​ Kendi kendime / Deneme / Milliyet Blog
Mlliyet Milliyet Blog Milliyet Blog
 
Facebook Connect
Blog Kategorileri
 

21 Haziran '13

 
Kategori
Deneme
 

Kendi kendime

Kendi kendime
 

Hayatınıza ne kadar yön verebilirsiniz?

Ya da şöyle söyleyeyim, hayatınızda neleri istediğiniz şekilde yapabilirsiniz?

Elimizde olanlarla yetinmek mi daha caziptir yoksa elimizden gelenlerin dışına çıkmak mı?

Sorular, sorular hep sorular...
Aslında hayatın tümü soruyla dolu, bizler cevapları arayan kocaman bir konseyiz.

Ailemizi seçemiyoruz, adımızı seçemiyoruz hatta bir çok hayatımıza giren kişiyi seçemiyoruz... Karar veren bir konseyde ya hayat düzeni oluyor ya da kalbimiz.

Mantık ile hareket ettiğimiz ne de az alan var, kendimizi özgür olduğumuza inandırarak yaşıyor.
"Ben bunu yapacağım!" Dilimizden eksik olmayan bir emir cümlesi, kendimize bile emir verirken neyin özgürlüğünden bahsediyoruz? Adımı bile seçemediğim bir düzende neyi tartışıyoruz?

Belki bir çoğunuza saçma gelecek, bir kısmınız da belki mantıklı bulacak yada tam tersi olacak.
Bunu da bilmiyorum, bilemediğim bir çok şey gibi. Öğrenmek istediğim ve uğruna bir çok şey yaptığım gibi.

Kurmak istediğim düzen ters gittiğinde "vazgeçmek" cazip geliyor ve her seferinde bir adım uzaklaşıyorum hedefimden, bazıları hırslıdır. Hırs kötü ve iyi olmak üzere ikiye ayrılır bunu bir çok kişi bilir. Zarar vererek kazanılan bir de gerçekten isteyip, hatalara boyun eğmeden yürüyenler vardır.

Hayatım boyunca hırsım tek bir alanda oldu.
Herkesin vardır elbette bir takıntısı ve hırs yaptığı ya da yaptıkları. Kötü hırs veya iyi hırs; önemli olan başarı.

İş hayatı, aşk hayatı ve aile yaşamı. Daha alt başlık altında sıralanabilecek bir sürü şey...

Şimdi ağlamamak için zor duruyorum, kendimi hep ayakta tuttuğum nedenler az gelince üzerine yenilerini ekliyorum çünkü biliyorum; ya çaresizim ya da çare benim.

Günlerdir ne yazacağımı bilmeden açtığım şu sayfa bana bomboş geliyor yazdıkça. Daha da hatta daha da yazmak istiyorum.

Sizleri tanımıyorum fakat sizleri seviyorum; sizler benim kalemimin en güzel yanısınız.
Ben bugün bu sorunları yaşarken, benden daha fazlasını yaşayanların olduğunu biliyorum
Benim yaşadığım sorun bir çok sorunun yanında belki çok küçük...

İnsan hayatı bu değil mi? Hep en küçük sorunu kendimize işkence haline gelene kadar büyütmek.
Büyük bir sorun olduğunda da sabrı kendimize kural edinmek.

Şimdi önümde boş bir sandalye, tam denizin ortasında; ya yüzerek gideceğim sonra orada dinlenirken keyfini yaşayacağım ya da o sandalyeyi dalgalara kurban edeceğim. Yalnız kalmak istediğimde kaçacak bir yerim de olmayacak, kaçtığımda dinlenecek bir yerim de.

Denize aşık bir kızım ben, hırçın dalgalardan korkmadığım gibi beni yutmasından da korkmuyorum. Biliyorum o dalgalar beni daha da ileriye itecek ve su yüzüne çıkartacak... Bana el değmemiş bir koy bağışlayacak, belki de eşsiz bir ada.

Gülmeme de izin verecek, ağlamama da... Sevmeme de, nefretime de... Kaybederken kazanmama izin verdiği gibi...

Ve ben...
Boş sandalyeyi dolduran başarılı bir kadının gururunu yaşarken dinleneceğim. Yorgunluğum tatlı gelecek, batan güneş ıslanan saçlarımı kuruturken bir yandan ısıtacak rüzgardan kaçan bedenimi.

Ve mutluluk!
Benden vazgeçemeyecek kadar birleşecek benimle, kanıma karışacak... Bedenim mutluluğun verdiği hazın fazlalığından dans ederken gülümseyeceğim, yeniden ve yeniden...

Sizler bensiniz, ben sizim... Yazımdaki ben aslında sizsiniz.

Sadece bunun farkına varın, isteyin ve başarın! Korkmayın, herhangi bir başarının getirdiği mutluluğun hazzıyla dans edecek bedeniniz; hiçbir müzik yada şakı keyif vermeyecek sizin notalarını hedefe yürürken yazdığınız ve başarınızla bestelediğiniz şarkı kadar...

Sevgiyle kalın.

 
Toplam blog
: 53
: 633
Kayıt tarihi
: 25.01.13
 
 

Eski bir romanın yırtılmış sayfasındaki cesur kadınım, özgürlüğün düşüncelerde sınırsızlık olduğu..