11 Aralık '06
- Kategori
- Gündelik Yaşam
Kaybedenler derneği

Keşkeler...
Keşkesi bol hayatlar yaşıyoruz, keşke dememiş olsaydım yada keşke demiş olsaydım, keşke gitmeseydim yada keşke gitseydim. Bunun gibi bir sürü ikilem arasında kalmış bir hayat yaşıyoruz. Acaba keşkesiz bir hayat sürdürülemez mi yahut en aza indirilmiş keşke tutamağı olan bir yaşam yaşanamaz mı? Keşke dediğimiz andan itibaren bir kaybediş başlar, çünkü kaybetmişizdir, pişmanızdır ve bunun sonunda keşke demişizdir ve eskilerin deyimiyle atı alan üsküdarı geçmiştir.
İşte tam o atı alırken buna bir yol bulup düşünmeden konuşmasak veya hareket etmeden önce sağduyu ile düşünebilsek. Gitmesini istediğimize yürekten "git" diyebilsek ve gitmesini istemediklerimizede aynı yüreklilikle "kal" desek. Kaybedenler derneğinin parolasıdır keşke...
Ve keşkelerimizin bize kaybettirdiklerini fark etsek, aynı keşkeleri dememek için fakat insanız bunu da yapamıyoruz. Bencilliklerimizden sonra ardına sığındığımız bir kapıdır keşke ve tabi pasifliklerimizden sonrada aynı sığınağa koşarız keşke...
Keşkenin bir de kardeşi vardır, Eğer... Eğer ama bu bildiğiniz binek hayvanlara vurulan eğer değil:) (böyle bir yazıda gülücük işareti olmaz ama mazur görün) Peki ne yapacağızda bu keşkelerden ve eğerlerden kurtulacağız?
Düşünerek konuşacak, düşünerek yaşayacağız, öfkenin değil sağduyunun kılavuzluğunu kabul edeceğiz. Şayet ki yeterli hayat tecrübesine sahip değilsek bunları tecrübe etmiş insanların sözlerine illaki de kulak vereceğiz, doğruluğunu yanlışlığını tartışmadan dinlemeyi öğreneceğiz. Ve belki de keşkelerden eğerlerden kurtulacağız.
Keşkesiz, amasız, eğersiz, günler dilerim...