy. Ve köydeki çocukluk yıllarım .
Yok ne demek bilmiyoruz. Evin içinde mobilya yok . Mobilya nedir ? Onu da bilen yok. Odanın bir köşesinde divan, küçük hasır iskemleler. Duvarlardaki raflar da, biraz kap kaçak , bakır tavalar. Boy boy güğüm ler. .Duvarda gaz lambası..küçük fenerler. Birde odanın bir köşesinde duran çocuk beşiği Ve kış gelince odanın ortasında yanan soba . Bizim bu sade yaşamda küçük düşlerimiz mutlu gülüşlerimiz vardı. Akşamları gaz lambasının ışığında duvarlara yansıyan gölgelerle oyun oynardık, Dedemizin ,Ninemizin hikayeleri ile, masalları ile mutlu olurduk .
Dış dünya ile tek bağlantımız Radyomuzdu. Akşam haberleri dikkatle dinleyen dedem her zamanki tembihin yapar '' çok açmayın pili bitmesin '' haberlerin bitminde kısa bir süreliğine radyosunu bizim için biraz daha açık tutar türküler, şarkılar dinlerdik. Bizim evdeki o küçük radyomuz ( radyo çok kıymetli idi pilleri bitmesin diye sakınarak dinlerdik ).nasıl özenir korurduk.
Dedem, baba annem bir arada yaşardık. Babam ; onu çok az görürdüm Ayda bir gelir birkaç gün kalır giderdi.Ne çok özlerdim babamı. Babam Öğretmenlik yapmış sonrada dedemin deyişi ile hükümette müdürlük yapıyordu. ve bizlerde uzaklarda yaşıyordu. Ayda bir gelir birkaç gün kalır işine dönerdi. Babamın geleceği günleri evdeki hazırlıklardan Annemin baklava yapmasından anlardım..
Güneş batımaya yakın genç kızlar ve yanlarında biz küçükler çeşme başında toplanırdık. Çeşme bizim evin çok yakınında olduğu için dışarda oturur kızları beklerdim. Bir an önce gelseler...sohbet etsek...türküler söylesek. Telefon yok , televizyon yok. bu küçük köyde kendi dünyamızda iletişim yeri çeşmede toplandığımız saatlerdi.
Sabısızlıkla beklerdim benim yaşıtım, henüz altı yedi yaşlarındaydım. en sevdiğim, birlikte oyunlar oynadığım tek arkadaşım da ablalarıyla gelirdi. Hemen yan yana oturur, durmadan konuşur gülüşür dururduk.. gülüşmelerimiz, konuşmalarımız, ablası nın sesi ile kesilirdi. ''Bi susun da sesunuzden ne dedeğumizi duyamaduk. Şimdi sopayı alacam elume koca kız oldunuz bir kaç gün sonra ilkokula başlayacaksınız ..''
Kızların ablaların sohbeti başlardı. Her zaman olduğu gibi çok çalışmaktan evdeki iş güçten başlar, anneler bi güzel çekiştirilirdi. Evde gelin varsa oda bu şikayetlerden nasibini alırdı ''o gelin var ya o gelin anam hep onu korur.. Ağbim desen kul köle olmuş , bizi hepten unuttiler '' sonra. konu uzar da uzar. Bir anlatırar, bir gülerler. Konu özelleşir ,sesleri iyice kısılırdı. Biz pür dikkat onları dinler, sonrada onlara karşılarına geçer taklitlerini yapardık. Büyük abla olan '' bizi dinlemeyun artuk çocuklar lafa karişmezler hayde karamişin dalina.
(Karayemiş Karadeniz'de yetişen bir meyve ağacı. yaz kış yaprağını dökmez .dalları da esnek olur)
Biz iki kafadar Karayemişe çıkar dalında sallanırdık. Tek bidiğimiz türkü ''karamişun dalina gel salina salina..'' belki on kere tekrar eder dururduk Ablalar sitemli ''kızlar susun da kafamuz şişti'' biz yine hem sallanıp hem '' karamişun dalina '' der dururduk. yorulunca inerdik ağaçtan.
O gün arkadaşımın ablası bana baktı baktı. söylesem mi söylemesem mi der gibi. ''anam dedi ki baban sizi alıp şehire gidecekmiş. sen ordaki okula kayıt etturmuş...doğrimi bunlar. Gidecekmisiniz '''
Çok şaşırmiştım.. Evde sadece bir kere konuşulmuştu. Ne çabuk duyulmuş .Arkadaşım gözleri dolu dolu, bana dargın dargın bakıyordu. Ben ne diyeceğimi şaşırmıştım. Onların babaları hep yanlarındaydı ''ama senin baban yanında benim babam bizden uzakda onu çok az görüyorum''
Biz bilemeyuz., buralardan gidenler senede bir kaç gün geldiler okadar. Şehirde her şey güzel evlerde su var, sende su taşımakdan kurtulursun'',.En çok sevdiğim arkadaşımdan ayrılma düşüncesi beni çok üzmüştü. Ağlamaya başlamıştım.'' Ben okul bitince her yaz geleceğim. Sizleri hiç bırakmyacağım'' . Arkadaşım da bana sarıldı ''bende köyümü hiç koyup gitmeyecem hep burda kalacam söz yemin''
O akşam çeşme başından üzgün ayrıldık..Sonraki günlerde çeşmede toplanınca nedense karayemiş ağacına bir daha hiç çıkımadık dallarında sallanmadık.o gün son kez söylemişiz, ''karamişun dalinna/ gel salina salina ''
Çocukluğumun, gençliğimin can yoldaşı..Birbirimize küçükken söz vermiştik. Birbirimizi her zaman arayıp soracaktık. Hayat öyle olmuyor .Ben evlendim çok uzaklara gittim. Arkadaşım da evlendi oda uzaklara giiti. Yıllar ve mesafeler ayırdı bizleri. Fırsat buldukça görüştük. Çocuklar..iş, güç derken kendi dünyamızın yoğunluğunda telaşesinde koşuşturduk
Sevgili arkadaşım yıllar onu da hastalıklarla yormuştu. Kalbinden hasta olduğunu tedavisinin zor olduğunu öğrendim. İki arkadaş aynı yıllarda hastalıklarıızla mücadele ettik Kalp hastalığı için ameliyat olduğunu sağlığının iyiye doğru gittiğini duydukça onun adına mutlu oluyordum
Uzunca bir süreden sonra bir araya geldik. Benim güzeller güzeli arkadaşım, yüzü yorgun gözlerinin ışığı sönmüş güzel gülüşü mahsunlaşmış..yorgun.. içim sızladı. Bize gelmek için epey yol yürümüşler yorulmuşlar öyle söylediler. .Sohbet uzadıkça uzadı hava karardı. Onlarda ertesi gün dönecekmişler. Sarıldık sulu göz olmuştuk ikimizde. Bibirimizi teselli ettik. kendimize iyi bakacaktık..En kısa zamanda görüşmek dileğiyle deyip el salladık.
Onun bu denli solgun ve yorgun görünmesi ne anlam veremedim. Kardeşime anneme sordum. Ne olmuş tu.? Nasıl bu hale gelmişti.
''Maalesef onun için için yapacak bir şey yokmuş. Doktorlar altı ay ömür vermişler. Kendisinin haberi yok, sana da o yüzden söylemedik . Çok üzülürdün. Ağlayıp dururdun . O da durumunu anlar diye endişelendik.''
O an neler hisettim neler yaşadım sadece yüreğimin yandığını, ağladığımı çok ağladığım hatırlıyorum. Altı aylık ömür ..Ne demek di .Bu devirde .Bunca imkanlar varken altı aylık ömrü kalmış ..Maalesef yedi ay sonunda kaybettik onu.
Sonradan kedimi keşkelerle sorguladım...daha çok arasayadım...daha çok gitseydım
Karadenizin güzel yürekli kadını, çocukluğumun gençliğimin en güzel anlarını paylaştığım can dostum. . Nurlar içinde uyu.
birsen yn.