- Kategori
- Anılar
Karşıyım karşı, her şeye karşı

Bir lisenin beden eğitimi salonunun kızlar soyunma odasındayız. Az sonra ders başlayacak. Dersin başlamasına böyle iki dakika kala, iki arayı değerlendirip, bir dereyi dumana boğmakla meşgul bütün arkadaşlarım. Küçücük odada göz gözü görmüyor. Kesif duman altından bir el bir paket uzatıyor bana da. Vereceğim cevabı pekala biliyor aslında ama ille de bana bir kez daha söyletecek.
-Teşekkür ederim, ben içmiyorum diyorum.
-Vaayy… diye dudak büküyor. Bravo sana…
Takdir cümlesinin her vurgusunda derin bir aşağılama var.
Sınıftakilerin hepsinden küçüğüm. 2 yıla yakın erken başladım okula. Ama hiç de sınıfın cici kızı falan değilim. Daha bir gün önce üç arkadaş sınıfın en arkasına oturup, vestiyerdeki bütün paltoların düğmelerini birbirine ilikledik usul usul, çaktırmadan. Paydos ziliyle birlikte paltolarına yapışanlar kördüğüm oldu bu yüzden…J) Hatta belki bu yüzden yere düşenlerden biri de oydu ve şimdi intikam alıyor aklı sıra.
Aklı sıra diyorum, çünkü bundan yaralanacağımı sanıyor. Oysa bu benim en büyük zaferim.
Sınıfta benden başka herkes sigara içiyor. Bu yüzden içmesem de sürekli duman altıyım. Üstelik sigarayı içeri sokmalarına ya da içerken yakalanmamalarına yardımcı oluyorum. Çoook erketelik yaptım.
Tam kişilik oluşturma çağındayız. Ama biz çoktan oluştu sanıyoruz. E oluştuysa eğer, herkese göstermek lazım. Büyüklerin hepsini sıraya dizsen bizimkiler kadar fiyakalı içenini bulamazsın. Yetişkinlik ne kelime, yetişkinin en fiyakalısının en daniskası bizim sınıftakiler...:))
Ben içmiyorum. Çocukken amcamın, “al şundan sıkı bir nefes çek” diye beni saatlerce öksürtmüş olmasının da payı büyüktür elbet ama benim asıl içmeme nedenim içen arkadaşlarımınkiyle tamamen aynı. Kişiliğimi ispat çabası içindeyim ben de onlar gibi. Onlar büyüdüklerini göstermek için büyükleri taklit ediyorlar, benim büyüklenme şeklim ise aykırı bulduğum her ne varsa, onun tam göbeğinden geçiyor.
Her şeye ne kadar aykırıysam o kadar bendim sanki. Herkes fenerliydi o yıllarda. Allah’tan ilkokul dörtten beri cimbomluyum. Bütün kızlar Tarık Akan hayranı. Amaaan o sırığın nesini beğeneceğim. Yelpazenin hala durduğum sol yanının (şimdiden farklı olarak) en kızıl göbeğindeyim ama herkesin sevdiği Karaoğlan’a gıcık oluyorum…gibi…
Aykırılık…!
Şimdi artık moda oldu. Bense çoktan vazgeçtim. Her şeye aykırı olmakla, sürüden olmamanın farkını fark edeli yıllar oldu çünkü. Hatta her şeyi olduğu gibi kabul edenler bir sürüyü oluştururken, aykırılık adına her şeye karşı olanlar da başka bir sürüyü oluşturuyorlar gözümde. Sıra dışı olmak öyle moda öyle moda ki; sıradanlık en sıra dışı şey artık.
Analitik düşünce yapısına geçemeyip hala romantik düşünce yapısında kalmış toplumlar böyleler işte. Akılcı ve güvenilir kaynaktan araştırma, sorgulama, doğru ve tarafsız algılama, akıl süzgecinden geçirme, ferasetle değerlendirme aşamalarındaki kavramlar, her duyduğuna inanma, iyi bilmediği bir konuda her türlü fikre sahip olma gibi kavramlarla kolayca karışıveriyor.
Bunun ardından gelen sentez, yani bulduklarını, bildiklerini, öğrendiklerini birleştirme yeteneği, kendi sentezlerini, kendi çıkarımlarını oluşturma yeteneği yok. Feraset yok ki yanına basireti koyalım.
Genel olarak ezberci düşünce sisteminin bir sonucu bu. Neredeyse genlerimize kazınmış. İcat çıkarma diye bir değimimiz bile var. İcat çıkarma..! Yani otur oturduğun yerde, yeni bir şey üretme, sana dikte edilenleri ezberlerle, ya ortama uyanlardan ya da muhaliflerden ol. Ama tamamen kendine ait düşünce ve çıkarımlarla ikisinin arasında bir yerde kalma sakın. Sana ait olan olmasın. Klişelere kategorilere sahip çık, her şeyi ya siyah ya beyaz olarak değerlendir, yiğidi öldür, hakkını da teslim etme. Muhalif olmayı sürüden çıkmak zannet, muhalif olduğun konunun canını çıkar ama sevabını teslim etme. Sen muhalifsen o siyahtır. Kara gözlüklerini çıkarıp beyazlarını ve diğer renklerini görme. Ondan yana olduğun her şey de beyazdır. Yakından bakma lekelerini fark etme…. İşte böyle uzayıp gider…
Yazdıklarım da uzayıp gitti. Ama diyeceklerim bitmedi. Nasılsa okuyanlarla peşin peşin pazarlığımı yaptım. Başsız sonsuz yazılar yazacağım diye. Yazdığımdan, ne kasdettiğimi tam anlayacak olanlardan da okeyi aldım gitti. O yüzden bir sonraki yazıda devam etmek ve tekrar görüşmek üzere sevgiyle kalın…