- Kategori
- Tarih
Kemalistlerle antlaşmaya varılamaz. Çünkü onlar...

Özgürlük ve bağımsızlık ateşi ile yanıp tutuşan bir avuç Türkün hayali gerçek olmuştu. Böylesine imkânsız hayali ancak onurlu ve namuslu vatanseverler görebilirdi.
Onlar ;
"Hayal etmişler ve başarmışlardı.."
Ulusal Kurtuluş Savaşının en kısa ve net özeti sanırım budur...
...
Ancak meydanlarda kazanılan bu amansız savaşların sonucunda diplomasi alanında aşılması gereken bir engel daha vardı.
Lozan...
Lord Curzon, Lozan görüşmelerine başlarken kendinden emin ve oldukça rahattı. Osmanlının yıllardır süren teslimiyetçi anlayışından yüz bulmuş, kibirli bir görüntü arz ediyordu.
Ancak Lozan'a gelen Türkler, Sevr'i imzalayan Osmanlılara hiç benzemiyorlardı. Çetin ceviz çıkmışlardı. Hiç alttan alır yanları yoktu. Lord Curzon'unun her hamlesine ustaca yanıt vermişler, dik ve onurlu bir duruş sergilemişlerdi.
Ve orada Lord Curzon'un İsmet İnönü'ye söyledikleri ;
"Bir neticeye varacağız ama biz memnun ayrılmayacağız. Hiçbir işte bizi memnun etmiyorsunuz. Hiçbir dediğimizi, makul olduğuna, haklı olduğuna bakmaksızın kabul etmiyorsunuz. En nihayet şu kanaata vadık ki ne redderseniz hepsini cebimize atıyoruz. Memleketiniz haraptır. İmar etmeyecek misiniz? Bunun için paraya ihtiyacınız olacaktır. Parayı nereden bulacaksınız? Para bugün dünyada bir bende, bir de yanımdakinde. Unutmayın ne reddederseniz hepsi cebimdedir. Nereden para bulacaksınız? Fransızlardan mı? Para kimsede yok. Ancak biz verebiliriz. Memnun olmazsak kimden para alacaksınız? İhtiyaç sebebiyle yarın para istemek için karşımıza gelip diz çöktüğünüz zaman bugün reddettiklerinizi cebimizden birer birer çıkarıp size göstereceğiz"
İşte ta 1920'li yıllardan günümüze kadar gelen ancak hiç değişmeyen emperyalist anlayış...
Yıllar geçer, aktörler değişir, söylemlerinde azıcık bir esneme asla ve kat'a mümkün olamaz. Anlayış kesinlikle değişmez, değişemez...
...
Bağımsızlığımızı bize altın tepsi içinde sunmadılar. Biz aldık... Deyim yerindeyse " söke, söke..."
Önce "sathı müdafaa" nın tüm mevzilerinde sonra Lozan'da masada zafere ulaştık.
Çok kayıp verdik, çok hırpalandık, "hariçten ve dahilden" çok darbe aldık.
"İngilizlere meydan okuyoruz. Bu en büyük küfürdür."
diyen Divitli Eşref Hocaları,
<ı>"Avrupa ile başa çıkmayı yüzyıllardan beri Asya'nın hangi hangi kavmi başardı ki biz başarabilelim?" ı>
diyen Ali Kemalleri gördük. (Ne hazindir ki görmeye devam ediyoruz..)
Ancak yılmadık ve kazandık.
Bizler, özgürlüğün ve tam bağımsızlığın ne anlama geldiğini çok iyi biliyoruz ve bildiklerimizi bizden sonrakilere aşk ile şevk ile anlatmaya devam edeceğiz.
...
İşgal yıllarında İngiltere'nin istanbul Yüksek Komiseri olan Sir Horace Rumbold'un Dışişleri Bakanı Lord Curzon'a söyledikleri ile noktalayalım;
"Kemalistlerle anlaşmaya varılamaz. Çünkü Anadolu'nun tam bağımsızlığını istiyorlar."