- Kategori
- Eğitim
Kardelenler

Hiçbirşeyleri olmayıp herşey'e ulaşmak için canına dişine takanları gördükçe, herşeyleri olup da hiçbir şey olmamak için direnenler fena halde canını sıkıyor insanın. Hayat adil, fırsatlar eşit olmayabilir; bu insanın sahip olduklarının değerini bilip elinden gelenin en iyisini yapması ve birşeyler başarması gerekliliğini ortadan kaldırmalı mıdır?
Bundan bir kaç yıl önce Ayşe Kulin'i bir panelde dinledim. Kardelenleri anlattı. Ailevi ve maddi sebeplerle okuyamayan ama okuyabilecek kadar da başarılı kız çocuklarını ve onların birer kardelen haline gelmeleri için tek tek dolaştıkları evleri ve gördüklerini paylaştı bizimle. Başarılı olmanın yeterli olmadığı bir ortamda okuma sevgisini içlerinde taşıyan ve bir amaçları olan kız çocukları vardı hala orada bir yerlerde.
Anlattıklarının arasında kendisi aileyi ikna etmeye çalışırken okula gitmek zorunda olduğunu söyleyip izin isteyerek, kar kış kıyamette üzerinde incecik hırkası, ayağında incecik ayakkabılarıyla onu okula götürecek minibüse ulaşmak için 15-20 dk yürüyen ve minibüsün gelmesi bazen dakikalar bazen saatler sürmesine rağmen soğuktan al al olmuş yanakları ve buz kesmiş ayaklarıyla yüzündeki gülümsemesi eksik olmayan bir kardelen vardı.
İstanbul'a gelmeyi hakettiği halde, abisinin telefondaki yetkiliye 'ben de isterdim, ama merkeze otogara gitmek için iki kişilik dolmuş parası gerek. Bir de sonra benim dönüş ücretim. O kadar durumumuz yok. Borç da alamayız kimseden; alsak nasıl öderiz ki zaten.' dediği için listeden çıkartılan ama il milli eğitim müdürü bıkıp usanmadan yetkilileri arayıp, kendisinin yol ve diğer ihtiyaçları için masrafları karşılayacağını söyleyerek yeniden listeye almaları için -iyi ki- dil döktüğü ve -iyi ki- başardığı bir başka kardelendi dinlediğimiz.
İstanbul'a ön eğitim ve kültür gezisi için gelen ve eğitimleri sırasında kendilerine diş sağlığını anlattıktan sonra bir diş frçası göstererek 'Çocuklar bunu günde en az iki kere, sabah ve akşam, kullanacaksınız. Böylece dişleriniz temiz ve sağlıklı olacak.' diyen öğretmene parmak kaldırarak 'O fırçayı hepimiz sırayla mı kullanacağız öğretmenim?' sorusunu sorabilecek kadar yokluğa alışmış bir başka kardelen.
Çoğu -nedense- astronot olmak istiyorlardı. Onca umutsuzluğun içinde umutları vardı. Ve hatta eğitim yılının başlamasından bir 1-2 ay sonra basına verilen ve Ayşe Kulin'in de yer aldığı bir resepsiyonda, bir süre önce hayallerinden başka hiçbirşeyi olmayan kardelenler keman resitali vermişlerdi. Tüm bunlardan sonra bu çocuklara acımak mümkün değildi; onlara hayran olunabilir ve onlarla gurur duyulabilirdi ancak.
Kardelenler, altlarında arabaları, üzerlerinde markaları, dillerinde magazin kelamları hayattaki tek amaçları daha güzel görünmek ve estetik operasyonları olan nerede nasıl davranacağını bilmeyen çokluk içinde amaç yokluğu çeken çocukları düşündükçe bana ümit veriyor. Biliyorum ki birileri, elindekinin kıymetini biliyor. Kendisi ve ülkesi için ümitler besliyor, hayaller kuruyor ve bunları gerçekleştirmek için emek harcamayı yürekten istiyor. Hepsinin yolu açık olsun.
* Birkaç ilde yapılan yazılı sınav sonrasında belli sayıda başarılı kız öğrenci İstanbul'a gelerek TED İstanbul
Koleji'nde okumaya hak kazanıyor. Daha detaylı bilgi için http://kardelenler.turkcell.com.tr/
Resim. Lionel Fitzgerald