- Kategori
- Öykü
Kedi dalaşı

Hikaye nisan ayı başında yağmış yağmurlar sonrası güneşli üçüncü gün başlar. Günde pazara denk gelmiştir. Şehirdeki insan için ele geçecek nadir fırsatlardan. Parklardaki yürüyüş alanlarında elinde bebek arabası, yanında eşiyle gezintiye çıkan insanlar. Salıncak ve kaydırak sırası için dünyanın en masum yarışını veren çocuklar. Kültürümüzde çocuksu olarak yer edinmiş bisiklet sürme işini güzel hava fırsatını yakalayınca anında değerlendiren orta yaş üstü insanlar. Şurada, az ötede yeni bir sevdanın kıvılcımlarını taşıyan, bir genç çift. Bankta gazete okuyan emekli amca, masaları kapmış, termosa doldurdukları keyifleriyle oradan buradan dedikodu yapan apartman sakini hanımlar. Kimi pamuk şeker, kimi mısır, kimi kuruyemiş satan seyyarlar. Ve bütün bu insan sesinin arasında haklı isyanını dile getirerek öten, bir oraya bir buraya konan kırlangıçlar.
Böylesi güzel bir günde parkı teğet geçerek alnı yerde ağır ağır düşünerek ilerliyordu. Tam bu esnada yanında yanından geçtiği konteynerde nedeni asla bilinmeyen bir sebeple kavgaya düşen kedilerin sesi korkuttu ve kendine getirdi. Evet, aradığı buydu, “İki kedi dahi böylesi bir ortamda huzurun önüne geçebiliyorsa şahsi kavgalar sorunlarda toplum huzurunu sekteye uğratabilir.” Bozkırın havası İnsana belki İstanbul gibi şiir ilhamı vermez ancak bütün bir idrakimize temeli bozkır atmıştır. İstanbul ise güzelleştirmiştir. İdrak için ilhamı, yönetim düşüncelerimizi, en haykırılası sevdalarımızı bozkırda yaşamışızdır diye düşündü tekrardan.
Aradığının, çarpıcı örneklemenin şüphesiz kedi kavgası olmadığını fazla uzun sürmeden anladı. Belki de gereken pazarın keyfini çıkarmaktır diyerek kitapçılar sokağına doğru yürümeye başladı. Kitapçılık memleketin en ilginç mesleklerinden biridir. Defolu kitabı ucuza satarak biraz sürümden kazanmaya, az birazda test kitaplarından para kazanıp tüm bunların yanında geleneksel bir sahafçılık yaşatmaya çalışan bir meslek erbabı. Sayıları yavaş yavaş azalan, bunun yanında daha çok “test center” e dönmeye başlamış dükkânlar. Dükkân müşterileri ağırlıklı olarak yurdum sınavlarına çalışarak kariyer planlaması yapan öğrenciler. Hâlâ her şeyi eskisi gibi düşünmek isteyen orta yaş üstü eski tüfekler. Okumaya meraklı birkaç genç. Ve her yer ağırbaşlı kitap kapaklarından çok janjanlı test kitapları göze çarpan bir hüviyete bürünmüş durumda. Tüm bu dinginlik ve telâşe arasından geçti gitti evinin sokağına doğru. Aklı hala “kedi dalaşı”ndaydı. Tıpkı kitapçılarda ki yaprak test ile roman kavgası gibi.