​ Kendi cenazeme katıldım! / İlişkiler / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

20 Kasım '06

 
Kategori
İlişkiler
 

Kendi cenazeme katıldım!

Kendi cenazeme katıldım!
 

İlginç bir başlık değil mi? Umarım öyle bulmuş şu an okuyorsunuzdur bu yazılanları.

Bir çıkarınız olmaksızın –ki buna aşk da dahil- sabah kalktığınzda, kime bir mektup yazmayı, vazgeçtim mektuptan bir pusula yazıp “ senin gibi bir insanı tanımaktan dolayı ne kadar şanslıyım. Arkadaşım seni gerçekten çok seviyorum. İyi ki yaşamımda varsın” dediniz. Ya da ‘Arkadaşım’ yerine anneciğim, babacığım, kardeşim, Büyükanneciğim, büyükbabacığım, neneciğim, dedeciğim, teyzeciğim, halacığım, dayıcığım,Amcacığım, enişteciğim, kuzenim, eltim, görümcem... dediniz..

Yakın bir geçmişe kadar bunu yapmadığım farkettim. Geçtiğimiz günlerde Büyükbabamı kaybettik. Yılbaşında dalyasını kutlama hazırlıklarındaydı en büyük teyzem. Herkesi toplayacaktı Samsun’a ve 100 yaşına basan büyükbabam ile belki de son görüşmemiz olacaktı o buluşma. Görüşemedik. Mustafa Kemal holiganıydı ve 10 Kasım günü kaybettik onu.

Cenazesine gidemedim parasızlıktan ve utancımdan. Oysa başkası benzer bir şey söylese ne kadar ayıplar “ Yuh yani bi yüz milyon borç isteyecek biri dahi yokmuy du ?” der kınardım mutlaka.. İçim öylesine yanıyor ki, anlatmaya sözcük bulmak zor. “ Keşke” diyorum kendimle kaldığım anlarda “ Keşke haftada bir kez olsun arasaydım. Sesimi duyamasa da kulaklığının çınlamasından ve kulaklığı çıkardığında kulağının işlevsizliğinden , kuzenimin eşi ona benim olduğumu söylediğinde “ Aslan torunum bak yine aradı” diye mutlu olacaktı. Ona bu kadarcık sevinci bile yaşatamamış biri olarak utanıyorum. Utanç neyi çözecekse?

Sonra Annem geliyor aklıma ve babam ve kardeşim ve tüm sevdiklerim karmaşık bir listeyle. Ama birbirine bağlı olarak.

Bir kalp krizi sonucu ölüyorum. Cenazem başında ağlayanları düşünüyorum. Ardımdan dökülen gözyaşlarını ve dövünmeleri. En çok anam ağlıyor ve kızım sinir krizleri geçiriyor. Oğlum, ‘erkekler ağlamaz’ modunda kendini sıkmaktan perişan ve Karım “ Ben sensiz ne yapıcam” diyor, başka bişey demiyor vurulan sakinleştiricilerin etkisiyle yarı sarhoş,yarı uykulu...

Bir kalp krizi sonucu ölüyorum. Bedenim evimin salonunda tam ortada yerde yatıyor. Üzerimde en sevdiğim battaniye ve göbeğimin tam üstünde bir makas, bir bıçak... Duyan geliyor, her yeni gelen de çığlıklar sarıyor evin içini kulak delen. Babam, Kayınbabam, kardeşim, kayınbiraderim başucumdalar. Haberi alan arkadaşlarım kara tren katarı sökün ediyorlar ardı sıra.Bacanağım gelen gideni karşılayıp yolcu etmekle meşgul. Ankara’dan , İzmir’den, Samsun’dan sökün etmiş geliyor birinci derece akrabalar. Kadınlar ağlıyor ellerinde mendil, erkekler daha metin görünme ve kadınlarını idare etme ödeviyle görevlendirmişler kendilerini..

Bir kalp krizi sonucu ölüyorum. Sabah belediye hopörleri anonsa başlıyor. İnsanlar işlerini güçlerini bırakıp benimle helalleşmeye geliyorlar. Herkes hakkımda o kadar güzel şeyler söylüyor ki “ Vay be ben neymişim “diyorum. “Keşke bunları daha önce yüzüme söyleselerdi ne kadar mutlu olurdum” diye ekliyorum.

Ve karar veriyorum. Şu andan tezi yok tüm sevdiklerimi arayıp seslerini duymalıyım ve hiç olmazsa en az ayda bir “ senin gibi bir insanı tanımaktan dolayı ne kadar şanslıyım. Arkadaşım seni gerçekten çok seviyorum. İyi ki yaşamımda varsın” diye yazmaya karar veriyorum. Ne mutlu ki halen nefes alabiliyorum ve sevdiklerimde öyle. Onları kaybettikten sonra pişman olmanın ne anlamı var ki...

Şu an diyorum ki ‘İyi ki kendi cenazeme katıldım’

 
Toplam blog
: 126
: 1276
Kayıt tarihi
: 10.09.06
 
 

48 yıldır yaşıyorum.Gazeteciyim, müzisyenim, babayım... Önce insan ve iyi bir yurttaş olabilme çab..