- Kategori
- Güncel
Karışık Basitler

2. Dünya Savaşı çok merak ettiğim tarihlerden biridir. Neticede o tarihte yeni bir dünya düzeni kurulmuş ve en azından bu döneme ait tüm kararlar bu yıllarda savaşı kazanan bloklarca alınmış. Bizlerin, ülkemizin kaderi de o tarihten; 2. Dünya Savaşından sonra şekillenmiş. Bizler neden sonuç ilişkisini sorgulayan bir millet değiliz, açıkçası hala birbirimizi ötekileştirmekte yarışma konusunda birbirimizle mücadele ediyor durumdayız. İki kişi ilk kez bir araya geldiğinde; hala sorduğu ilk soru nerelisin? Sonrada neresinden sorusuyla devam eden bir iletişim başlatma şeklimiz var. Birbirimizle neden bu şekilde iletişim başlattığımız bilinmez ama bu ilk kez tanışıldığında; çoğu kez sorulan soruların başında gelir.
Bizler tarih konusunda, din konusunda çok fazla sorgulayan bir millet değiliz de diğer milletler çok mu sorgulayıcı, kesinlikle değil. Herkes aslında aynı ölçüde birbirine karşı aynı ölçüde hem önyargılı hem de bilgisiz. Avrupa’da herhangi bir ülkede “Türkiye’den geliyorum dendiğinde hala sizler dört kadınla evlenebiliyor musunuz?” veya “kadınlarınızı zorla peçeler içinde dolaştırıyorsunuz” yaklaşımı ile karşılaşabilirken, Türkiye’nin batısında yaşamış ve Doğu, Güneydoğu Anadolu bölgesine hiç gitmemiş bir insan da hiç tanımadığı insanlar hakkında önyargılar taşıyabiliyor. Aslında insanların neredeyse birbiri hakkında hemen hemen hiçbir fikri dahi yokken; diğerleri hakkında her şeyi biliyormuş havasına ve rolüne girebiliyorlar. Dahası bildiklerini düşündükleri şeyler hakkında da herhangi bir malumatları yok ve varmış gibi davranıyorlar. Ama aslında herkes kendince haklı.
Resmi bilgilere inanmak, basına inanmak, dostlara ve sosyal çevrelerden gelen bilgilere inanmak gerekir. Zaten herkesin her şeyi ne bilmesine imkânı var ne de zamanı var. İnsanlar topluluklar halinde yaşarlar, yaşadıkları toplumla birlikte hareket ederler. Bu tıpkı akan bir su kütlesi gibi hareket halindedir de biz çoğunlukla bunu fark etmeyiz. Sel gibi gürül gürül akan bir kütleye karşı çıkmak; sıradan insanların yapabileceği bir şey olmasa da bir olayı anlamak doğru anlamak için; acaba doğru mu? Kim? Ne oldu? Ne için oldu? Neden? Niçin? Gibi soruların eksiksiz sorulup, cevapların da insanları tatmin etmesi gerekir de her şey için de bu sorular sorulmaz ki? Liderimin yanlışı, benim doğrumdur, anlayışı, Padişahım çok yaşa anlayışıyla bugünlere gelen sadece bizler değiliz. Avrupa’nın hatta Amerika’nın da bizden çok farklı olduğunu düşünemiyorum. Öyle olsa koskoca Amerika’nın seçtiği başkana bir bakar mısınız? Bu durum; Afrika’nın yıllardır niçin kan, gözyaşı, açlık ve hastalıkların pençesi içerisinde bulunduğunu daha iyi gözler önüne sermiyor mu?
Birbirimizi kandırmaya gerek yok; kimse kimsenin umurunda değil, hele ki batının doğuya getirdiği düşünülen her şey bir yanılsamadan başka bir şey değil. Tam da bu noktada; tekrar 2. Dünya Savaşına geri dönmek gerekiyor; 2.Dünya Savaşını Almanlar kazansaydı, dünya şu anda başka bir noktada olacaktı ve şimdiki noktasına göre; muhtemelen bizim durumumuzda pek bir değişme olmayacaktı biz yine olağan pazar, hammadde kaynağı olarak farklı şekillerde yazılmış eserler ve ikna edici konuşmalarla NATO üyesi değil de belki de ATO üyesi olacaktık. Zayıflar ve güçlüler arasındaki uçurumun bu denli arttığı bir dünyada suyun başını tutanlardan olmadığınız sürece insanlarınızın güçlü bir konuma getirmek neredeyse imkânsız hele mevcut dünya düzeninde. Mevcut sistemlerin iyi ve isabetli yürümesinin en önemli nedeni esasında bu durumun doğa kanunlarına da uygun olmasından kaynaklanıyor olsa gerek! Nasıl mı? Uçsuz bucaksız bir ormanda tüm canlılar diğerleri için vardır, koyun otu yer, otu yiyenlerin eti, etçillere yiyecek olur. Veya yüksek dağlardan su birikintileri, derelere, dereler ırmaklara, ırmaklar nehirlere nehirler denizlere, denizlere okyanusları besler. Güneşle birlikte buharlaşan su sürekli bir yağmur, kar döngüsü oluşturur da bu durum binlerce yıldır sürer gider.
Savaşların ne denli yıkıcı olduğunu yakın tarihten özellikle 2. Dünya Savaşı hatırlatır. Ölen binlerce milyonlarca insan, tecavüze uğrayan kadınlar, açlıktan ölen insanlar, fırınlarda yakılan insanlar, atom bombası ile yok edilen şehirler bunlar savaşta oldu ve tarihin bu kadar zamanda dünya nüfusunu bu kadar azalttığı başka bir savaş da malum 1. Dünya Savaşıydı. Ancak yıkımı açısından 2.Dünya Savaşının yanına yaklaşması mümkün değildi. Çünkü teknolojinin hediyesi atom bombaları henüz icat edilmemişti.
Bu durumda olası çıkacak bir 3.Dünya Savaşının dünyada insan namına fazla bir şey bırakmayacağı aşikârdır. Bu da okyanusların dolduktan sonraki; tekrar yağmura dönüşmesi ile doğayı sulayacağı veya hasattan sonraki nadasa bırakma gibi bir durum olsa gerek. Bundan yüzlerce yıl önce devir Sümerlerin devriydi, sona erdi. Daha birçok medeniyet veya medeniyetler de sona erdi, doğanın kendini yenilemesi gibi gelen gitti, azan azaldı gitti. Kendini başkasının insafına bırakanlar yok olup gitti. Tarih tekerrür eder mi? Büyük ihtimalle eder; çünkü insanlar hala yarı tanrı rolü oynamaya devam ediyorlar. Gerçek sivrisinek yapamayan bir insanlık; tanrılığa soyunmaya devam ettiği sürece tarihin tekerrür etmemesi için çok fazla bir olumlu işaret yok.
Saçma gibi gelse de ineğe kutsallık bahşedenler, taşlara kutsallık bahşedenlerle inanç sistemlerini mükemmel kazanç sistemlerine dönüştürenlerin son sözü söyleyebileceği göz önüne alındığında bu durum; çok uzaklarda olmaması gerekir. Orta Çağdan bir görüntüymüşçesine tahtlarda oturan yerli krallar ve o tahtları omuzlarında taşıyan halkların sırtlarında taşıdığı ve yürümediği için de bedeni yağlandığı, ağırlaştığı bir kraldan medet umdukları çokça filmlere konu olmuştur. Bedenini taşımaktan aciz bir kralın diğerlerinin derdine çare olduğu dünya düzenleri yıkılsa da aslında yüzyıllardan beridir aslında değişen pek fazla bir şey olmamış ki; günümüz sonuçları değişsin. Bence de değişmez, değişemez. İkinci Dünya Savaşının Bilinmeyenleri adlı eser ve Ian Buruma adlı yazarın Sıfır Yılı 1945’in Tarihi adlı iki eser özellikle 2. Dünya Savaşı ve sonrasında kurulan dünya düzeni hakkında ciddi mesajlar, bilgiler veriyor.