- Kategori
- Voleybol
Kaybedilmiş bir zafer…
Yıllardır voleybolu televizyondan izleyebildiğim, yazılı basından haber alabildiğim kadar takip eder, voleybolculara hayran olurdum. 2 sene önce Fenerbahçe’nin erkek ve bayan takımının tüm maçlarına gitmeye başladım. İnanın voleybol çok elit ve heyecanlı bir spordur. Bunu gördüğümde bu sezon başından itibaren fırsat buldukça saatler çakışmadıkça vakıf, eczacı, telekom v.s. hemen her gün 1 maça, saatler farklı olursa 2 ve daha fazlası maça bile gidiyorum. Ama voleybolun içine girdikçe bir eksikliği fark ettim. Ben İstanbul dayım ve bu imkanlarım var. Anadolu da inanın belki İstanbul da kinden daha fazla voleybol hayranı insan vardır. Yayınlar normal televizyon kanallarından yapılmadığı için izleme şansları az oluyor ve yazılı basında voleybola verilen yeri zaten herkes biliyor. Tek haber kaynakları voleybol siteleri ve ben bu sitelerde Galatasaray 2 Vakıfbank 3 yazılarından başka sadece set sonuçlarını görebiliyorum. Sürekli haftalık yazılar yazan, o haftayı değerlendiren kişileri görüyorum ve neden maçlar hakkında maçlardan sonra yorumlar yazan insanların olmadığını anlamış değilim. İnsanlar sahada neler olduğunu göremiyorlar. En azından onlara gösteremesekte bilgi edinebilmeleri için bir şans tanımalıyız. Çünkü bu akşam Galatasaray’ın kaybetmesine rağmen nasıl bir zafer kazandığını gördüm.
İlk sete aslında Galatasaray çok iyi başlayamadı ama sonralardan oyunu harika toparlayıp 20 li sayılara önde girdi. Voleyboldan az çok anlayan biri bile bilir ki 20 li sayılar seti almak için çok kritik bölümlerdir. Set 21 – 20 Galatasaray’ın üstünlüğüyle giderken Nikolic’in vurduğu smaç banttan döndü. Hata 1. Dönen topu Neslihan banttan döndüğü için düdüğü beklerken şaşkınlıkla refleks ile taşıdı. Hata 2. Döndü ve sayı Vakıfbank hanesine yazıldı. Bu moral bozukluğu ile Galatasaray’ın seti almasını açıkçası beklemiyordum. İkinci sette Vakıfbank’ın ezici üstünlüğüyle geçilirken hala kendine gelememiş bir rakibi vardı. Ama 3. sette öyle bir Galatasaray vardı ki ; gerçekten maçı almaya inanmış alamasak ta ezilmeden gücümüzün yettiği yere kadar direniriz diyen bir takım vardı. Farklı başlayıp aradaki farkı koruyarak set sonuna kadar götürdüler. Yalnız Galatasaray seti kazandı diye skor 18 -12 iken 1 karış dışarıdaki topu içerde veren çizgi hakemini de görmezden gelemeyeceğim. Onlarda insan hata yapacaklar diyenler olacaktır. Bende maçın kaderini etkilemeyecek zamanlardaki hatalara razıyım. Ama kritik yerlerde yaptıkları hatanın nasıl emekleri boşa çıkardığına şahit olunca art niyet aramadan edemiyorum. 4. sette Vakıfbank ağırlığını koydu ve seti 6 sayı farkta tuttu. Bu sette de hakemin bariz bir hatası vardı. Ve salona gelen 100 lerce seyirci benle birlikte güldü artık. Galatasaray savunmada iyi manşet çıkaramayınca iyi hücum yapamadılar. Melis’in rakip sahaya yapacağı plaseye blok bile çıkmamışken top banttan döndü, arka oyuncular üzülürken, Vakıflı oyuncular sevinirken Ceren topun altına harika girip pası çıkarttı. Seray hücumu 5 pas sonrasında yaptı ama neyse ki sayı olmadı. Skor 24 – 19 iken Ceren servise gitti ve seri başladı. Harika hücumlar ve savunmalarla Galatasaray 26 – 24 seti almayı bilip maça ortak oldu. Bu mücadele ve bu hırs görülmeye değerdi.
Son set kafa kafaya başladı. Henüz setin başında 3 – 2 Vakıf üstünlüğü varken Seray çok güzel bir hücum yaptı. Sola çapraza doğru vurduğu top sağ çaprazdan bir tek blok temasıyla auta çıkardı. Ama hakem bunu da es geçince teknik molaya 8 – 3 gidildi. Sonrasını tahmin etmek pekte zor olmamalı.
Aslında bir tek şey söylemek istiyorum. Sn. Ümit SOKULLU federasyon seçimlerine girdiniz. Kazanamadınız. Ama bu mağlubiyetin ceremesini takımlar çekmek zorunda değil, voleybol hiç çekmek zorunda değil. Sizi çok severim. Art niyetli olmadığınızı da voleybol adına yaptığınız iyi şeylerden bilirim. Lütfen politik atamalardan vazgeçin. Bu yazıyı voleybol seven herkes okumalıdır demeyeceğim, okuduktan sonra voleybolla uzaktan yakından alakası olan herkesle paylaşmalıdır. Çünkü ben hiçbir yerde maç yorumu, maçı anlatan bir yazı, hakemlerin kritik yerlerde nasıl emek çaldığını yazan bir yazar göremiyorum. Bize bunları yazın, yazın ki bir şeyler düzelsin. Ben her maça geliyorum ve her şeyi görüyorum. Ama ya göremeyenler ne yapacak? Voleybolu sevsin bu insanlar istiyorsanız önce temiz bir voleybol yaratacaksınız, sonra da yarattığınız bu eseri herkese tanıtacaksınız. Beşiktaş – Eczacıbaşı maçında aynı şeyleri umarım yarın görmeyiz. Saygılarımla…
Metin Timur TÜFEKÇİLER
tanisyarielf@gmail.com
Evladıma miras bu sevda...!