- Kategori
- Anılar
Kaybolan şeyler, kavramlar ve sıcaklıklar
Kaybolan şeyler, kavramlar ve sıcaklıklar
Artık, kariyer piramidinde yer edinme, ayakta kalma, ekonomik istikrara ulaşma, belli hayat dengelerini kurma mücadelesi özellikle kırklı yaşlarda hızını kaybediyor. Bu aşamaya gelince de, yavaş yavaş hayatlarımızın muhasebesini yapmaya başlıyoruz. Tozlu anıları zihnimizden çıkarıyor, hayatımızın dökümünü ortaya koymaya başlıyoruz. Facebook’un çok popüler olmasının bir sebebi de, eski arkadaşlarımızı bulma temelli bir geriye bakış ihtiyacından kaynaklansa gerek…
Hayatlarımız bir bakıma çok kolaylaştı. 1984 yılında öğrenci iken, yurtdışı gezisi için pasaport çıkarmak için bir ay beklediğimi hatırlıyorum. Şimdi artık, birkaç günlük bir iş. Uçaklar ucuzladı, otobüslerde uzun zaman harcamaya gerek yok. Çamaşır makinesi, bulaşık makinesi bize emek ve zamandan tasarruf sağlıyor. İletişim de hayatımızı kolaylaştırdı, kolay ulaşıyor kolay ulaşılıyoruz. Fiziksel olarak hayatımız kolaylaştı, modernleştik, ancak toplumda da bir atomizasyon ve yalnızlaşma süreci hızla devam ediyor. Geçmişin, bazıları zorlukların simgesi olan, deneyimleri bir bir sahneden çekiliyor.
Bir otuz yıl öncenin komşuluk ilişkileri, özellikle büyük şehirlerde, kaybolmaya yüz tutmakta, bazı komşularımızı tanımıyoruz bile. Yani, komşuluk can çekişiyor. Hatırlayın, randevusuz çat kapı komşu ziyaretlerini.
Büyük marketlerin dayanılmaz çekiciliği, bakkal amca kavramını yok etti gibi. Leblebi tozu kaldı mı acaba?
Manyetolu telefonları bile bazı zaman özlüyorum. Bağlanmak için bazı zaman saatlerce beklerdik, ancak bence santraldaki operatör hanım ile ( biz çocukken bir abla idi bizim için) diyalogda ( bazı zaman tartışma) bile bir sıcaklık vardı. Telefon santral memureleri de çekildi sahneden.