- Kategori
- Spor
Kargadan başka Kuş, futboldan başka spor tanımayanlara
Avustralya Açık Tenis turnuvasında Maria Sharapova finale kaldı. Rakibesi de Victoria Azarenka. Kıran kırana, bol çığlıklı bir maç olacak. İki sporcunun seslerinin tınıları farklı. Azarenka'nın çığlıkları ürpertip kaygılandırıyor beni. Sharapova ise çığlıklarıyla güzelliğini süslüyor.
Yıllardır masa tenisi oynamama, kortlarda birçok kez denememe karşın teniste başarılı olamadım. Çok zor bir oyun. Üst düzeyde teknik ve tükenmez bir enerji gerektiriyor. Koca sahada yaşamda da olduğu gibi- tek başınasın. Amansız bir rakiple saatlerce çarpışıyorsun. Çağımızın arenası benzetmesini yapabiliyorum.
Varlıklı sosyal çevrelerin ve gelişmiş ülkelerin sporu olarak görülür tenis. Oralarda her parkın kıyısında her an bakımı yapılan- 5-10 tenis kortu vardır yanyana. Bir raket 50-60 TL'ye alınabilir. 8 top da 5 dolara. Çocukların bile pahalı cep telefonları taşıdığı ülkemizde Belediyeler ve devlet gerekli tesisleri yaparsa herkes tenis oynayabilir. O zaman anlaşılacak Sharapova'nın nasıl güzelden de öte- yaman bir kadın olduğu. Güçlülüğünü, delikanlılığını öne sürenler tenis kortunda 15 dakika bile dayanamayacak. Sharapova'yı memnu mey ile özdeşleştirenler de çok bayağı olarak algılanacak.
Bu genç ve güzel tenisçiler formlarını korumak ve başarı kazanmak için günde en az 10 saat çalışıyorlar. Oyunlarında bir hareketi geliştirmek için binlerce alıştırma yapıyorlar. Oğlum okuduklarından anlatmıştı: Uluslararası bir yarışmayı kazanan Avrupalı bir bisikletçi yarış yolundaki engebeli arazilerin benzerlerinin bulunduğu bir alanda bir tepeye 1200 kere bisikletiyle tırmanmış. Yarış sırasında da o engelleri en hızlı o geçip giderek başarıya ulaşmış.
Kargadan başka bir kuş; futboldan başka bir spor tanımayan az gelişmiş bir toplumuz.. Futbolla ilgilenenlerin büyük çoğunluğunu da sahaya çıkarsanız 10 dakika top oynayamaz. Televizyon ve gazeteler futbol yiyip, futbol çıkarır. Gırtlakları balgamlı, kindar ve öfkeli yorumcular saatlerce konuşur. Onların da suçu yok çünkü ''gündüzleri yarı uykulu, geceleri yarı uyanık'' biçimlendirilmiş ve şişirilmiş bir izleyici kitlesi buluyorlar her zaman. Bu kitleye her türlü hapı yutturabilirler.
Ben, ülkem insanlarının spor izlemekten çok spor yapmasından yanayım. Günlerdir yazıp duruyorum. Ne bir eleştiri, ne de bir yorum var. Bu iş nasıl olacak?
En kolay spor olan yürüyüşün olağanüstü yararlarından söz ettim burada. Bir kezlik yürümeyle bile en az 600 gr zayıflıyor, 40 birim şeker yakıyorsunuz.. Ölçün, bakın. Obez ve hantal toplumumuz hiç değilse yürüyerek spor yapabilir. Yürürken, yürürken de olimpiyatlarda ve dünya atletizm şampiyonalarında neden en gerilerde kaldığımızı sorgulayabilir. Böyle yararlı düşüncelere kapılıp gitmemizden korkanlar çevremizdeki tüm alanları yapıyla doldurup, şehrin solunum kanallarını tıkamak için uğraşıyorlar. Spor yapan insanın beynine oksijen gitttiği için daha üretken düşünmeye başlar. İşte o zaman sporun tüm alanlarıyla bilinçli olarak ilgilenir. O zaman Sharapova'yla Azarenka 'nın çığlıklarını daha derinden duyabilir.