- Kategori
- Kültür - Sanat
Kayıp giden yıldızlar ve Muzaffer Akgün

Bizim yaşıtımız arkadaşlar sosyal medyada bulundukları yerlere sık sık gençliğimizdeki unutulmaz şarkıcıların şimdiki nesil tarafından da zevkle dinlenen şarkılarını koyarlar. Amaç biraz nostalji, biraz eskiye özlem ve biraz da onlara karşı bir vefa duygusudur.
Muzaffer Akgün'ün de vefat ettiğini bir internet sitesinde az önce öğrendim. 1930 İstanbul doğumluymuş. Allah rahmet eylesin.
Radyoda ve taş plakta ''Kışlalar doldu boşaldı bugün'' isimli uzunhava türküsü ile uzun askerlik yıllarında asker hasreti çekenlerle, sıla hasreti çeken askerlerin ilacı olmuştu yıllr yılı.
Türküleri ile 1960 ların en sevilen, radyoda ise en çok dinlenen sanatçısıydı. Yaz dönemi yazlık sinemalarda konserler olurdu.
Kendisini Kızıltoprak karakolu yanındaki yazlık sinemada dinlemiştim çocukken. ''Çakmağı çak'' isimli türküsünü söyleyeceği zaman elektrik kesilir, çakmaklar fora olurdu. Bu sinemanın diğer yanında da oduncu ve odun yığınları vardı. Bülent Ersoy'un, çocukken Müzeyyen Senar'ı dinlemek için ''o odun yığınlarının üstüne çıkardım'' dediği sinema bu sinemaydı. Yoğurtçu Park sinemasıydı sanırım adı ama biz bu nedenle oraya ''odun sineması '' derdik kestirmeden.
Bu dünyadan bir yıldız daha kaydı gitti sessiz sedasız. Zamanında halkın gönlünde taht kuran insanların bu dünyaya sessiz sedasız vedası aslında şaşırtıcı değil. Onlara boşuna yıldız denmiyor. Yıldızlar bir görünüyor bir kayboluyor. Işıkları hiç sönmeyecek gibi ama kısa. Eskidiklerinde devir o devir olmadığından unutulup gidiyorlar diğer nesiller tarafından.
O zamanlar halkın en büyük eğlencesi ve sosyal aktivitesi olan yazlık sinemalarda film seyrederken zaman zaman gözümüze kayıp giden yıldızlar takılırdı. Kayardı yıldızlar.
Ve büyülkerimiz bize her insanın bir yıldızı olduğunu, hayatı sona erdiği zaman yıldızının da kaydığını söylerlerdi. Daha sonra bunun bir tabiat olayından çok göz aldatmacısı olduğunu öğrenmiştik ama şimdi yine de şu eski yıldızların sessiz sedasız vedası karşısında masum çocuk düşünceleri ne kadar doğru geliyor insana..
Kayıp giden yıldızlar, yol aldıkları meçhul sonsuzlukta , zamanında bir yıldız gibi parlayan bu insanların yaşam ve akibetii ile ne kadar benzerlik taşıyor.